fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Gerçek Hayatta Süper Güçlere Sahip 7 İnsan

Yayınlandı

üzerinde

Kendinizi yetersiz hissettiğiniz zamanlar oldu mu? Kötü haber. İnanılmaz yetenekleriyle yıllardır insanları şaşırtan insanların listesini derledik. Başkalarından 100 kat daha renkli görme kabiliyetinden, bir hastalığı koklayabilme yeteneğine kadar insanlığın hiç bir eksiği yok. En inanılmaz olanlarından bazılarına bir göz atalım. O ya da bu şekilde geri kalanlarımızın sahip olmayı sadece hayal edebileceği özelliklere sahipler.
Buz AdamWim Hof, ”Buz Adam” olarak bilinen farklı bir atlet, eşsiz bir nefes alma tekniği sayesinde, aşırı soğuklarda hayatta kalabiliyor.Bunu bilinçli bir şekilde hipervantilasyon(kasıtlı derin nefes alma sonucu karbondioksitin ciğerlerden dışarı kaçması süreci) yaparak, kalp hızını ve adrenalini yüksek tutarak başarabilir. Bu ayın başlarında bir çalışmada, sinir sistemi aktivitesinde artışa yol açarak sıcaklığını sıradışı nefes alma metoduyla ayarlayabildiğini ileri sürdü.Her nasılsa, ekstrem koşullara dayanabilen atlet, 2011’de 1 saat 52 dakikalık dünyanın en uzun buz banyosunu yaptı. Ayrıca 2009’da Finladiya’da yaklaşık -20°C (-4°F) sıcaklıkta bir maratonu sadece bir şortla tamamladı. Everest Dağına da şortla tırmandı.
Gökkuşağı KadınConcetta Antico adında bir sanatçı tuhaf bir güce sahip. Sanatçı diğer insanlardan daha fazla renk görebiliyor. ”tetrakromat” olarak bilinen bu durum X kromozomunun iki farklı mutasyona uğramasından kaynaklanmaktadır. Çoğu insanın gözünde 3 tane bulunurken, bu insanların gözünde 4 koni olduğu anlamına geliyor. Mutasyon az karşılaşılan bir şey olmamasına rağmen, Avrupa’daki kadınların yarısı buna sahip olabilecekken böyle bir görme yeteneğine sahip olan bir kaç kişi kaydedildi. Antico’ya çakıl taşı kadar basit bir şey gösterdiğinizde ona gökkuşağı gibi görünebilir. Birçok insan 1 milyon renk görebiliyorken, onun 99 milyon renk gördüğü rapor edildi.
Herşeyi Yiyen Adam Michel Lotito adındaki Fransız bir şovmen, yirminci yüzyılda, yiyebilme kabiliyetiyle, neredeyse herşeyi yiyerek izleyicileri büyüledi.Bu bisikletleri, televizyonları, alışveriş kartlarını ve daha fazlasını içeriyor. Ama bunların arasında en büyük hüner 1980’de geldi. İki yılını alan 150 Cessna uçağını yiyerek bitirmeyi başardı.Bunu nasıl yapabiliyordu? Bilim insanları onun nadir görülen ”pica” adında bir durumu olduğunu düşünüyor. Bu cansız nesneler için iştahı olduğu anlamına gelen psikolojik bir durum. Görünüşe göre kalın mide astarı yaralanma olmadan bunları yemesini sağladı. Bazı hesaplarda 9 ton metal ve bir tabut yemişti – 2007’de doğal nedenlerle vefat etti.
Süper SamurayJaponya’dan Isao Machii, fark yaratan bir dövüş sanatçısıdır. Onun refleksleri, bir kılıçla ona ateşlenen bir BB silah mermisini kesebilecek kadar etkileyici. Sayısız Guinness dünya rekorunu elinde bulunduruyor, saatte 158.29 kilometre hızla bir kılıçla kesilmiş en hızlı BB pelet de buna dahil. Bunu nasıl yaptığına dair bir netlik yok ama gördüğü şeyi normal insanlardan farklı bir düzeyde işliyor gibi görünüyor. Her nasıl yapıyorsa, muazzam etkileyici.
Mega BellekMeşhur Sitcom Taxi filminin başrol oyuncularından, Marilu Henner sıradışı bir hediyeye sahip. Süper hafızaya sahip olan oyuncu hayatındaki neredeyse her anı detaylarıyla hatırlayabiliyor.Geçen yıl New York Times’a ” Araba kullanırken radyodan bir şarkı dinleyebilirim ve onu dinlediğim zamanların her anına flaş montaj gibi gidebilirim.” dedi. Hiperti- dinmesi, nörolojik bir bozukluk veya oldukça üst düzey otobiyografik hafıza (HSAM) adı verilen nadir bir durumu vardır. Nedenleri tam olarak net değildir, ancak anıları yeniden hatırlamak için daha güçlü temeller inşa edip diğer insanlardan daha sık anıları yeniden gözden geçirmesi nedenlerden biri olabilir.
İnsan HesaplayıcıScott Flansburg bir makine. Çok güçlü olduğundan değil ama hesaplamaları hesap makinesinden daha hızlı çözebildiği için.2001 ve 2003’te Guinness Rekorlar Kitabının En Hızlı İnsan Hesaplayıcısı olarak listelendi. Aynı sayıyı bir hesap makinesinden 15 saniye daha hızlı ekleyebildi.Yakın zamanlarda, inanılmaz yetenekleriyle insanları eğlendiriyor ve gençlerin matematik sevgisini geliştirmelerine yardımcı oluyor. Kasım 2017 PGA Gençler Ligi Şampiyonası’nda da yetenekleriyle kalabalığı şaşırttı.
Süper Burunİskoçya, Perth’den Joy Milne, sıradışı bir güce sahip. Teşhis konmadan Parkinson hastası insanları koklayarak anlayabiliyor.Edinburgh Üniversitesi tarafından yapılan testlerde başarılı bir şekilde 12 Parkinson hastasından 11’ini belirliyebildi. Bilim adamlarının feat’i çoğaltmasını mümkün kılan, kokudan sorumlu bir moleküler imza olacağını umuyordu.Milne’nin kocası 2015’te Parkinson’dan öldü. Eşine verdiği son söz bu yeteneğini araştırıp insanlara yardım etmekti.Listedeki diğer insanların da güçlerini iyiye kullanmalarını umarız.Kaynak: http://www.iflscience.com/editors-blog/6-humans-that-actually-have-reallife-superpowers/all

