fbpx
Bizi Takip Edin

Uzay

Uzay mı Dünya mı ?

Yayınlandı

üzerinde

Vostok, Mercury-Redstone, Gemini, Apollo, SkyLab, Soyuz, STS, Voyager, Curiosity, Philae, JUNO, SpaceX ve Blue Origin gibi bazıları insanlı bazıları insansız olan sayısız görev… Peki neden dünyamızı terk etmeye bu kadar meraklıyız ? Bu yazıda hem uzay görevlerine kısa bir göz atacağız hem de başka dünya arayışlarına çeşitli açılardan yaklaşacağız. Uzay yarışı; Soğuk Savaş Dönemi’nde Rusya ve ABD arasında başlayan, teknolojiyi ve bilimi derinden etkileyen bir olay. II. Dünya Savaşı’nın ardından bilimsel gelişmeler hızla artmaya başlamıştı. Bunda hem savaşta kullanılan silah teknolojisi hem de insanoğlunun merakı etkili olmuştu. Alan Turing’in yaptığı ilk bilgisayar, roketler, atom bombası, kablosuz hatlardaki gelişim, uçak teknolojisi ve uzay araçları. Bu gelişmelerin ışığında savaşı da ardında bırakan (en azından kağıt üstünde) bazı devletler, gözünü yukarıya çevirdi. Yani uzaya… Rus kozmonotların ardı ardına gelen başarıları ABD hükümetine ve NASA’ya olan tepkileri arttırmış, halk kendilerinden alınan paraların boş yere harcandığını savunmuştu. Ay’a ayak basan ilk devlet olmak isteyen ABD, böylelikle hem Rusya’ya uzay yarışında üstünlük sağlayacak hem de halkından gelen tepkileri önlemiş olacaktı. 1959’da başlayan çalışmalar 1969’da sonuç verdi ve Neil Armstrong, ardından gelecek olan 11 kişiden önce Ay’a ayak basan ilk insan oldu. ABD’De Apollo görevlerini SkyLab misyonu takip ederken; Rusya, Hindistan, Çin ve bazı Avrupa ülkeleri hem kendi uzay ajansını kurdu hem de uzaya gitmek için çalışmalarda bulundu. 1980’lerin başına kadar Ay görevleri insanoğlunun aklını başından aldı. Oradan elde edilen bilgiler, insanları büyülemeye ve onları diğer gezegenleri daha fazla merak etmeye yöneltti. 15 yıl boyunca devam eden Ay sevdası artık yerini ”Diğer gezegenlerde hayat var mı ?” sorusuna bıraktı. Ve ilk hedef Mars oldu. Ancak ne 1990 yılında ne de 2018’de Mars’a henüz ayak basan bir insan olmadı. Ancak daha önemli gelişmeler yaşandı. 20. yüzyılın sonlarına doğru Uluslarası Uzay İstasyonu kurulu, güneş sisteminin diğer gezegenleri daha yakından gözlemlendi, kuyruklu yıldızlar ve galaksiler hakkında veriler toplandı, SpaceX ve Blue Origin gibi özel kuruluşlar uzay araştırmalarına katıldı, son olarak uzay turizmi konusu hayal olmaktan çıktı. Yani en azından 2022 yılında uzayda turizm yapma imkanımız olabilecek. Mars’a gidemedik ama birçok önemli bilimsel veri topladık. Yukarıda bahsettiğimiz uzay tarihinin ardından bir başka konuya geçelim. Neden dünyadan ayrılmak istiyoruz ?

Yazının başlarında da belirttiğim gibi uzay araştırmaları yaklaşık son 60 yıldır ciddi bir şekilde devam ediyor. Ancak bu araştırmalar ve görevlerin çok yüksek bir bedeli de var. Yapılan onca başarısız testi de göz önüne alırsak görevler sonucu yaklaşık 27 milyar dolarlık bir kaybın (2017 CNN) yaşandığı söyleniyor. Bir de başarılı olan görevlerin maliyetini hesaba kattığımızda eminim ortaya dehşet bir rakam çıkacaktır. Sırf dünyadan kaçmak için harcanan milyarlarca para… Bazı insanlar uzayda bir gezegen aramamızın gerekli olduğunu, dünyanın sonunun çok yakında geleceğini savunuyor. İddialarını ise iklim değişikliği, artan nüfus ve kıtlık sorunları ile destekliyorlar. Ancak farklı bir boyuttan bakmakta fayda var. O kadar parayı iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak olan inovasyonlara, besin miktarın arttıracak olan teknolojilere ve dünyada yeni yaşam alanları oluşturacak bilgiye harcasak nasıl olurdu ? Yani demek istediğim dünyadan kaçmak için para harcamak yerine onu daha yaşanabilir kılmak için para harcasak daha mantıklı olabilirdi. Hep korktuğumuz yapay zekayı insan hayatına olumlu bir şekilde enjekte etsek, istihdam sorununa çözüm bulacak şirketler kursak…

