fbpx
Connect with us

Uzay

Meteor Yağmuru geliyor! Saatte 50 yıldız kayacak

Published

on

Geminid Meteor Yağmuru, bu yıl özel bir olayla gündeme geldi. Peki, 50’ye yakın yıldız kaymasının gözlemlenebileceği Geminid Meteor Yağmuru nedir? İşte, günün ilk saatleri itibariyle merakla araştırılan o konu hakkında bazı bilgiler:
Geminid ( ikizler ) Meteor Yağmuru Nedir?
“Meteor yağmurlarının kralı” olarak bilinen Geminid, 3200 Phaethon adlı sönük bir kuyruklu yıldızın, Güneş etrafındaki yörüngesinde dönerken arkasında bıraktığı kaya parçaları sonucunda oluşuyor.

Gemidler her yıl en iyi meteor yağmurlarından biri olarak kabul edilir, çünkü bireysel meteorlar parlaktır ve zirve gökyüzünde meteor akışını saatte 120 meteor gibi yüksek oranlarda görebilir. Bilinen kayıtlara göre, Geminid meteor duşu neredeyse 200 yaşında. Her yıl aralık ayında gerçekleşen 3200 Phaethon adı Geminid Meteor Yağmuru, 13 Aralık gecesi, 14 Aralık’ın ilk saatlerinde izlenebilecek. Saatte ortalama 50’ye yakın “yıldız kayması” görülebilecek. Gökyüzü açık olması durumunda herhangi bir uzay ekipmanına ihtiyaç duyulmadan çıplak gözle, gözlemlenme durumuna sahip. Geminid “ateş eden yıldızlar” olarak bilinse de, görünen göktaşlarının sayısı zamana ve ne kadar karanlık olduğuna bağlıdır. Steroit 3200 Phaethon, bu meteor yağmuruyla ilgili olağandışı bir durumdur, çünkü kuyruklu yıldızlar genellikle buzlu molozlu meteor yağmurları yaratırlar. Bilim adamları, Phaethon’un ne olduğunun doğasını tartıştılar. Yakın takip edilen Dünya-asteroidi kuyruklu yıldızlara benzetilmiştir, bu yüzden “kaya kuyruklu yıldızı” olarak adlandırılmıştır. Phaethon, güneşi başka bir asteroidden daha yakın yörüngeye çevirir ve yörüngeye 1.4 yıl sürer. Asteroid, güneşe en yakın yaklaşımıyla yaklaşık 1.300 Fahrenhayt’a kadar ısınıyor ve bu da tozlu kalıntıların dökülmesine neden oluyor.
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM
Kaynak: https://www.space.com/34921-geminid-meteor-shower-guide.html

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

NASA’da Kıyafet Sorunu Cinsiyet Krizine Dönüştü

Published

on

Yaklaşık 57 yıldız başarılı bir şekilde uzay misyonları gerçekleştiren NASA, 29 Mart’ta özel bir etkinliğe hazırlanıyordu. NASA, 29 Mart’ta yalnızca kadınlardan oluşan bir astronot ekibinin gerçekleştireceği uzay yürüyüşünün, iptal edildiğini söyledi; gerekçe olarak uygun bedende giysi bulunmaması gösterildi. NASA; Şubat ayının sonlarında doğru yaptığı bir açıklamada, 29 Mart’ta Anne McClain ile Christina Koch’un yer aldığı yalnızca kadınlardan oluşan bir astronot ekibinin uzay yürüyüşü gerçekleştireceğini duyurmuştu. Toplam yedi saat devam edecek uzay yürüyüşü sırasında astronotlar Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan dışarı çıkarak geçen yaz yerleştirilen pilleri değiştirecekti.

Kadınlardan oluşan ekibin kontrolü, NASA’nın Teksas’taki Johnson Uzay Üssü’nden uçuş kontrol direktörü Mary Lawrence ve Kristen Facciol’un oluşturduğu, tamamı kadın olan bir ekip tarafından yönetilecekti. Fakat 21. yüzyılın en büyük skandallarından birisi yaşandı ve uygun bedende yeteri kadar giysi bulunmadığı için görevde değişikliğe gidildi.

NASA yaptığı açıklamada, ”Görev yöneticileri, istasyondaki uzay giysilerinin elverişliliği açısından görevlendirmeyi ayarlamayı kararlaştırdı. McClain, ilk uzay yürüyüşü sırasında medium beden üst gövde giysisinin kendisine uyduğunu öğrendi. Ancak 29 Mart’a kadar sadece bir tane medium beden üst giysi yapılabileceği için, giysi Koch’un olacak. Anne McClain, daha önceden uzayda bir göreve çıkmıştı; bu nedenle Koch görevde yer alacak. Onun partneri ise McClain ile daha önceden göreve giden, erkek,  Nick Hague olacak” ifadelerini kullandı. Böylelikle tamamı kadından oluşan uzay görevi ile tarihe geçmek isteyen NASA, yaşadığı bu skandalla tarihe geçmiş oldu.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://www.theguardian.com/science/2019/mar/25/nasa-all-female-spacewalk-canceled-women-spacesuits

Continue Reading

Astrofizik

Kara delikleri duymuşsunuzdur, peki ya aklınızı uçuracak beyaz delikleri duydunuz mu?

