Bizi Takip Edin

Bilim

Gezegen 9 Var Mı? Yok Mu?

Yayınlandı

üzerinde

Gökbilimciler tarafından varlığı konusunda birçok iddialar bulunan Gezegen 9’a dair tartışmalar sürüyor. Arkasında ne gibi sırlar bulunduğunun bilinmediği gezegene dair birçok iddia gündemde. Henüz tam olarak keşfedilemeyen dünyanın var olduğu konusunda gökbilimciler ısrarcı.
Neptün’ün ilerisinde olan Gezegen 9 eliptik bir yörüngede Güneş’ten 10 kat uzakta Pluto’ya 400 ile 1500 astronomik birime yakın mesafede seyrediyor.
Gezegen 9’a dair tartışmalar bilim dünyasında sürüyor. Bazı bilim insanları gezegenin bulunmadığı yönünde bilgilendirme yaparken, bazıları da gezegenin Neptün’ün kütlesine sahip olduğunu, eliptik bir yörüngede Güneş’ten 10 kat uzakta Pluto’ya 400 ile 1500 astronomik birime yakın mesafede seyrettiğini iddia ediyor.

gezegen-9-var-mi-yok-mu
Caltech bilim insanları dünyadan büyük olan bu gezegenin, yerçekiminin bulunmadığını ve buzul bir dünya olduğunu, güneşin çevresinde döndüğünü söylüyor. USCS’li bir gökbilimci olan GregLaughlin, gezegene% 68.3 olasılık şansı verdi.Laughlin, “Muhtemelen gezegen var. Ancak bu büyük bir olasılık değil. Havaya para atmak gibi bu” yorumunda bulunuyor.
Öte yandan, Caltech’teki araştırmacılardan biri olan Konstantin Batygin, bu yabancı dünyanın orada olduğuna dair% 83’lük bir olasılık olduğunu öne sürüyor. “Ben Greg’den biraz daha gerçekçiyim” diyor. Diğer araştırmacılarsa emin değil.
Pluto’ya bir uzay aracı gönderen Yeni Ufuklar misyonunun araştırmacısı Alan Stern, “Bu konuda çok fazla tahminolduğunu ve şimdiye kadar tümünün yanlış olduğunu gördüğüm için ciddi şüphelerim var” dedi.

gezegen-9-var-mi-yok-mu1
Neptün’ün yörüngesinin ilerisinde büyük ve yabancı bir dünya olup olmadığı şu anda gizemini koruyor. Ancak yeni bir çalışma, gizemli dünyanın-varolması halinde- güneşimiz tarafından yakalanmadığını, ancak güneş sistemimizdeki diğer gezegenlerin yakınında oluştuğunu ve eninde sonunda güneş tarafından sürüldüğünü iddia etti. Birleşik Krallık’taki Sheffield Üniversitesi’nden gökbilimciler ve ETH Zürich, kendi yıldızımız tarafından kayan bir gezegenin (FFLOP) yakalanması da dahil olmak üzere çeşitli senaryoların simülasyonlarını gerçekleştirdi. Gökbilimciler Gezegen 9’un varlığını dile getirdiğinden beri süren tartışmalar cevaplardan çok daha fazla soru yarattı. Gezegenin varolduğunu söyleyen ilk gök bilimciler, gezegen 9’un orada olduğundan neredeyse emindiler. 2016 yılında yapılan bir çalışmayla gezegen 9’un olmama ihtimali ortaya kondu. Temmuz 2016’da ise başka bir grup araştırmacı Gezegen 9’un varlığını ortaya koyan bir dizi araştırma yayınladı. Yapılan son çalışmalar Gezegen 9’un orada olduğuna yetecek delili ortaya koyar niteliğe sahip.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/mystery-behind-planet-nine-deepens-astronomers-make-new-discovery/

Bilim

İnsandaki Y Kromozomu Gün Geçtikçe Yozlaşıyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Y kromozomu erkekliği sembolize ediyor, ancak bu onun güçlü ya da kalıcı olduğu anlamını taşımıyor. Bilim insanları Y kromozomunun gün geçtikçe yozlaştığını açıkladı. Bu yozlaşma aynı hızla devam ederse, 4.6 milyon yıl sonra Y kromozomu tamamıyla ortadan kalkacak. Bu size oldukça uzun bir zaman gibi gelebilir. Fakat Y kromozomunun 3,5 milyar yıldan beri var olduğu düşünüldüğünde çok da uzun bir zaman olmadığı anlaşılıyor.

Y kromozomu her zaman böyle değildi. Saati 166 milyon yıl önce, ilk memelilere geri sararsak, hikaye tamamen farklıydı. Erken “proto-Y” kromozomu orijinalde X kromozomu ile aynı büyüklükteydi ve aynı genleri içeriyordu. Bununla birlikte, Y kromozomlarının temel bir kusurları vardır. Her hücremizde iki kopyası olan tüm diğer kromozomların aksine, Y kromozomları yalnızca babalarından oğullarına geçen tek bir kopya olarak mevcuttur. Bu, Y kromozomundaki genlerin genetik rekombinasyona, yani her nesilde meydana gelen, zarar veren gen mutasyonlarının ortadan kaldırılmasına yardımcı olan genlerin müdahalesine izin verilmeyeceği anlamını taşıyor.
Rekombinasyonun faydalarından yoksun olan Y kromozomal genleri, zaman içinde dejenerasyon gösterir ve sonunda genomdan kaybolurlar. Buna rağmen, son araştırmalar Y kromozomunun, “frenlemeleri” gerçekleştirmek için mekanizmalar geliştirdiğini ve gen kayıp oranının olası bir durgunluğu yavaşlattığını gösterdi.
Y kromozomunun gerçekten kaybolup kaybolmayacağı sorusu üzerine şu an bilim dünyası ikiye bölünmüş durumda. Bir grup insan mekanizmasının harika bir iş çıkardığını ve Y kromozomunun kurtulacağını savunurken, diğeri ise Y kromozomunun yok olacağını düşünüyor.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/y-chromosome-vanishing-changing-genetics-males-evolution

