Bu Yazıyı Okuduktan Sonra Kendinizi Klonlamak Garip Gelmeyecek !

Klonlanmak sadece bilim-kurgu filmlerinde kalmış bir şey değil; bitkiler, deniz yıldızları hatta sinir bozucu yaprak bitleri bile kendilerini klonluyor.

Kendinizi iyi hissettiğiniz herhangi bir yerde kolayca ve basitçe kendinizi klonlayabilseydiniz ne olurdu?

Bana kalırsa, onlardan birini temsilcim yapardım.  İşlerimi görmesi için bir klonumu yapardım, en azından bana kahve getirebilirdi ya da sonsuz kez muzlu çörek yaptırabilirdim. Arada sırada da klonlarımı bu koşuşturmanın içinden çıkarırdım. Sonuçta klonlarım da benim gibi sadece bir insan olurlardı ve belleri ağrıyabilirdi. Diğer yandan klonlarımın da benimki gibi hakları olurdu. Sonuç olarak eğer onlara dinlenmeleri için zaman vermezsem bir isyan ordusu oluşabilirdi!

 Belki biri hayal kurabilirdi

Kendini klonlama fikri bilim-kurgu arenasından çoktan çıkmış gibi görünüyor. İnsan olmayan birçok canlı kendini klonlayabiliyor. Bunlara örnek olarak da çilekler, kurdele çiçeği ve hatta yaprak bitleri verilebilir.

Bu durum gül fidanlarımdaki yaprak biti zorbalığını açıklıyor. Yıllardır milyarlarca yaprak bitinden oluşan bir orduyu def etmeye çalışıyorum. Gerçekten çok korkutucu. Aslında bu olaya bakarsak, belki de insanların kolaylıkla kendini klonlayamıyor olması belki çok da kötü değildir. Nasıl kontrolden çıkabileceklerini bir düşünsenize.

Klonlanma, doğal çevrede sıradışı bir olay değildir. Hatta sizin vücut hücreleriniz bile kendilerini büyütüp onarmak için sürekli kendilerini klonluyorlar. Hücrelerimizin kendilerini klonlama olayına “mitoz” diyoruz. Mitoz sürecinde hücreler, kendilerinin genetik olarak tamamen kopyası olan iki yavru hücreye bölünmeden önce kendi genetik bilgilerini çoğaltıyorlar.

İnsan ikizler bile aslında klonlardır

Eğer döllenmiş yumurta ikiye bölünürse, iki yarı da sahip olduğu DNA ile formlarını insan haline tamamlayana kadar bölünmeye devam ederler (not : bazı bilim insanları, tek yumurta ikizi olsa bile rahimde genetik farklılıkların oluşabileceğini düşünüyor). Ancak insanlar ve diğer gelişmiş çok hücreli hayvanlar, kendilerini klonlama sanatını normal bir yaşam döngüsü bölümü haline getirecek şekilde ustalaşamamışlardır. Kendini klonlamanın bazı avantajları vardır (hayır, kendi işlerinizi başkalarına yüklemek haricinde şeyler). Evrimsel bir açıdan bakarsak, eşeysiz üreme (kendini klonlama), eşeyli üremeden daha az meşakatlidir. Eşeyli üreme zaman, kaynak ve enerji harcar ancak eşeysiz üreme hepsini çok daha az harcayarak yapılabilir.

Eşeysiz üreme ile bir popülasyon hızlıca ve verimlice büyüyebilir. En uygun eş ile çiftleşmek için olan kavgalara gerek kalmaz (daha önce flört sahnesine çıkmış olan herkes bu oyunun ne kadar zor olduğunu çok iyi bilir).

Bitkiler de kendilerini rahatça klonlayabilir !

Çilek bitkileri, “sürünücü gövde” adı verilen uzantılarını kendinden toprağa göndererek kendini klonlar. Eğer bir çilek yetiştirirseniz, bu işlemi kendinizde görebilirsiniz. Sürünücü gövdeler, kendi köklerini toprağın altına gönderene kadar toprağa paralel büyürler. En sonunda sürünücü gövde köklendiğinde oluşacak yeni çilek bitkisi, ana bitkinin genetik kopyası olacaktır.

Bitkilerin çoğu, bazı özel parçalarındaki farklılaşmamış hücreleri sayesinde kendilerini koylaylıkla klonlayabilirler. Doğru şartlar altında bu farklılaşmamış hücreler özelleşebilir ve yeni fonksiyonlar kazanabilir, en sonunda da yeni bir bitki olacak şekilde büyüyebilir. Deniz yıldızı gibi bazı organizmalar, bu işleme çok benzer olacak şekilde, kopmuş uzuvlarından yeni deniz yıldızları büyütebilirler! Bu durum, bazı ekosistemler için istilacı bir tür olan deniz yıldızının ne kadar başarılı bir stratejisi olduğunu gösteriyor.

İnsanlar kendi kopmuş parçalarından yeni insanlar büyütemezler, bunun farkında olduğunuza eminim ancak yine de denememenizi söylemek istiyorum. Bunun sebebi, bizim kök hücrelerimizin çoktan farklılaşmış olmasıdır. Hala bazı diğer hücre türlerine değişebilen kök hücreler bulundursak da, “tüm hücre türlerine” dönüşebilecek kök hücrelerimizin hepsini fetüsken kaybediyoruz.

Eşeysiz üreme diğer yandan bazı dezavantajlara da sahiptir. Bu yüzden birçok organizma hem eşeyli hem eşeysiz üreyebilir. Evrimsel perspektiften baktığımızda, genetik olarak ikiz olarak organizmaları bulundurmak bir popülasyon için çok risklidir. Ya çevre değişirse? Yeni bir hastalık ya da yeni bir avcı gelirse? Eğer herkes aynı biyolojik özelliklere sahipse, o zaman istatistiksel olarak hepsinin birden yok olması muhtemeldir.

Bir türün evrimi, üremeye ve genlerini aktarmaya devam edecek olanlara, yani hayatta kalanlara ihtiyaç duyar. Bir popülasyon içinde çeşitli biyolojik özelliklere sahip olmak, bir türün gelecekteki değişikliklere karşı dirençli kalmasına yardımcı olacaktır.

Yani uzun vadede, tüm ekstra yaygaraya rağmen, eşeyli üremenin eşeysiz üremeye göre belirgin avantajları var!

Çeviri – Yorum : Murathan Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Daha Önce Hiçbir Yerde Görülmemiş Bir Gök Cismi Tespit Edildi !

İçtiğiniz Sigaranın Etkileri Yıllar Sonra Torunlarınızda da Görülebilir