Published

on

Kara delikler belki de evrenin keşfedilmesi en zor gizemi. Ölen yıldızların çekirdeklerinin birleşmesiyle oluştuğu düşünülen kara delikler hakkında bilinmeyen çok şey var fakat kesin olarak bilinen bir özelliği mevcut; maddeler içeri girer ama çıkan hiç bir şey olmaz. Bildiğimiz kadarıyla, kara delikler o kadar yoğun ki olay ufkundan hiç bir şey kaçamaz. Fakat uzaydaki tek “delik” onlar değildir. Bir kara deliğin çevresinde uzay-zamanı incelerken sayılarla uğraşmakta olduğunuzu varsayalım. Ölen yıldızı (yani tüm o cisim ve kütleyi) hesaplarınızdan çıkarıyorsunuz ve sonuçta beyaz delik elde ediyorsunuz, kütlesiz bir karadelik tekilliği… İsminden de anlaşılacağı gibi beyaz delik, kara deliğin tam tersi. Astrofizikçiler 1970lerden beri bu kavramla çalışıyorlar. Kara deliklerin olay ufkundan ışık bile kaçamazken beyaz deliklerin olay ufku içeri hiç bir şeyin girmesine izin vermemektedir.

Kara delikten kaçamazsınız ama beyaz deliğe de giremezsiniz. Yani kara delik maddeleri yutarken beyaz delik onları geri tükürür. Beyaz delikler, inanılmaz derece parlaktır ve uzaya inanılmaz derecede radyasyon yayarlar. Varsayımsal olarak, beyaz delikler, kara deliklerin “rewind” (geri sarma) butonuna basılmış halidir. Stanford Felsefe Ansiklopedisi yazarı Erik Curiel şöyle diyor: “ Genel izafiyetin alan denklemleri istenilen zaman yönetimini vermediğinden eğer kara deliklerin oluşumu uzay zaman ve kütle çekim yasaları tarafından açıklanabiliyorsa, beyaz delikler de öyle olmalı.” Bildiğimiz kadarıyla, şu ana kadar hiç beyaz delik gözlemleyemedik. Fizikçiler, Evrende beyaz deliklerin olabileceklerine olanak vermiyorlar ve bunu destekleyen bir kaç neden var. En büyük soru: Nasıl oluşurlardı? Kara deliklerin oluşmasından üretilen bir kaç akla yatkın model olsa da kanıtlayamıyoruz çünkü Evreni geri sarıp tüm kara delikleri beyaz deliklere dönüştüremeyiz sonuçta.

Önce tekillik üzerine çalışıp sonra geri sarmalıyız, nesne tüm maddeleri kusar ta ki… Bum! Kendini bir yıldıza dönüştürene kadar. Bu entropinin düşmesi demektir, bu da termodinamiğin ikinci yasasının ihlali demektir. Çalışmaya tekillikle başlamak da bir sorun. Astrofizikçi Karen Masters şöyle açıklıyor: “gerçek Evrende tekilliği oluşturmanın tek yolu onun orda olduğuyla başlamaktır. Bir şekilde evren hâlihazırda tekilliklerden oluşmuş olmalıdır.” “ Evrenin hâlihazırda tekilliklerle çalışmaya başlamış olmasını ileri sürmenin hiç bir manası yoktur. Öyle olsaydı gerçekten garip olurdu.” Bir kaç dakikalık tüm bunları rafa kaldıralım ve beyaz deliklerin gerçekten hiçlikten oluştuğunu varsayalım. Matematiğe göre, uzay zamanda kara delikleri içeren hiç bir cisim bulanamaz. Madde içine girer girmez ne kadar küçük olursa olsun, artık hiç bir şekilde bir beyaz delik oluşamaz.

Yani eğer bir beyaz delik oluşmuşsa bile varlığı çok uzun sürmemiş demektir. Eğer Evren başlangıçta beyaz deliklere sahiptiyse Dünyadaki ilk yaşam formları denizin dibinde oluşmaya başlamadan milyarca yıl önce yok olmuşlardır. Fakat nasıl beyaz delikler şu anda saf teori aşamasındaysa bir zamanlar ve hatta çok yakın geçmişte kara delikler de öyleydi. Aslında bilim insanlarının beyaz delikler için önerdiği bir olay var; bu da gamma ışını yanması. Bunlar evrende gerçekleşen muhtemelen en parlak ve enerji yüklü olaylar çünkü Güneş’in 10 milyar yılda salacağı enerjiyi sadece 10 saniyede salabilirler. Bu olay, yıldızların patlamasından oluştuğunu gösteren görüntü tutulmasıyla devam eder. 2017’de gökbilimciler 2 nötron yıldızının çarpışması sonucu gerçekleşen bir örneğini gözlemleyebildiler.