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Küresel ısınma erkeklerde kısırlığa sebep olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ne yazık ki küresel ısınma ve etkileri gün geçtikçe artıyor. Kırk yıl boyunca küresel ısınmayla ilgili yapılan gözlemler şüphelenilen bir gerçeği ortaya çıkardı. İnsan aktiviteleri, bitkilerin, hayvanların ve mevsimlerin davranışlarını bozuyor. Bilim insanları her sene yaşanan değişimin büyüyerek arttığını söylüyor. Önceleri değişim küçük dalgalar şeklinde gelirken, şimdi gittikçe büyüyen bir şekil aldı. Nature Communications adlı dergide yayımlanan makaleye göre; Bilim insanları, İklim değişikliği sebebiyle sperm oluşturabilmek için düşük ısıya ihtiyaç duyan erkeklerin üreme kapasitesini etkiliyor.

Yeni bir araştırmaya göre erkeklerde üreme kapasitesi sıcaklık yükseldikçe azalıyor. Çalışmada, ısı dalgalarından kaynaklanan stresin “sperm sayısını ve yaşayabilirliğini” azalttığını gösteren bulgulara ulaşıldı. Deneylerde insanlar yerine, yaygın bir tür olan kırmızı un böcekleri kullanıldı. Böcekler kontrollü bir hava ortamında tutuldu ve ardından beş gün boyunca sıcak hava dalgasına maruz bırakıldılar.
DİŞİLER ISIDAN ETKİLENMEDİ

Nature Communications adlı dergide yayımlanan deneyde, tipik bir yüksek sıcaklığın 9 ila 13 derece üstünde ısı dalgası altında tutulan erkek böceklerin üreme kapasitesinin zarar gördüğü belirlendi. Dişilerde ise üremede herhangi bir değişim olmadığı gözlemlendi. Rochester Tıp Merkezi Üniversitesi’ne göre, erkeklerin yaşayabilir sperm oluşturması için testislerin dışındaki sıcaklığın iç ısıdan daha düşük olması gerekiyor. Deneyde erkek böcekler yüksek sıcaklıkta sperm üretebilseler de bu spermlerin ortalama hayatta kalma sürelerinin daha kısa oldu.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41467-018-07273-z

