Yapay Et Yükselişte Ama Gerçek Etin Yerini Doldurabilecek Mi?

Mart’tan beri bitki temelli alternatif etin satışları tavan yaptı. Fakat mağazalardaki artan mevcudiyetleri Amerikanın hayvan ürünlerini bırakmasının sağlamayacak.

Yapay Et Yükselişte Ama Gerçek Etin Yerini Doldurabilecek Mi?

Belki şu sıralar etsiz bir diyet yapıyorsunuz veya son bir kaç haftadır market raflarında et bulamıyorsunuz. Yada yerel bir restoranda vejetaryen bir hamburger menüsü denediniz ve bu ilk başlarda hoşunuza gitse de daha sonra et içerikli bir burger daha yediniz. Durum ne olursa olsun, Amerikalılar son dönemlerde et yerine alternatif protein içerikli yiyecekler tüketiyorlar. Peki bu sağlıklı bir alternatif mi ?

İlginizi çekebilir: Bill Gates’den Laboratuvar ürünü yapay etlerin CRISPR tekniğiyle üretilmesine destek

Daha açık olmak gerekirse bitki temelli alternatifler, koronavirüs pandemisinden önce bile satışlarda büyük bir artış yaşadı. Ancak Mart ayında, et alternatiflerinin satışı yüzde 264 daha arttı. ( Sadece popülerlikten değil, aynı zamanda dağıtımdaki bir artıştan da kaynaklanıyor.)

Yapay Et Yükselişte Ama Gerçek Etin Yerini Doldurabilecek Mi?

Bu sırada et işleme tesisleri yoluyla yayılan COVID-19 raporları bazılarının kapılarını geçici olarak kapatmasına neden olmuştur. 7 Haziran itibariyle 7100 Tyson Foods çalışanının yeni koronavirüs testi pozitif çıktı. Bazı bölgelerde tedarik zinciri sekteye uğradı. Çiftçileri gereğinden fazla olan hayvanlarını öldürmek veya imha etmekten başka bir seçenek bırakmadı.

İlginizi çekebilir:Laboratuvarda üretilen et, 2021’de Piyasaya Sürülebilir 

Peki öyleyse bu yapay etin büyük çıkış zamanı mı? 

Yüksek satış oranları umut verici. Ayrıca dana ve hindi köftelerinin stokları azaldığında rafların dolu olmasına yardımcı olabilir. Fakat  Mark Lang gibi gıda endüstrisi uzmanları, Tampa Üniversitesi’ndeki bir doçent pazarlama profesörü, hayatta bir kez olan bu koşulların muhtemelen ortalama bir insanın etten tamamen vazgeçmesine neden olmayacağını söylüyor.

“Et yiyenler hâlâ toplumun büyük bir kısmını oluşturuyor.”

2018 Gallup anketi, yetişkin Amerikalıların sadece yüzde 5’inin kendilerini vejetaryenler olarak tanımladığını buldu. En son 1999’daki anketten yüzde 1’lik bir düşüş. Ancak bu, et yiyenlerin taviz vermek istemediği anlamına gelmez. Daha ziyade, bitki bazlı et şirketleri potansiyel müşterilerini ortada karşılamak için hayvansal ürünleri tamamen bırakmaya teşvik etmek yerine daha iyi yollar bulmak zorunda kalabilirler.

İlginizi çekebilir: Vegan ve vejetaryenlerde felç riski daha yüksek, kalp rahatsızlığı riski daha düşük

Sağlıklı Bir Alternatif Mi?

Yapay Et Yükselişte Ama Gerçek Etin Yerini Doldurabilecek Mi?

Et yerine kullanılan şeyler çeşitli bitki temelli kaynaklardan gelebilir. Soya fasulyesi, jak meyvesi, fasulye veya mantar bunlar bazıları.

Impossible Foods veya Beyond Meat gibi markalarda, köfteler dokulu soya proteinlerinden yapılır ve hayvan kaynaklı muadilleri gibi görünür.

Yine de “bitki temelli” terimini sağlığa yararları açısından yanıltıcı olabilir: Besin içeriği açısından, işlenmiş et alternatifleri vücut için geleneksel etlerden çok daha iyi değildir.

Yüksek oranda işlenmiş bitki bazlı bir burger yemek, kıyma veya hindi burger ile yaklaşık aynı doymuş yağ ve protein içeriğine sahip olacaktır.

Ancak daha yüksek miktarda sodyum ve daha düşük miktarda kolesterol içerirler. Ve yüksek oranda işlendikleri için, bitki bazlı alternatifler, soya fasulyesi gibi ham bileşenlerinin sunabileceği besin takviyesinden yoksundur.

Ancak et üretiminin aksine, bitki bazlı alternatiflerin daha çevreseldir.(Hayvanların sera gazı salınımına olan büyük etkisi yüzünden.) Sığır gibi geviş getiren hayvanlar tarafından üretilen metan yüzünden insan tarafından üretilen tüm sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 14,5’i hayvancılıktan geliyor.