Fakat 2011de 2 gökbilimci bilinmedik özelliklere sahip gamma ışını yanmasının beyaz delik olabileceğini söylediler. NASA gökbilimcileri bunun kara deliğin oluşma sürecinin bir parçası olduğunu söylüyor. Beyaz delik olma olasılığı oldukça düşük. Ama yine de başka bir çılgın fikir var; o da BigBang’inkendisinin devasa bir beyaz delik olabileceği. Bu fikir de daha önce matematiksel olarak hesaplanmış olsa da hepsi bir teoriden ibaret. Aslında, BigBang kavramı bu doğrultuda biraz yanıltıcı olabilir. Şu an revaçta olan bir teoriye göre Evren tek bir noktadan var olmadı. Varlığın içine doğru yavaşça sızdı ve karanlığın içinde 500 milyon yıl ya da daha fazla bekledi, herhangi bir genişleme göstermeden ta ki gökadalar arasındaki alan iyonlaşana ve ışıklar yanana kadar. Bu pek de tutarlı bir beyaz delik modeli değil tabi ki.

Ama dahası var; beyaz deliğin, kara deliğin yaşam süresini doldurduktan sonra dönüştüğü hali olduğuna dair bir hipotez daha var. Kara delikler fazlasıyla uzun yaşam süresine sahip oldukları için Evrende daha önce hiç beyaz delik oluşmamış olabilir ya da oluşmuşsa bile biz onu göremeden yok olmuş olabilir. Bir diğer olanak ise minik, ilkel bir kara deliğin küçük bir beyaz deliğe dönüşmüş olması ve şu anda karanlık maddenin bir parçası olması. Tabi ki bunların hepsi matematiksel olasılıklar ama gerçek, yaşadığımız Evrende hala bir tane bile beyaz delik göremedik.
Eğer bir gün gözlemlersek, bu Evren hakkındaki tüm fikirlerimizi baştan yazmamız mı demek olacak? Öyleyse bu çok heyecanlı olmaz mıydı?

Editör / Yazar: Meltem ARSLANER

Kaynak: https://www.sciencealert.com/what-in-the-freaking-heckballs-are-white-holes

Continue Reading

Uzay

NASA, 2020 Görevi İçin Testlere Başladı

Published

on

Apollo misyonlarının ardından gözünü, Kızıl Gezegen, Mars’a diken Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), gerek özel girişimler gerek devlet desteği ile Mars’ta insansız görevler gerçekleştirdi. Gelecek sene yeniden bir araç göndermeyi planlayan NASA, bu sefer Mars’a indirilen araç ile hayat belirtisi arayacak ve yüzeyden örnekler toplayacak. Uzun bir dönemdir aracın teknik kısımlarını tam kapasiteye ulaştırmaya çalışan NASA yetkilileri, aracın testlerine başladı. Kaliforniya, Pasadena’da bulunan Jet Propulsion laboratuvarlarında yapılan testler; Sistem Test 1 olarak adlandırılıyor. Testin amacı ise iniş, kurulum ve yön bulma aşamalarını değişik koşullar altında tam teşekkürlü sunabilmek.

Görevin sistem mühendisliğinden sorumlu olan Heather Bottom, ”Mars 2020 görevi büyük bir girişim. İnsanlı testlere başlayabilmemiz için önem arz eden bu misyon öncesi; ST1 ile tüm testleri bitireceğiz. Bu sayede uçuş yazılımımızı, gönderilecek uzay aracı bileşenlerinin uyum içinde çalışmasını görebileceğiz. Mars’a gidildiğinde aracın istenildiği gibi çalışmasının yanında, bileşenlerinin de uyum içinde çalışması gerekiyor.”

”X-bandı radyo iletimi ile iletişim sağlayacağız, aslında sürekli olarak düşündüğümüz ancak menzilinden şüphe ettiğimiz bu iletişim şeklini de detaylı bir şekilde gözlemleyeceğiz. Sistemi besleyen veri kabloları, araç için gerekli güç, kurulum sistemleri gibi gerekli işlemler de titizlikle test edilecek” ifadelerini kullandı. Şu ana dek yapılan testlerde 2 iniş, 4 kurulum, birçok manevra hareketi, yörünge doğrulama ve yön tespiti başarıyla geçildi. Yeni hedef ise düşük sıcaklık koşullarında aracın davranışlarını gözlemlemek.

Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Kaynak: https://www.digitaltrends.com/cool-tech/mars-2020-rover-tests/

Continue Reading

Öne Çıkanlar