Devamını Oku

Uzay

Uzay mı Dünya mı ?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Vostok, Mercury-Redstone, Gemini, Apollo, SkyLab, Soyuz, STS, Voyager, Curiosity, Philae, JUNO, SpaceX ve Blue Origin gibi bazıları insanlı bazıları insansız olan sayısız görev… Peki neden dünyamızı terk etmeye bu kadar meraklıyız ? Bu yazıda hem uzay görevlerine kısa bir göz atacağız hem de başka dünya arayışlarına çeşitli açılardan yaklaşacağız. Uzay yarışı; Soğuk Savaş Dönemi’nde Rusya ve ABD arasında başlayan, teknolojiyi ve bilimi derinden etkileyen bir olay. II. Dünya Savaşı’nın ardından bilimsel gelişmeler hızla artmaya başlamıştı. Bunda hem savaşta kullanılan silah teknolojisi hem de insanoğlunun merakı etkili olmuştu. Alan Turing’in yaptığı ilk bilgisayar, roketler, atom bombası, kablosuz hatlardaki gelişim, uçak teknolojisi ve uzay araçları. Bu gelişmelerin ışığında savaşı da ardında bırakan (en azından kağıt üstünde) bazı devletler, gözünü yukarıya çevirdi. Yani uzaya… Rus kozmonotların ardı ardına gelen başarıları ABD hükümetine ve NASA’ya olan tepkileri arttırmış, halk kendilerinden alınan paraların boş yere harcandığını savunmuştu. Ay’a ayak basan ilk devlet olmak isteyen ABD, böylelikle hem Rusya’ya uzay yarışında üstünlük sağlayacak hem de halkından gelen tepkileri önlemiş olacaktı. 1959’da başlayan çalışmalar 1969’da sonuç verdi ve Neil Armstrong, ardından gelecek olan 11 kişiden önce Ay’a ayak basan ilk insan oldu. ABD’De Apollo görevlerini SkyLab misyonu takip ederken; Rusya, Hindistan, Çin ve bazı Avrupa ülkeleri hem kendi uzay ajansını kurdu hem de uzaya gitmek için çalışmalarda bulundu. 1980’lerin başına kadar Ay görevleri insanoğlunun aklını başından aldı. Oradan elde edilen bilgiler, insanları büyülemeye ve onları diğer gezegenleri daha fazla merak etmeye yöneltti. 15 yıl boyunca devam eden Ay sevdası artık yerini ”Diğer gezegenlerde hayat var mı ?” sorusuna bıraktı. Ve ilk hedef Mars oldu. Ancak ne 1990 yılında ne de 2018’de Mars’a henüz ayak basan bir insan olmadı. Ancak daha önemli gelişmeler yaşandı. 20. yüzyılın sonlarına doğru Uluslarası Uzay İstasyonu kurulu, güneş sisteminin diğer gezegenleri daha yakından gözlemlendi, kuyruklu yıldızlar ve galaksiler hakkında veriler toplandı, SpaceX ve Blue Origin gibi özel kuruluşlar uzay araştırmalarına katıldı, son olarak uzay turizmi konusu hayal olmaktan çıktı. Yani en azından 2022 yılında uzayda turizm yapma imkanımız olabilecek. Mars’a gidemedik ama birçok önemli bilimsel veri topladık. Yukarıda bahsettiğimiz uzay tarihinin ardından bir başka konuya geçelim. Neden dünyadan ayrılmak istiyoruz ?

Yazının başlarında da belirttiğim gibi uzay araştırmaları yaklaşık son 60 yıldır ciddi bir şekilde devam ediyor. Ancak bu araştırmalar ve görevlerin çok yüksek bir bedeli de var. Yapılan onca başarısız testi de göz önüne alırsak görevler sonucu yaklaşık 27 milyar dolarlık bir kaybın (2017 CNN) yaşandığı söyleniyor. Bir de başarılı olan görevlerin maliyetini hesaba kattığımızda eminim ortaya dehşet bir rakam çıkacaktır. Sırf dünyadan kaçmak için harcanan milyarlarca para… Bazı insanlar uzayda bir gezegen aramamızın gerekli olduğunu, dünyanın sonunun çok yakında geleceğini savunuyor. İddialarını ise iklim değişikliği, artan nüfus ve kıtlık sorunları ile destekliyorlar. Ancak farklı bir boyuttan bakmakta fayda var. O kadar parayı iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak olan inovasyonlara, besin miktarın arttıracak olan teknolojilere ve dünyada yeni yaşam alanları oluşturacak bilgiye harcasak nasıl olurdu ? Yani demek istediğim dünyadan kaçmak için para harcamak yerine onu daha yaşanabilir kılmak için para harcasak daha mantıklı olabilirdi. Hep korktuğumuz yapay zekayı insan hayatına olumlu bir şekilde enjekte etsek, istihdam sorununa çözüm bulacak şirketler kursak…

