fbpx
Connect with us

Bilim

Okyanuslarda Tropik Fırtınalar Patladı, Şu Anda 6 Tanesi Aktif

Published

on

Amerika’yı vuracak olan Florance fırtınası haricinde okyanuslarda bir çok farklı fırtına patlak verdi. Kuzey Yarımküre, bir gece içerisinde kasırga ve tayfunlarla sarıldı. Kuzey Atlantik’te üç fırtına meydana gelirken – Kasırga Florance bunlardan bir tanesi –tropik fırtınalar geçmiş dönemlere göre patlama yaptı. Pasifikte ortaya çıkan Süper TyphoonMangkhut, dünyanın en yoğun tropik siklonudur ve saatte 170 mil (saatte 273 kilometre) rüzgarortaya çıkarmaktadır.

Atmosferdeki rüzgarlar çok güçlü ise gelişmekte olan bir fırtınayı parçalayabilir.İronik olsa da bir fırtınanın ortaya çıkabilmesi için sakin rüzgarlar gerekmektedir. Atlantik’teki rüzgar mevsimsel düzeylere göre minimum seviyede seyrederken, bir dizi fırtına meydana geldi ve bunlar oldukça büyüdü. Ulusal Hava Servisleri fırtına bölgelerini araştırmak için keşif uçakları gönderiyor. İki hafta öncesine kadar ortalamanın altında olan rüzgar seviyeleri iki hafta içerisinde istikrarsız bir seviyeye yükseldi. Neredeyse aniden bir anahtar çevrildi ve sonuçlar muazzam boyutlara ulaştı.

Kategori 4 düzeyinde bir kasırga olan Florance, Carolinas sahiline doğru ilerliyor. Atmosferdeki dümen akımları bu haftasonu gevşerken, Florance’insüratini artırarak kaygıları büyütüyor ve felaket yağışlar üretiyor. Atlantik’teki diğer bir fırtına olan Helene, Cabo Verde’nin batısında yer almaktadır ve Kategori 1 düzeyinde bir kasırgadır.Saatte 90 mil (saatte 144 kilometre) rüzgarlara sahiptir. Bu fırtına oldukça etkileyici bir yapıda olsa da açık okyanus üzerinde kalması muhtemel görünüyor. Muhtemelen Avrupa’daki bazı yerler hafta ortasına doğru şiddetli yağışlara maruz kalacak. Diğer bir fırtına olan Isaac de orada dönüyor. Tropik fırtına,Karayipler’de Küba ve Porto Riko’nun güneyinden geçmeden önce saatte 60 mil (saatte 96 kilometre) rüzgarlarla LesserAntilleri’ne vuracak. Aynı zamanda Atlantik’te iki ek sistem izlenmektedir. Yucatan Yarımadası’nın hemen deniz kıyısında yer alan bir rahatsızlık hafta sonu itibariyle tropik bir çöküntü haline gelebilir. Azor’un birkaç yüz mil güneybatısındaki ek bir düşük basınç dalgası da önümüzdeki birkaç gün içinde tropikal veya subtropikal özellikler geliştirebilir, ancak herhangi bir kara parçasına anında bir tehdit oluşturmaz. Eğer Atlantik’teki diğer iki sistem tropik fırtınaya dönüşürse, aynı anda beş siklon olabilir. Bu sadece bir kez oldu – 10 ile 12 Eylül 1971 arasında.

Pasifik’in içindeki Süper TyphoonMangkhut, saatte 170 mil (saatte 274 kilometre) ila 200 mil (322 km) rüzgar üretiyor ve bu dev dalgalara sebebiyet veriyor. Canavar fırtınanın kuzey Filipinlere Cuma günü vurması bekleniyor. Çin kıyılarında gizlenen tek fırtına bu değil. Tropik Fırtına BarijatÇarşamba günü Hong Kong’un güneyinden geçecek. Kategori 1 düzeyindeki fırtınadan şehrin etkilenmesi bekleniyor. Hawaii de kendi Pasifik tehdidi ile uğraşıyor. Tropik Fırtına Olivia, takımadaları çeşitli noktalarda 15 inç (38 santimetre) yağmur vuruyor. Sadece iki hafta önce Hawaii, tüm zamanların fırtına kaynaklı toplam yağış miktarında rekor kırdı. HurricaneLane isimli fırtına 52.02 inç (132.1 santimetre) yağmura sebebiyet verdi. Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin Hawaii’yi daha fazla fırtınayla karşı karşıya bırakacağı düşünülüyor. Meksika’nın batısında bir sistem daha görülse de bu sistemin fırtınaya dönüşmeyeceği düşünülüyor. Birikmiş Siklon Enerjisi veya ACE, fırtınaların süresini ve yoğunluğunu birleştiren bir metriktir.