Örneğin, FoodX adında bir şirketimiz olsun. Bu şirkette bitkisel ve hayvansal proteinleri işleyebilen, toplayabilen robotlar yapalım (ki zaten var). Fabrikaya gelen ürünleri, insanlar aracılığı ile çeşitli besin maddelerinde kullanalım ve dağıtıma sunalım. Dağıtımın hangi bölgede ne kadar yapılacağını hesaplayan devlet görevlilerimizde olsun ve böylelikle dünya geneline dengeli besin dağıtımı yapalım. Bu projede; robotu yapan beyaz yakalı, fabrikada çalışan işçi, dağıtımın dengeli olmasını sağlayan mavi yakalı ve ürünleri kullanan insanoğlu oldukça karlı çıkıyor. Bu şirketler zaten var diyebiliriz ancak bizim yaşadığımız bir dünya da zaten var. Uzaya gitmeyelim, Mars’ı boş verelim demiyorum benim anlatmak istediğim şey dünyadan kaçmayalım onu kurtaralım ve diğer gezegenlere de bir göz atalım. Yani bir nevi ”denge politikası”. Elon Musk, Jeff Bezos, Ray Kurzweil, Bill Gates ve daha birçok insan geleceğin uzayda olduğunu düşünüyor. Tabii ki bu saydığımız kişiler çok büyük insanlar. Onlara ve yaptıkları işlere olan saygım sonsuz, ancak olaylara farklı açılardan yaklaşmakta fayda var…
Yazan: Kuzey Kılıç

Uzay

Ay’a gönderilen tohumlar filizlendi

Yayınlandı

üzerinde

Çin’in ay başında Ay’ın karanlık yüzüne inen keşif aracı Çang’ı-4′ ün, Dünya’nın uydusuna götürdüğü tohumlar filizlendi. Komünist Parti’nin yayın organı Halkın Günlüğü gazetesinin Çin Ulusal Uzay İdaresi’ne dayandırdığı habere göre, Çang’ı-4’ün Ay’a götürdüğü pamuk tohumları filiz verdi. Gazete, pamuk filizlerinin görüntüsünü Twitter üzerinden paylaştı ve “İnsanoğlunun Ay’daki ilk biyolojik deneyi tamamlandı” ifadesini kullandı.

Keşif aracında suni bir ortamın yaratıldığı kapalı kutunun içinde bulunan tohumların, Dünya’daki kontrol merkezinden sulama komutu gittikten sonra filizlendiği belirtildi. Çang’ı-4, Ay’a pamuğun yanı sıra patates tohumu, maya ve meyve sineği yumurtaları içeren toprak götürmüştü. Astronotlar yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) bitki yetiştiriyor ancak Ay’da bugüne kadar böyle bir deney yapılmamıştı. Deney, astronotların yer alacağı uzun süreli uzay keşifleri açısından önemli bir adım olarak nitelendiriliyor. Şinhua ajansı da Çang’ı-4’ün bugüne kadar Dünya’ya 170 kadar fotoğraf gönderdiğini duyurdu.

İnsansız keşif aracı Çang’ı-4, 3 Ocak’ta Ay’ın dünyadan görünmeyen karanlık yüzüne inmişti. Çang’ı-4’ün Ay’ın karanlık yüzeyinde yapacağı incelemeler, derin uzay araştırmaları için dönüm noktası olarak görülüyor. Ay, radyo sinyallerinin karanlık tarafa erişimini engellediği için o bölgeyle dünya arasında doğrudan iletişim kurulamıyor. Çin Ulusal Uzay İdaresi, bu engeli ortadan kaldırmak ve Çang’ı-4 ile iletişim kurabilmek için Çüeçiao İletişim Uydusu’nu mayıs ayında dünyadan 455 bin kilometre uzaklıktaki İkinci Lagrangian (L2) noktasında bulunan yörüngeye göndermişti.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.theguardian.com/science/2019/jan/15/china-germinates-first-seed-on-moon-cotton-shoot-change-4

Devamını Oku

Uzay

İran’ın yörüngeye uydu yerleştirme girişimi başarısız oldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İran Haberleşme ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Cehromi, “Uydunun taşıyıcıdan ayrılma hızı uygun değildi, gerekli hıza ulaşamadı. Ne yazık ki son aşamada uydu yörüngeye yerleşemedi” açıklaması yaptı. İran Haberleşme ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Peyam (Mesaj) adlı uydunun sabaha karşı yerel saatle 04.00’te İmam Humeyni Uzay Üssü ‘ nden fırlatıldığını duyurdu.

