fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Van Gogh’un Başyapıtlarından Birisinde Gerçek Bir Böcek Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Ünlü ressamların bazı resimleri birbirinden farklı sırları içinde barındırıyor. Vincent van Gogh tarafından üretilen 1889 tarihli Zeytin Ağaçları isimli eserde içerisinde gizli bir sır barındıran eserlerden bir tanesi.
Sanatçının çalışmasını tamamlamasının ardından 100 yılı aşkın bir süre geçti. Araştırmacılar tarafından resmin içerisine gizlenmiş şaşırtıcı bir konuk tespit edildi. Bu konuk eserin nasıl yapıldığına dair daha fazla bilginin tespit edilmesini sağladı.

van-goghun-basyapitlarindan-birisinde-gercek-bir-bocek-bulundu1
Kansas City’deki The Nelson-Atkins Sanat Müzesi’ndeki kütüphane görevlisi Mary Schafer geçtiğimiz günlerde, Van Gogh’a ait Zeytin Ağaçları tablosunda sadece büyütme altında fark edilebilecek kadar küçük 128 yıllık bir çekirge tespit etti.
Açık havada çalışmalar yürüten bir ressam olan Van Gogh’un boyalarının içerisine bir çekirgenin kaçmış olabileceği düşünülüyor. Sanatçının kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplar arasında 1885 yılında yazılmış bir mektupta açık havada resim yapmanın zorluklarına dair bazı noktalara değindiği görülüyor.

van-goghun-basyapitlarindan-birisinde-gercek-bir-bocek-bulundu2
Boyaya gömülü olan yabancı malzemeler bazı durumlarda tablonun ne zaman ve nerede yapıldığına dair daha fazla bilgi sahibi olunmasını sağlıyor. Müze müdürü Schafer, “Açık havada tamamlanan bir resimde böcekler veya bitki materyalleri bulmak alışılmadık bir durum değil” diye konuştu. Van Gogh’un tablosunda bulunan çekirgenin tablonun yapıldığı mevsimi tanımlamak için kullanılıp kullanılamayacağı araştırıldı.
Zeytin Ağaçları tablosunun nerede ve ne zaman yapıldığı kabaca biliniyor. Van Gogh’un Mayıs 1889’dan Mayıs 1890’a kadar Fransa’nın Saint-Rémy-de-Provence’deki Saint-Paul sığınma evinde kaldığı kabul ediliyor.

van-goghun-basyapitlarindan-birisinde-gercek-bir-bocek-bulundu
Bu başyapıtın hangi mevsimde yapıldığının tespit edilebilmesi için böceğe dair bilgileri ortaya çıkarması adına Doğal Tarih Müzesi’nden Michael S. Engel çağrıldı. Engel, çekirgenin başının ve göğüs kafesinin eksik olduğunu ve etrafındaki boyayı tahrip etmediğini bildirdi. Bu durum çekirgenin tuvale çarptığı anda öldüğünü ortaya koyuyordu. Resimin yapıldığı döneme ilişkin ise herhangi bir veri elde edilemedi.
Van Gogh resimlerinden birisinin içerisinde ilk defa gizem bulunmuyor. Araştırmacılar daha önce 2008 yılında x-ray cihazı kullanarak Çim Çamuru isimli resmin önceki bir portrenin üzerine boyandığını ortaya çıkarmışlardı.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/tiny-grasshopper-van-gogh-masterpiece-olive-trees-1889

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, kişilik türlerini 4 farklı kümede topladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Ayrıntıları “Nature Human Behaviour” dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde dünya çapında 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler doğrultusunda kişiliğin, sıradan, çekingen, ben merkezci ve rol model olmak en az 4 kümeye ayrıldığı tespit edildi.

Northwestern Üniversitesi McCormick Mühendislik Fakültesinden Luis Amaral liderliğinde yapılan araştırmada belirlenen bu türlerin, 5 temel kişilik özelliğine (duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük) dayandırıldığı belirtildi. Verilerin, alternatif hesaplama (algoritma) yaklaşımıyla bir araya getirildiği araştırmanın bulgularının, psikolojideki paradigmalara meydan okuduğu ifade edildi. Bilim insanları, sıradan insanlarda duygusal dengesizliğin ve dışa dönüklüğün baskın olduğunu, bu kişilik türünün kadınlarda daha çok görüldüğünü belirtirken, çekingenler, duygusal açıdan dengeli, bir nebze uyumlu ve dürüst olarak değerlendirildi.

Duygusal dengesizliğin çok az rastlandığı rol modellerde diğer 4 kişilik özelliğinin yaygın görüldüğü, kişinin rol model sınıfına girme olasılığının yaşla arttığı, yine bu kişilik türüne kadınlarda daha fazla rastlandığı kaydedildi. Bilim insanları, ben merkezcilerin dışa dönük olmalarına rağmen açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük özelliklerinde ortalamanın altında kaldığına, yine yaşlanmayla ben merkezci kişiliğe sahip olanların sayısında çarpıcı bir düşüş gözlendiğine işaret etti.
Kaynak: https://www.brisbanetimes.com.au/lifestyle/life-and-relationships/scientists-identify-four-personality-types-20180918-p504fb.html?ref=rss&utm_medium=rss&utm_source=rss_feed
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Yaşam

Düzenli Aspirin Kullanımı Yarardan Çok Zarar Veriyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

ABD’de ve Avustralya’daki bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü araştırmada, düzenli aspirin kullanımının insan vücudu için tehlikeli olabileceği tespit edildi. Monash Üniversitesi tarafından ABD ve Avustralya’da yürütülen araştırmaya, 19.141 kişi katıldı (Avustralya’da 16.703 ve ABD’de 2,411). 2010 yılında başlayan çalışmada, 70 yaşını geçmiş olan insanlar incelendi.