Kuzey Yarımküre genelinde, yılve tarihbakımından ortalama değerlerin %159 üzerinde seyretmektedir. Eylül ayı ortalarında bu aktivite artışı büyük bir sürpriz değil. Önemli havzaların her birinde tarihsel faaliyetin zaman çizelgesine bakarsak, yılın bu zamanı fırtınalara yabancı değildir:Batı Pasifik, yılın herhangi bir ayında fırtına görebilir ancak Temmuz ile Ekim arasında geniş bir zirveye sahip. Doğu Pasifik’te kasırga sezonu uzun değildir (Kasım ortasından Mayıs sonuna kadar) ve Ağustos ve Eylül aylarında geniş bir zirveye ulaşmaktadır. Atlantik Okyanusunda fırtına mevsimi kısadır (Haziran-Kasım) ve Eylül ayının ilk yarısında çok daha dar bir zirveye ulaşır. Şu anda, tüm bu havzalarda tropik fırtına aktivitesi tipik olarak yükseliyor.Ancak bu aktif zamanda bile, bu yıl normalden daha yoğun.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/super-typhoon-mangkhut-north-atlantic-hurricane-florence-helene-isaac-shown-up-overnight

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Vardiyalı Uyku, Beynimize ve Vücudumuza İlginç Şeyler yapıyor

Published

on

Yapılan araştırmalar, uykunun vücutlarımızı nasıl etkilediğine dair birçok şeyi anlamamızı sağladı. Şimdiyse yeni bir araştırma, bunlara yenisini ekliyor: Öğleden sonra kestirmek; ruh halimiz, hafızamız ve diğer algısal işlevlerimiz için iyi olabilir fakat bu aynı zamanda, glikoz seviyelerinin yükselmesiyle de ilişkilendirilmiş. Yapılan yeni araştırmada, özel olarak genç öğrenciler incelenmiş. Bu grup, uyku kalıplarının düzensiz olmasıyla biliniyor. 15-19 yaşındaki 59 öğrenci, her 24 saatte bir 6.5 saatlik uykuyla sınırlandırılmış. Bu öğrencilerin yarısı, geceleyin devamlı olarak uyuyacak; diğer yarısı ise, geceleyin 5 saatlik uykunun üstüne 90 dakikalık bir kestirme yapacakmış. Gün boyunca yürütülen testlere göre; öğleden sonra kestirme yapanlar, sağlığın daha iyi olmasıyla ilişkilendirilebilecek çeşitli alanlarda daha yüksek puan almışlar: Daha olumlu hissetmişler, uykularını daha iyi aldıklarını düşünmüşler ve çeşitli bellek ile algı testlerinde daha iyi iş çıkarmışlar.

Araştırmacılardan biri olan ve Singapur’daki Duke-NUS Tıp Fakültesi’nde sinirbilimci olarak görev yapan Michael Chee, şöyle söylüyor: “İlginç şekilde, uyku kısıtlaması şartları altında; bölünmüş uyku grubunda yer alan öğrenciler, devamlı olarak 6.5 saat uyuyan akranlarına göre atiklik, dikkatlilik, çalışan hafıza bölümü ve ruh hali konusunda daha verim sergilediler” “Bu bulgular ilginç; çünkü 24 saatte ölçülen toplam uyku süresi, aslında birinci grupta daha düşük.” İki vardiyaya bölünmüş, 6.5 saatlik benzer bir uyku tarifesini kendiniz için planlamadan önce şuna dikkat edin: 2016 yılında yapılan önceki bir çalışmada araştırmacılar, her gece kesintisiz şekilde 9 saat uyuyan insanlarla karşılaştırıldığı zaman, bu insanların verim ile ruh hallerinin genel olarak daha kötü durumda olduğunu bulmuşlar.