Cehromi, uydu taşıyıcı roketin fırlatmadan sonraki ilk ve ikinci aşamaları başarıyla gerçekleştirdiğini ancak uydudan ayrılma aşamasının başarısız olduğunu belirterek şunları söyledi: “Uydunun taşıyıcıdan ayrılma hızı uygun değildi, gerekli hıza ulaşamadı. Ne yazık ki son aşamada uydu yörüngeye yerleşemedi. ” Tahran 2 hafta önce 90 kilogram ağırlığındaki sivil amaçlı uydu Peyam ve Dusti (Dostluk) adlı uyduları Simorg (Anka Kuşu) uydu taşıyıcı roketini kullanarak uzaya göndermeyi planladığını duyurmuştu.  ​İSRAİL YİNE İNANMADI: KITALARARASI BALİSTİK FÜZE ÜRETMEYE ÇALIŞIYORLAR
Bu arada İran’ ın bu açıklamasına İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’dan yanıt gecikmedi. Tel Aviv ‘ de yeni genelkurmay başkanı Aviv Koçavi için düzenlenen törende konuşan Netanyahu, yine İran’ ı yalan söylemekle suçladı ve fırlatılan uydunun aslında kıtalararası balistik füze geliştirme çalışmalarının ilk aşamasının bir ürünü olduğunu savundu.
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM
Kaynak: http://www.irna.ir/en/News/83171146

Devamını Oku

Uzay

Türk Kartalı’na Almanya’dan ‘Mükemmel Tasarım’ ödülü

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Designnobis ekibi tarafından tasarlanan ve “Aquila ve Bursa Uzay ve Havacılık” tarafından geliştirilmesi ve Türkiye’de üretimi hedeflenen “Türk Kartalı ALPINA” uçak modeli, Almanya’da düzenlenen yarışmada “Mükemmel Tasarım” ödülünü kazandı. Türk tasarımcı Doktor Öğretim Üyesi Hakan Gürsu önderliğindeki Designnobis ekibi tarafından tasarlanan ve “Aquila ve Bursa Uzay ve Havacılık” tarafından geliştirilmesi ve Türkiye’de üretimi hedeflenen “Türk Kartalı ALPINA” uçak modeli, Almanya’da düzenlenen yarışmada “Mükemmel Tasarım” ödülünü kazandı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Alman Tasarım Konseyi tarafından düzenlenen dünyanın en köklü tasarım yarışmaları arasında yer alan “German Design Awards 2019” sonuçları açıklandı.

Türk tasarımcı Doktor Öğretim Üyesi Hakan Gürsu önderliğindeki Designnobis ekibi tarafından tasarlanan ve Celal Gökçen’in sahibi olduğu, Berlin’de üretime devam eden Aquila Uçak Fabrikası ve Bursa Uzay ve Havacılık tarafından geliştirilen ve Türkiye’de bu yıl üretime başlanması hedeflenen “Türk Kartalı ALPINA” uçak modeli, Almanya’da düzenlenen yarışmada “Mükemmel Tasarım” ödülünü kazandı. “ALPINA” uçak tasarımı, suya inebilen “AQUA” ve 4 kişi kapasiteli “ALPINA D-DSNB” alternatifleri ile “havacılık, deniz ve demiryolu taşıtları” kategorisinde altın ödüle layık görüldü.
Sanayi devleri yarıştı
Celal Gökçen, ödüle ilişkin açıklamasında, “Dünya çapındaki sanayi devlerinin katıldığı yarışmada, havacılık alanında, son 10 yıldaki ilk altın ödülü kazanmayı başaran ‘ALPINA’ adlı Türk tasarımı oldu.” ifadelerini kullandı.


Gökçen ilk büyük yatırımına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün Türkiye’nin ilk 500 büyük şirketi listesinde olan 1987 yılında kurulan BPLAS, Almanya’da 2015 yılında aldığı Aquila Uçak ve Havacılık Şirketi ile ileri teknoloji ve tasarıma dayalı öncü ürünlerle yeni sektörlerde büyümeyi hedefliyor. Doktor Öğretim Üyesi Hakan Gürsu önderliğindeki Designnobis tasarım ekibi ile uzun soluklu ve istikrarlı iş birliğimizin ortaya çıkardığı yenilikçi tasarımlar katma değer yaratan ortak ürünlere dönüşmeye ve uluslararası başarıları getirmesi bizler ve ülkemiz için memnuniyet verici.” 1969 yılından beri sanayi, üretim ve tasarım kültürünü desteklemek amacıyla Alman Devleti’nin himayesinde düzenlenen “German Design Award” yarışmasının bu yılki ödül töreni, 2019 Şubat ayında Uluslararası Frankfurt Fuarı kapsamında Frankfurt’ta gerçekleştirilecek. Kaynak: AA

Devamını Oku

Öne Çıkanlar