Devamını Oku

Bilim

İngiliz Bilim Adamı İnsan Beyinlerinin Birbiriyle Bağlı Olduğuna Dair Bir Hipotez Geliştirdi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Birçok kişi kendisinde yüksek bir altıncı hissin ya da sezgilerin olduğunu düşünür? Ancak bunun sebebi nedir? Birleşik Krallık Sheffield Üniversitesi’nde psikoterapi profesörü olan Digby Tantam, bir cevabının olduğunu yeni kitabında açıklıyor.

Tantam’ın ortaya attığı yeni kurama göre insan beyinleri birbirleriyle bağlı ve başka kişinin ne düşündüğünü ortaya koyan küçük mikro işaretlerle birbiriyle iletişim kuruyor. İnsanları beynini birbirine bağlayan Wi-Fi, diğer kişinin nasıl hissettiğini ve düşündüğünü algılayabiliyor.
Bilim insanı, “Doğrudan başkalarının duygularını ve neye dikkat ettiklerini biliyoruz” açıklamasında bulunuyor. Briya ismini verdiği bu sistemin beyin ve diğer insanların beyinlerini doğrudan bağladığını ifade ediyor. Konuşmamızın büyük bir kısmının sözsüz sinyaller vasıtasıyla yapılması fikri yeni değildir. Fakat veriler sadece görsel ipuçlarıyla ilgili değildir.
Tantam, duyguların kokular vasıtasıyla da algılanabileceğini söylüyor. Birisinin kimyasındaki ufak değişikliklerin; korku, şehvet benzeri duyguları dağıtacak parçacıklar üretilebileceğini savunuyor. En parlak poker yüzüne sahip olanlar bile, kokuyu gizleyemezler. Tantam, argümanını desteklemek için kokuyla ilişkili alanların beynin en üst düzeyde nöronal aktivitesine sahip olduğunu ve yerlerini belirtiyor.

Fakat bu insan kablosuz internet, ya da “interbrain”, herkese bağlanmıyor. Tantam, otizmde olan insanların bu bağlantıyı kuramadığını söylüyor. Bilim insanı hipotezini doğrulamak için önümüzdeki günlerde daha fazla araştırma gerçekleştirecek.
Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/gut-feelings-are-the-product-of-a-wifi-connecting-human-brains-to-one-another-claims-scientist/all/

Devamını Oku

Bilim

Fizikçiler Negatif Kütle Üretebilen Bir Cihaz Oluşturduklarını Söylüyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Fizikçiler, negatif kütlesi varmış gibi davranan parçacıklar üretebilen ilk aygıt oluşturduklarını beyan ediyor. Cihaz yarım ışık / yarım madde olan garip bir parçacık üretiyor ve aynı zamanda mevcut teknolojilerden daha az enerji ile çalışabilecek yeni bir lazer türü için temel oluşturuyor.

Son çalışmada bilim insanları polariton inşası üzerinde çalıştı. Rochester Üniversitesi’nden fizikçiler, oda sıcaklığında polaritonları yaratmalarına izin veren bir cihaz keşfetti. Bu cihaz yakalanan fotonları manipüle ediyor ve bunları yarı ışık / yarı madde yapabilmek için eksitütan adı verilen bir yarı parçacıkla birleştiriyor.
Rochester Optik Enstitüsü’ndençisi Nick Vamivakas “Tek başına bu keşif oldukça heyecan verici. Fakat aynı zamanda, yarattığımız cihaz art arda az miktarda lazer ışığı üretmek için bir yol sunuyor” dedi.
Parçacıklar için bir orkestra olsaydı, elektronlar, kuarklar ve fotonlar gibi şeyler için bölümler olurdu. Yarı parçacıklar ise herhangi bir bölüme uygun değildir. Bunun yerine diğer parçacıkların kolektif davranışlarından oluşurlar. Ayrık, parçacık benzeri nesneler gibi hareket ettiği için genellikle aynı amaca hizmet eder. Söz konusu yarı parçacığa bir eksiton denir ve bu bir elektron ve bir elektron deliği adı verilen bir tür boşluktur.
Bu tür yarı parçacıklar tamamen yeni değildir. Ancak araştırmacılara göre, şu ana kadar yapılan çoğu polariton çalışması yalnızca diğer komplekslerde değil, nötreksitonlardan ve fotonlardan yapılmış yarı parçacıklar üzerinde yapıldı. Bu yeni cihaz, araştırmacıların farklı polaritonlar arasındaki etkileşimleri araştırmasına izin verdi ve bunların inanılmaz derecede tuhaf oldukları ortaya çıktı. Bu araştırma Nature Physics’de yayınlandı.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/negative-mass-quasi-particle-polaritons-low-energy-lasers

Devamını Oku

Öne Çıkanlar