Ayrıca yukarıda belirttiğimiz gibi, kandaki glukoz seviyeleri de, vardiyalar halinde uyuyan grupta daha yüksek çıkmış; bu durum, tip 2 diyabet için bir tehlike etmeni oluşturuyor. 6.5 saat sürekli şekilde uyuyan grup ile 2016 tarihli çalışmada her gece 9 saat uyuyan grup arasında, kandaki glukoz seviyeleri bakımından önemli bir farklılık yokmuş. Bu önemli bir ayrım, çünkü daha önce yapılan bazı araştırmalarda, düzenli bir kestirme süresinin, gece uykusuna ilaveten faydalı olabileceği öne sürülmüş olsa da; metabolik ve algısal etki yönünden inceleme yapılmış araştırmaların sayısı az. Bu metabolik tepki, yeni çalışmanın ardındaki araştırmacılar için önemli bir odak noktası olmuş. Çünkü, uyku eksikliği ile diyabet gelişimi tehlikesi arasında muhtemel bir bağlantı olduğunu zaten biliyoruz.

Ancak burada her ne kadar küçük ve sınırlı bir örnekten bahsetsek de; kestirme yapmanın, uykumuzun tamamını gece aldığımız zamana göre glukoz seviyelerini daha yükseğe çıkarması muhtemel (ruh hali ve algısal verim yönünden faydaları olmasına rağmen). Fakat nihayetinde bu çalışma, ne şekilde bölerseniz bölün, her 24 saatte bir eksik şekilde uyumanın iyi olmadığını söylüyor; özellikle de, hâlâ gelişmekte olan genç beyinler için. En azından bu yaş grubunda olanlar için en iyisi, her gece ortalama 9 saatlik bir uyuma süresi. Araştırmacılar şu sonuca varıyor: “Onlara verilecek en iyi tavsiye, geceleyin önerilen miktarda uyumalarıdır.”

Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN

Kaynak: https://academic.oup.com/sleep/advance-article/doi/10.1093/sleep/zsz037/5316239

Continue Reading

Bilim

Vücudumuz, hangi elementlerden oluşuyor? Ölen hücreler ne oluyor? Hücreler yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz?

Published

on

İnsan vücudu çok sayıda elementten oluşuyor. Bunların başlıcaları hangileri? Hücrelerimizin ömrü ne kadar? Ölen hücreler ne oluyor? Hücrelerimiz yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz? Evet, vücudumuz en az 25 elementten oluşuyor. Ancak vücut kütlemizin yüzde 99’a yakınını 6 element oluşturuyor. Bunlar:

  • Oksijen %65
  • Karbon %18
  • Hidrojen %10
  • Nitrojen %3
  • Kalsiyum %1,4
  • Fosfor %1,1

Geri kalan yüzde 1’5 kısmı ise Potasyum, Sülfür, Sodyum, Klor, Magnezyum ve eser miktarda Bor, Krom, Kobalt, Bakır, Flor, İyot, Demir, Manganez, Molibden, Selenyum, Silikon, Kalay, Vanadyum ve Çinkodan oluşur. Bu elementler, vücudumuzu oluşturan 37 trilyon kadar hücrenin yanı sıra, hücre zarının dışında kalan hücre dışı yapılarda da bulunur. Ortalama bir erkek vücudunun yüzde 60’ı sudur. Bu 42 litreye tekabül eder. Bunun 23 litresi hücrelerin içinde, 19 litresi ise hücre dışında yer alır. Hücre dışı suyun 8,4 litresini dokular arası sıvı, 3,2 litresini ise kan plazma sıvısı oluşturur.

hücre

Hücrelerin ömrü ne kadar?

Vücudumuzdaki hücreler ortalama 7-10 yılda bir yenilenmekle birlikte, her hücrenin ömrü aynı uzunlukta değildir.

Nötrofil hücrelerinin ömrü (kandaki bir tür akyuvar) sadece iki gün iken, göz lensinin ortasında yer alan hücreler ömür boyu bizimledir. Hatta beyin hücrelerinin ömrü bizimkinden çok daha uzundur.

2013’te araştırmacılar yaşlı farelerden aldıkları nöronları daha uzun ömürlü sıçanlara nakletmiş ve iki fare ömründen çok daha uzun yaşadığını görmüştü.

İşte bazı hücrelerin ömrü:

  • Beyin hücresi: 200+ yıl
  • Göz lensi hücresi: Ömür boyu
  • Yumurta hücresi: 50 yıl
  • Kalp kası hücresi: 40 yıl
  • Bağırsak hücresi: 16 yıl
  • Kas hücresi: 15 yıl
  • Yağ hücresi: 8 yıl
  • Hematopoetik (kan yenileyici) kök hücre: 5 yıl
  • Karaciğer hücresi: 10-16 ay
  • Pankreas hücresi: 1 yıl

Ölen hücreler ne olur?

Vücudumuzun dışında veya sindirim sistemimizde yer alan hücreler öldüğünde vücuttan atılır.