İlginizi çekebilir: Sığırlar da maske takıyor… Ancak, Koronavirüse Karşı Değil

Science’da yapılan bir 2019 araştırmasına göre en az miktarda sera gazı yayan süt çiftliklerinin bile bezelye üreten ortalama bir çiftlikten 36 kat daha fazla kirlilik yarattığını buldu.

Yapay Et Yükselişte Ama Gerçek Etin Yerini Doldurabilecek Mi?

Kümes hayvanları gibi en düşük düzeyde sera gazı yayan ürünler bile bitkisel ürünlerden kaynaklanan emisyonları aşmaktadır. Sığır etlerinin çevre üzerindeki ağır etkilerine rağmen, aslında beslenmemize çok az katkı sağlıyor. (toplam protein tüketiminin sadece yüzde 37’si ve toplam kalorinin yüzde 18’i.)

Çevreye yardım etmek Beyond Meat ve Impossible Foods pazarlamasının merkezi bir parçasıdır. Her iki şirket de iklim değişikliği üzerinde olumlu bir etki yapmanın misyonlarının merkezi bir parçası olduğunu söylüyor. Ancak bu hedef herkes için doğal olarak çekici gelse de çevreyi önemseseler bile Amerikalılar, ne yediklerini seçmeye gelince, Dünya’yı öncelikler listesine koymada her zaman en iyisi değildir.

Kitleleri Beslemek

Et, Amerikan kültürünün köklü bir parçasıdır ve daha büyük iyilik için bir hareket olarak lanse edilse bile insanların yeme alışkanlıklarını kalıcı olarak değiştirmelerini sağlamak kolay değildir.

Lang, “İnsanlar diyete girip çıkarabilirler ve her zaman yaparlar” diyor. Ancak değişen bir diyette kalmak, özellikle de et alternatiflerinde olduğu gibi, işler “ bunu bırakmanız gerekiyor ” şeklinde çerçevelendiğinde insanların yapması gerçekten zor.

Lang, iklim değişikliğini azaltmak için tüketicilerin et tüketimini azaltmalarını sağlamak için bir uzlaşma gerekebilir. Karışık burger, et ve sebzelerin bir karışımı, tam sığır eti muadillerine benzeyecek şekilde tasarlanmış bir köfteye öğütülür.

Food Quality and Preference dergisindeki Ocak raporunda Lang, 602 Amerikan yetişkinini bir sığır eti ve mantar karışımından yapılmış burger izlenimleri hakkında anket yaptı. Katılımcılardan burgerleri tat, sağlığa etkileri, çevresel sürdürülebilirlik, fiyat gibi faktörlere göre sıralamaları istendi. Ankete katılanların çoğu, sağlığa etkilerini hamburgerleri denemek için en önemli neden olarak sıraladı. Ancak, Lang’ı şaşırtan, çevresel sürdürülebilirlik katılımcıların çoğunda son sıradaydı.

“[Tüketiciler] ‘Dünyaya yardım etmeye ve aynı zamanda diyetimi geliştirmeye çalışıyorum’ diyebilir” diye açıklıyor. “Ama birini seçmek zorunda kaldıklarında ‘Diyetimi ve sağlığımı geliştirmek istiyorum eğer çevreyi de kurtarabilirsem bu da iyidir.” Lang göre, ana sorun bu. Gıdaları seçerken önce kişinin iyiliği sonra çevrenin iyiliğine bakılıyor.

Ve çok büyük bir fedakarlık gerektiriyorsa, daha kolay bir seçim yapabilirsiniz.

Geleceğin Eti

Lang, bitki temelli alternatiflerin mevcut yüksek satışlarına rağmen, sahte et döneminin hala erken aşamalarında olduğundan düşünüyor. Şu anda, mevcut pazarlama müşterileri, etten tamamen vazgeçmek konusunda çok hevesli olmayan bazı tüketicileri yabancılaştırabilecek bitki burgerlerine bir “geçiş” yapmaya teşvik etmeye çalışıyor.

Lang “Bu, medyada ya hep ya hiç teklif olarak çerçeveye giriyor: Ya et ya da et yok,” diyor. Ortalama bir Amerikan diyetinde et tüketimini azaltmanın iklim değişikliğini durdurmak için hala önemli bir adım olduğunu, ancak daha küçük artışlarla yapılabileceğini kabul ediyor. Bitki ve et karışımları daha sürdürülebilir bir diyetin köprüsü olabilir. Müşterilerin daha az et içeren bir üründen zevk alabilir ve dolayısıyla daha az karbon ayak izine sahip olabilirler.

“İnsanların işlerin kolay, basit ve küçük olmasını istediğini öğreniyoruz,” diyor Lang. “İnsanlar diyetlerinde ve yeme alışkanlıklarında önemli veya ciddi değişiklikler yapmakta çok zorlanıyorlar.”

Yerel bakkalınızdaki soya köftesine gelince: Dört Temmuz’da muhtemelen sosis gibi raflardan uçmayacaklar. Ancak zamanla, diyetlerine daha fazla bitki eklemek isteyen et seven Amerikalılara daha fazla pazarlanan ürünleri görebiliriz.

Metehan Öksüz

Makineler bilinçli olabilir mi?

Yapılan Kapsamlı Çalışmada Domatesin Gizli Mutasyonları Ortaya Çıktı