Katılımcıların yarısına 5 yıl boyunca düzenli olarak düşük dozda aspirin, diğer yarısına ise plasebo (ilaçmış gibi verilen, işlevsiz madde) verildi. 5 yıl boyunca katılımcıların sağlık durumlarının düzenli olarak kontrol edildiği araştırma; 70 yaşın üzerindeki kalp ve damar hastalıkları geçmişi bulunmayan kişiler için düşük dozda aspirin kullanımının herhangi bir yararının olmadığı, tam tersine bu kişilerde iç kanama riskinin arttığı tespit edildi.

Monash Üniversitesi’nden Prof. Dr. John McNeil ”Dünyada birçok kişi bilinçsiz bir şekilde aspirin kullanıyor. Özellikle yaşı belli bir seviyeye gelmiş olan insanlar, neredeyse günde 2-3 adet aspirin içiyor. Doktor kontrolü olmadan, bu kadar fazla aspirin kullanılması insan ömrüne olumsuz etki yapıyor.” dedi.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180916152706.htm
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Yaşam

Florance Kasırgası Sebebiyle 16 Nükleer Reaktör Risk Altında

Yayınlandı

üzerinde

Florance Kasırgası sebebiyle Carolinas ve Virginia’daki 16 nükleer reaktördeki operasyonların etkileneceğinden endişe ediliyor. Fırtına elektrik kesintilerine sebebiyet verebilir ve reaktörlerin güvenliklerinde sorunlar oluşabilir. Florida Üniversitesi Kamu Hizmetleri Araştırma Merkezi’ndeki enerji çalışmaları direktörü TedKury, nükleer santrallerin niçin büyük fırtınalar sırasında önlem alması gerektiğini açıkladı. Nükleer santrallerdeki en büyük güvenlik endişesi, reaktörlerinin nükleer çekirdeğini korumaktır.

Reaktörler, ısıyı dağıtmak için soğutma sistemlerinden destek alarak, 350 santigrat dereceyi geçen sıcaklıklarda çalışır. Soğutma sistemleri arızalandığında, reaktör çekirdeğinin bazı bölümleri erimeye başlayabilir. Erime patlamalar ve radyoaktif materyallerin salınmasına yol açabilir. Bir reaktörün güç kaynağı kesildiğinde, soğutma sistemleri de bundan etkilenebilir. Kazaları önlemek için, reaktör muhafaza sistemlerinin dış duvarı betonarme ve çelikten yapılır. Büyük bir ticari uçağın etkisine dayanacak şekilde tasarlandıkları için, uçan molozların – 200 mil rüzgarla hareket etse bile –reaktör için bir tehdit oluşturması söz konusu değildir. Bu nedenle kamu hizmetleri enerji santrallerini teftiş ederek, ekipmanı emniyete alarak, yedek pompaları ve jeneratörleri test ederek ve çalışanların sahada kalması durumunda kritik malzemeleri stoklayarak fırtınalara hazırlanmaktadır.

Yardımcı programlar bazı durumlarda kasırgalardan önce reaktörleri kapatmaktadır. Bundan önce 1992 senesinde Andrew Kasırgası bir nükleer santralin üzerinden geçerken, ciddi bir etki bırakmıştır. Miami’nin 25 mil güneyinde yer alan tesis, 175 mil / saat’e kadar gusts ile 145 mph uzun süreli rüzgarlara maruz kaldı.Reaktörlerin kendileri zarar görmese de, tesis sahası 90 milyon ABD $ değerinde hasar aldı. Kritik ekipmanları çalıştırmak ve reaktör çekirdeğini serin tutmak için yedek jeneratörler dışında 5 gün boyunca harici bir güç reaktörde bulunmuyordu. Nükleer Düzenleme Komisyonu’nun bildirdiğine göre tesis fırtına gelmeden 12 saat önce kapatılmaya başlamıştı. Bu gerekli olandan daha erken bir kapatmaydı. Ancak tesis operatörleri şartlara sıkı sıkıya bağlı kasa dahi fırtına vurduğunda gerekli önlemler hazır olmaya bilir. Sonuçta nükleer reaktör işletmecileri kapatma prosedürlerine 12 saat önce başlamaktadır. Kapatma prosedürü sağlanmış olan bir reaktör tekrar açılmadan önce bir süre beklenmektedir.

ABD nükleer enerjiden elektrik üretimi sağlamaktadır. Toplam elektrik üretiminin 5’te 1’i nükleer enerjiden sağlanmaktadır. Bu durumda en büyük etkiyi yaşayacak olan bölge Floransa olarak görünüyor. Güney Carolina’nın elektrik şebekesinin yaklaşık yüzde 57’si nükleer enerjiyle çalışmaktadır. Kuzey Carolina ve Virginia ise elektrik enerjisinin yaklaşık üçte birini nükleer güç istasyonlarından almaktadır.Carolinas’taki nükleer güç istasyonlarının neredeyse tamamına sahip olan Duke Energy, bu reaktörlerin bir kısmını kasırganın vurmadan 12 saat önce kapatmayı planlandığını bildirdi. Şirket ayrıca kasırgadan önce Carolinas’taki 4 milyon müşterisinin dörtte üçünün, fırtınanın şiddetine ve yörüngesine bağlı olarak, haftalarca sürecek elektrik kesintileriyle karşı karşıya kalabileceğini iletti.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/there-are-16-nuclear-reactors-at-risk-from-devastating-hurricane-florence-here-s-what-you-need-to-know

Devamını Oku

Öne Çıkanlar