İçerdeki ölü hücreler ise vücudumuzu hastalıklardan koruyan akyuvarlar tarafından tüketilir. Ölü hücrelerden sağlanan enerjinin bir kısmı yeni akyuvar hücrelerinin yapımında kullanılır.

Hücrelerimiz yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz?

Vücudumuzda akyuvar hücreleri gibi kimi hücreler sadece birkaç saat yaşarken, deri hücreleri birkaç hafta, beyin hücrelerinin çoğu da on yıllarca yaşar.

Ancak birçok hücre yenilense de, bunun gerçekleşmesini sağlayan süreçlerde zamanla aksamalar olur. Hücre üretimi için talimatları taşıyan DNA’lar zamanlar hasar görür ve hücre bölünmesini engeller. İşte bu duruma yaşlanma diyoruz.

Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN

Bu makale Science Focus dergisinden derlenmiştir.

Continue Reading

Bilim

Rüya gören beyin hafızayı koruyor

Published

on

Bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, rüya gören beynin hafızayı koruduğunu ortaya koydu. Science bilim dergisinde yayımlanan makaleye göre uykunun rüya görülen kısmı olan, gözlerin hızlıca oynatıldığı REM aşamasında ritm bozulursa hafıza kayıpları yaşanabiliyor. Fareler üstünde yapılan deneylerde beyin fonksiyonları REM sırasında durdurulan fareler, hemen ardından yapılan hafıza testlerinde başarısız oldular. REM uykusu sırasında insanlar rüya görüyor ancak rüyaların, yeni anıların yerleşmesi konusunda önemli olup olmadığı bugüne kadar yanıtlanmamıştı.

Son araştırmalar REM dışı derin uykuya odaklanmıştı. Derin uyku sırasında beyin hücreleri hafızayı güçlendiriyor ve o günkü tecrübeleri yeniden yaşatan çeşitli kalıpları ateşliyor. REM uykusu sırasında gözlerimiz hareket ediyor ve kaslarımız gevşiyor ama beynin tam olarak ne yaptığı gizemini koruyor. Bu uyku türü tüm hayvanlar dünyasında, memelilerde, kuşlarda hatta sürüngenlerde bile görülebiliyor. Özellikle de hayvanlarda REM aşamaları çok kısa süreli olduğu için ve diğer komplikasyonlar nedeniyle bu uykunun etkilerini ölçmek zor. REM uykusuna dalmış insanları ve hayvanları uyandırmak strese ve hafıza testlerini de bozan sorunlara neden oluyor.

REM uykusu hafızayı güçlendiriyor

Kanada’da McGill Üniversitesi’nde çalışan Dr. Sylvain Williams doğrudan uyuyan beyne müdahale etmeye karar verdiklerini söylüyor. BBC’ye konuşan Williams “Farelerde REM uykusunu bozmak için bir yöntem kullandık” dedi. “Optogenetics” adında bir sistemi kullanan Williams ve ekibi, farelerde belli sayıda bir hücreye, beyinlerine yerleştirilen minik bir optik fiber sayesinde ışık tutmuşlar. Araştırmacılar ışığı yaktıklarında “teta titreşimleri” adı verilen belirli bir beyin ritmi büyük ölçüde azalmış. Eğer bu müdahale farenin REM uykusuna denk gelmişse bunun sonuçları olmuş.

Dr. Williams “REM uykusundaki faaliyeti durdurmak, özellikle hafızanın oluşması ve güçlenmesini engelliyor” diyor. Örneğin yeni bir nesneyle bir gün önce gördüğü nesne aynı anda fareye gösterildiğinde, fare tanımadığı nesneye odaklanacağına her ikisini de inceliyor. REM uykusunun yeni anıları yerleştirmesi için kritik olduğu görülüyor. Williams, bunun yanıtladığından daha çok soru yarattığını söylüyor. Eğer derin uyku hafızayı güçlendiriyorsa REM uykusunun asıl görevi ne?

Williams, “Şu anda iki aşama arasındaki farkı bilmiyoruz. Ama REM uykusunun ana bir rolü olduğunu öğrenmek şaşırtıcı bir haber” diyor. Araştırma bunama ve diğer hafıza sorunları yaşayan hastalarda incelenmeye değer olabilir. Williams, “Özellikle Alzheimer hastalarında bu normal faaliyetin nasıl etkilendiğini ve hafıza bozulmalarına nasıl katkısı olduğunu görmek ilginç olabilir” diyor.

Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Kaynak: https://www.bbc.com/news/science-environment-36275143

Continue Reading

Öne Çıkanlar