Örneğin, FoodX adında bir şirketimiz olsun. Bu şirkette bitkisel ve hayvansal proteinleri işleyebilen, toplayabilen robotlar yapalım (ki zaten var). Fabrikaya gelen ürünleri, insanlar aracılığı ile çeşitli besin maddelerinde kullanalım ve dağıtıma sunalım. Dağıtımın hangi bölgede ne kadar yapılacağını hesaplayan devlet görevlilerimizde olsun ve böylelikle dünya geneline dengeli besin dağıtımı yapalım. Bu projede; robotu yapan beyaz yakalı, fabrikada çalışan işçi, dağıtımın dengeli olmasını sağlayan mavi yakalı ve ürünleri kullanan insanoğlu oldukça karlı çıkıyor. Bu şirketler zaten var diyebiliriz ancak bizim yaşadığımız bir dünya da zaten var. Uzaya gitmeyelim, Mars’ı boş verelim demiyorum benim anlatmak istediğim şey dünyadan kaçmayalım onu kurtaralım ve diğer gezegenlere de bir göz atalım. Yani bir nevi ”denge politikası”. Elon Musk, Jeff Bezos, Ray Kurzweil, Bill Gates ve daha birçok insan geleceğin uzayda olduğunu düşünüyor. Tabii ki bu saydığımız kişiler çok büyük insanlar. Onlara ve yaptıkları işlere olan saygım sonsuz, ancak olaylara farklı açılardan yaklaşmakta fayda var…
Yazan: Kuzey Kılıç

Devamını Oku

Yaşam

Hiperaktivitenin Yaşamınızı Zorlaştırabilecek 5 Belirtisi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

ADHD, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) anlamına geliyor. Çoğu kişi ise titizlik gibi bir kişilik özelliği sandığı için bu DEHB’yi farketmiyorlar. Ancak bu, günlük yaşamda birçok probleme yol açabilir. İşte dikkat edilmesi gereken 5 belirti! Bunlar: Konsantrasyon sorunları, Zaman yönetimi sorunları, Huzursuzluk sorunları, Sürekli konuşma sorunu, Kişisel alana izinsiz girme sorunu olarak tanımlanmaktadır.
Konsantrasyon sorunları DEHB olan insanlar genellikle sıkı programlama yapamazlar. Hiperaktivite sorunu olanlar kişilerde düzensizlik ve unutkanlık dışında aşağıdaki semptomlar da görülür: Ayrıntılara odaklanamaz ve iş yerinde basit hatalar yaparlar, Dikkatleri monoton dersler veya uzun görüşmeler sırasında başka şeylere kayar, Kısa ve kişisel konuşmalara bile devam etmek onlar için zorlu bir mücadeledir; düşünceleri o sırada kaybolmaya başlar, Bilinçli olarak veya olmayarak konsantrasyon ve entelektüel çaba gerektiren görevlerden kaçınırlar, Şemsiye, eldiven ve anahtar gibi küçük günlük eşyaları sıklıkla kaybederler.
Zaman yönetimi sorunları DEHB olan yetişkinlerde bir konuya öncelik verme, tutarlılık ve zaman yönetimi en büyük sorunlardandır. En yaygın görülen belirtileri şunlardır: İş yerinde zaman organizasyonu ile ilgili sorunlar ve bir şeyleri yönetememe veya yapamama hissi görülür, -Önceden belirlenmiş toplantıları, verilen sözleri veya zaman çizelgelerini sürekli unuturlar, Herhangi bir sebep olmadan işe geç kalabilirler.
Huzursuzluk sorunları Hiperaktivite, yetişkinlerde çocuklara göre daha nadir görülür ancak belirtilerin olmaması DEHB’niz olmadığı anlamına gelmez: Sakince bir yerde oturamaz, her zaman bir karışıklık yaşar ve bacaklarını sallarlar, Sabredip beklemeyezler, Ortamın uygun olmadığı zamanlarda bile hareket etmek isterler, Sessizce kitap okuyamaz veya konsantrasyon gerektiren başka şeyler yapamazlar.
Sürekli konuşma sorunu Çocuklarınkine biraz benzemekle birlikte yetişkin hiperaktivitesi, fiziksel aktivitelerden çok psikolojik durumu etkiler: Karşılarındaki kişinin konuşmak isteyip istemediğini umursamadan devamlı konuşmak isterler, Sabırsızlık ve buna bağlı olarak başka birinin konuşmasını tamamlamasını beklemeden sözlerini keserler, Sorulan sorunun bitmesini beklemeden erken cevap verirler.
Kişisel alana izinsiz girme sorunu DEHB olan birçok yetişkin davranışsal sorunlara sahiptir: Çoğunlukla sosyal düzenlemeleri görmezden gelerek, düşüncesiz davranışlar ya da beklenmedik veya uygunsuz ifadeler kullanırlar. Bu kategorinin tipik belirtileri şunlardır: Başkalarının kişisel alanlarına girerek, başkalarının konuşmalarına veya etkinliklerine izinsiz dahil olurlar, Bu insanlar konuşma sırasında genellikle rahatsız edici sorular sorarlar ya da düşüncelerini yüksek sesle söylerler. Kaynak: https://brightside.me/inspiration-psychology/5-symptoms-of-adhd-that-discreetly-ruin-your-life-347610/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar