fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Pi Sayısı İçin Klasik Bir Formül Hidrojen Atomlarında Saklıyken Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

2015’e baktığımızda, bilim insanları kuantum fiziği dünyasında ilk defa pi sayısı için klasik bir formül olan çok şaşırtıcı bir şey keşfettiler.
Pi sayısı bir çemberin çevresi ve onun çapı arasındaki orandır ve bu oran kuramsal matematikte inanılmaz şekilde önemlidir. Bilim adamları bu formülü bir hidrojen atomunun enerji seviyesini karşılaştırmak için kuantum mekaniğini kullanırken fizik dünyasının içinde saklı iken buldular.
Neden bu keşif bu kadar ilginçti? Çünkü bu formül, kuantum fiziği ve matematik arasında inanılmaz derecede özel ve önceden bilinmeyen bir bağlantıyı ortaya çıkardı.
O dönemin baş araştırmacılarından biri olan ve A.B.D.’de Rochester Üniversitesi’nde matematik profesörü olan Tamar Friedman “17. yüzyıldan, tamamen matematiksel bi formülün 300 yıl sonra keşfedilen bir fiziksel sistemi tanımlamasını büyüleyici buluyorum,” dedi.

Bu keşif, Rochester Üniversitesi’nde parçacık fiziği uzmanı Carl Hagen, öğrencilerine kuantum mekaniği ve bir hidrojen atomunun enerji evrelerine yaklaşmak için ‘değişim ilkesi’ olarak bilinen bir kuantum mekaniği tekniğini açıklarken yapıldı.
Bu değerleri geleneksel hesaplarla karşılaştırırken, oranlarda alışılmışın dışında bir eğilim olduğunu fark etti.
Friedmann’dan bu değişikliği araştırmak için yardım istedi ve hemen, bunun aslında pi sayısı için olan ve ilk kez fizikten türemiş olan Wallis formülünün bir belirtisi olduğunu fark ettiler.
Hagen, “biz aslında Wallis formülünü araştırmıyorduk ama o kucağımıza düştü,” dedi.
Friedmann ekledi ve “Wallis formülünü hidrojen atomu denklemlerinden çıkardığımızda bizim için tam bir sürpriz oldu ve sevinçten çocuklar gibi etrafta sıçramaya başladım,” dedi.
1655’ten bu yana Wallis formülün birçok kanıtı oldu ama bundan önce hepsi matematik dünyasından çıkagelmişti.

Aşağıda Wallis formülünün kitabı olan Arithmetica Infinitorum’un iki sayfasını görebilirsiniz:
Forbes Dergisi matematik yazarı Kevin Knudson, bunun neredeyse sihir gibi göründüğünü yazdı.
“Pi için olan bir formülün hidrojen atomunun kuantum mekaniği içerisinde gizlenmiş olması şaşırtıcı ve keyifli.”
“Friedmmann, doğanın 80 yıl boyunca bu sırrı sakladığını ama bunu ortaya çıkardığı için mutlu olduğunu belirtti.
Yardım edemiyoruz ama dışarda hâlâ kuantum mekaniği ve kuramsal matematik arasında saklı ne tür gizli bağlantılar olduğunu merak ediyoruz.
Sonuçlar Matematiksel Fizik Gazetesi’nde yayınlandı.
Bu makalenin bir versiyonu ilk olarak Kasım 2015’te yayımlandı.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/formula-for-pi-has-been-discovered-hidden-in-hydrogen-atoms

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, CRISPR ile DNA yerine RNA düzenleyebilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

CRISPR hiç şüphesiz yaşam bilimlerindeki çalışmalara büyük bir ivme kazandıracağı aşikar. Bu teknoloji ile çok kısa sürede sonuçlar alınmasının yanında maliyeti bakımından diğer teknolojilere göre çok daha uygun. CRISPR teknolojisi son 10 yıldır en çok ilgi duyulan gen düzenleme teknolojisidir. Bilim insanları, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile Deoksiribo Nükleik Asit (DNA) yerine Ribo Nükleik Asidi (RNA) hedef alabilen bir enzimin moleküler yapısının haritasını çıkarmayı başardı.

Techcrunch’ın haberine göre, ABD’de Salk Enstitüsünde görevli uzmanlar, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile RNA’nın hedef alınabileceği Cas13d enziminin moleküler yapısını ayrıntılarıyla saptadı. Çalışmanın, gen düzenleme teknolojisinde hücre içindeki fonksiyonların daha kusursuz yönlendirilmesine olanak sağlayacağına inanılıyor. Araştırmanın ayrıntıları “Cell” dergisinde yayımlandı. Münferit hücre içindeki kusurların ortadan kaldırılması için Cas9 enzimiyle DNA’nın hedef alındığı gen düzenleme teknolojisinin, sanılandan daha büyük genetik yıkıma neden olabileceğinden endişe ediliyor.

Bilim adamları, RNA’yı hedef alan CRISPR-Cas13d enzimiyle hücrelerin işlettiği mekanizmaların düzenlenebileceğini, genin üzerinde kalıcı ve potansiyel tehlike oluşturan değişiklikler yapılmayacağına işaret etti. Araştırma ekibinden Hanna Gray Fellow, “DNA sabittir, sürekli değişen, DNA’dan kopyalanan RNA iletileridir. Doğrudan RNA’yı kontrol ederek bu iletileri düzenlemek, hücrenin kaderini etkilemek açısından önemli olası sonuçlar barındırıyor.” ifadesini kullandı.
Kaynak: https://www.genengnews.com/gen-news-highlights/detailed-structure-of-crispr-enzyme-for-rna-editing-technology-described/81256259

Devamını Oku

Bilim

Ahtapot ve İnsan Beyni Arasında Benzerlik Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Johns Hopkins Üniversitesi’nden nörobiyolog Gül Dölen ve evrimsel biyolog Eric Edsinger, insanlar ve ahtapotlar arasında genetik bir benzerlik keşfetti. Araştırmada ahtapotlara, MDMA ve ecstasy adlı kimyasal ilaçlar verildi. Kimyasal ilacın etkisinde olan ahtapotlar, insanların MDMA ve ecstasy kullandıktan sonra verdikleri tepkinin aynısını verdi.

Laboratuvar sonuçlarında; ahtapot ile insan beyni arasındaki anatomik farklılıklara rağmen, serotonin taşıyıcı geninde moleküler benzerlikler olduğu tespit edildi. Ahtapotların ilaçlardan sonra mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşadığı gözlemlendi.

Gül Dölen ”İnsanlar da MDMA ve ecstasy alındığında mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşıyor. Ahtapotların ilaca verdiği tepkiler de aynen böyleydi. Bu sonuçlar sayesinde, psikiyatri ilaçları ve antidepresanların dozları daha verimli ayarlanabilecek.” dedi.(+Nörotransmitter: Nöronlar arasında veya bir nöron ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallara nörotransmitter denir.)
(+Serotonin: İnsanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Yapısal olarak monoamin grubuna girer ve triptofan aminoasitinden sentezlenir. )
Kaynak: https://www.sciencealert.com/california-two-spot-octopus-octopus-bimaculoides-prosocial-behaviour-mdma-ecstasy-serotonin?perpetual=yes&limitstart=1
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Probiyotik Bakterilerinin Şok Edici Sırrı: Elektrik Üretiyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Bugüne kadar, elektrik üreten bakterilerin çoğu garip ortamlardan gelmiştir.Ancak araştırmacılar hem mikrojen hem de probiyotik olmak üzere insan mikrobiyomunda 100’den fazla elektrik üreten değer bulmuşlardır. Bakterilerin elektrojenik yetenekleri, enfektivitede veya peynir ve yoğurdu nasıl fermente ettikleri açısından önemli olabilir.

Listeria bakterisi, hücre duvarları boyunca elektronları, her yerde bulunan flavin molekülleri (sarı noktalar) ile desteklenen küçük akıntılar olarak çevreye taşır. Mayınlar ve göllerin dibi gibi egzotik ortamlarda elektrik üreten bakteriler bulunurken, bilim adamları ev halkına daha yakın bir kaynağa yöneldiler: insan bağırsağı. Kaliforniya Üniversitesi’den bilim insanları, yaygın bir ishale neden olan bakteri Listeriamonocytogenes’in, bilinen elektrojenik bakterilerden tamamen farklı bir teknik kullanarak elektrik ürettiğini ve yüzlerce başka bakteri türünün de aynı süreci kullandığını keşfettiler.

Bu kıvılcım bakterilerinin çoğu, insan bağırsağı mikrobiyomunun bir parçasıdır ve birçoğu, gıda kaynaklı hastalık listeriyozuna neden olan ve aynı zamanda düşüklere de neden olabilen patojeniklerdir. Kangrene ( Clostridiumperfringens ) ve hastane kaynaklı enfeksiyonlara ( Enterococcusfaecalis ) ve bazı hastalıklara neden olan streptokok bakterileri oluşturan diğer bakteriler de elektrik üretmektedir.

Lactobacilli gibi diğer elektrojenik bakteriler, yoğurdun fermente edilmesinde önemlidir ve birçoğu probiyotiktir. Bu keşif bakterilerin bize nasıl bulaştığı konusunda çok şey söyleyebilir veya sağlıklı bir bağırsağa sahip olmamızı sağlayabilir. Aynı zamanda mikroplardan canlı piller oluşturmaya çalışanlar için oldukça sevindirici bir haber. Bu tür “yeşil” biyoenerjetik teknolojiler, örneğin atık arıtma tesislerinde bakterilerden elektrik üretebilir.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180912133442.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar