Çocukların Sıklıkla Sordukları 5 Zor Sorunun 5 Kolay Cevabı

Sizce neden Ay gündüzleri de görülebilir? Gökyüzü neden mavidir? Uzaylılarla bir gün iletişim kurabilecek miyiz? Dünya’nın toplam ağırlığı ne kadardır? Uçaklar nasıl uçar?

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre çocukların kafasını en çok karıştıran ilk beş soruyu yukarıda sıraladık. Araştırma’nın odak grubu çocuklar olabilir fakat bu sorular yetişkinler için bile çetin ceviz sayılır. Yaşları 5 ile 16 arasında değişen çocukları olan toplam 2000 ebeveynin üçte ikisi bu sorulara cevap vermekte güçlük yaşıyorlar. Beşte biri ise cevap veremedikleri takdirde güzel bir hikâye uydurduklarını ifade ediyorlar.

Uçaklar nasıl uçar?

Uçaklar ileri doğru hareket etmek için sürtünmeyi, havada tutunabilmek için de yerçekimini yenmek durumundadırlar. Bu sebeple uçaklar sürtünmeyi yenmek için itki ve yerçekimini yenmek için de taşıma kuvveti üretirler.  Newton’un üçüncü kanunu gereği etki yaratan her kuvvet, tam tersi istikamette bir tepki kuvveti de yaratır. Uçak, motorları vasıtasıyla havayı kendi üstüne doğru çeker ve kendisini bu yolla ileriye çekmiş olur.
Kalkış sırasında pistte tam gaz koşturan bir uçağı düşünelim. Uçak ileriye doğru giderken kanatları da havayı yararak ilerler. Kanat, yapısı gereği havanın bir kısmını üstünden, bir kısmını da altından geçirir. Kanat ,yapısı gereği, karşıdan gelen havayı üstünden geçirdikten sonra aşağı yönde büker. Yeryüzüne doğru itilen hava da uçağı havaya iterek yer çekimini yenmesini sağlar. Bu kuvvete taşıma kuvveti denir.

Her uçağın belli bir kalkış hızı vardır. Bu hız uçağın o anki ağırlığıyla birlikte değişiklik gösterir ve tam o hızda taşıma kuvveti yerçekimini yener. Bu şekilde uçak havalanmış olur. Tam bu sırada motor ise havanın ve taşıma kuvvetinin yarattığı sürtünmeyi yenecek kadar itki üretir durumdadır.

Dünya’nın toplam ağırlığı ne kadardır?

Einstein’ın genel görelilik teorisi, Dünya’daki uzay-zamanın sadece çarpık değil, aynı zamanda gezegenin dönüşüyle de büküleceğini öngördü. Yerçekimi Probu B bunun doğru olduğunu gösterdi.

Bu soruya iki şekilde cevap verilebilir. Teknik olarak Dünya’nın, bizim gözlemlerimizle anlayabileceğimiz bir ağırlığı yoktur. Dünya boşluktadır ve Güneş’in etrafında dönmektedir. Dünya’nın Güneş etrafında dönmesini sağlayan kuvvet ile serbest bırakılan bir cismin yere düşmesini sağlayan kuvvet aynıdır. Buna kütle çekimi diyoruz ve yerçekimi de bir nevi kütle çekimi. Fakat Dünya Güneş’in içine düşmüyor çünkü bir futbol topunun Dünya’nın kütlesine olan yakınlığı ve görece boyutu ile aynı parametrelerin Dünya ve Güneş için aldıkları değerler birbirlerinden çok farklı. Uzay yürüyüşü yapan bir astronot düşünün. Uzayda süzüldüklerini defalarca izlemişizdir. Aynı ortama astronotla birlikte bir tartı gönderip astronottan kendi ağırlığını ölçmesini istesek ne olurdu acaba? Doğru tahmin ettiniz, tartı da astronotlar gibi süzüleceği için tartı hep sıfırı gösterirdi.

Alternatif olarak Dünya’nın kütlesinden bahsedebiliriz çünkü kütle, evrende nerede olduğunuza göre veya ne yaptığınıza göre değişen bir büyüklük değildir. Dünya’nın kütlesi 5.97×10^24 kilogramdır. Bu da yüz milyon tane Titanic’in toplam kütlesinin bir milyar katına eşittir.

Uzaylılarla bir gün iletişim kurabilecek miyiz?

Dünya dışı yaşamın evrende ne kadar yaygın olduğu hakkında bir fikrimiz yok. Bu sebeple insanlığın dünya dışı yaşamı keşfedip keşfedemeyeceği konusunda net bir şey söyleyemeyiz. Bunun yanında SETI enstitüsünde dünya dışı varlıklar üzerine çalışan bir grup araştırmacı, gelecek 20 yıl içinde dünya dışı bir medeniyetin yaymış olabileceği türden bir sinyal yakalayabileceklerini umuyorlar.

Bu keşfi gerçekleştirmek adına sadece başka bir medeniyetin yaymış olabileceği türden sinyalleri tespit etmeye çalışıyorlar. Şu anki tahminleri ise astronomların yeni ve yaşanabilir gezegenleri keşfetme sıklıkları üzerine temelleniyor. Ayrıca iletişime geçmeyi umdukları dünya dışı medeniyetin de kendinden başka medeniyetleri aktif olarak aradıklarını varsayıyorlar.

Gökyüzü neden mavidir?

Gökyüzü neden mavi?

Güneş’ten gelen ışığın içinde birçok renk bulunur. Işık, dalgalar halinde yayılır ve her rengin dalga boyu birbirinden farklıdır. Mor ve mavi renkler daha kısa dalga boyuna sahipken kırmızının dalga boyu daha uzundur. Diğer renklerin dalga boyları da bu iki uç arasında dağılım gösterir.

İçinde birçok rengi barındıran güneş ışığı atmosferden geçerken su damlacıklarına, çeşitli moleküllere ve toza çarpar. Bu parçacıkların ortalama boyutu ise mor ve mavi rengin dalga boyuna daha yakındır. Bu yüzden güneşten gelen ışığın mor ve mavi renkleri kırılarak atmosfere saçılır. Gökyüzü bu yüzden mavidir.

Akşam saatlerinde ise güneş ışığı Dünya’ya daha yatay gelir. Yatay gelmesiyle birlikte güneş ışığı atmosfere daha çok maruz kalır. Atmosferde daha çok zaman geçiren güneş ışığından sadece kırmızıya yakın tonlar atmosfere tamamen penetre edip gözümüze ulaşabilir. Dolayısıyla günbatımlarında gökyüzü, kırmızı ve turuncu tonlarında görünür.

Ay neden gündüzleri de görülebilir?

Araştırmaya göre çocukların kafasını en çok meşgul eden soru Ay’ın neden gündüz de görülebildiğiyle alakalı. Aslında Ay, gece görülebildiği kadar gündüz de görülebilir çünkü Dünya’nın etrafında Güneş’ten bağımsız bir şekilde döner. Ay, kendi yörüngesi üzerinde Dünya’da bulunduğunuz noktadan gündüz vakti geçecek şekilde de ilerliyor olabilir. Bu durumda gündüz bizi aydınlatan Güneş, bizimle birlikte Ay’ı da aydınlatır ve biz de Ay’ı gündüz gözüyle görmüş oluruz.

Mertali Çakmak

Görüntüleme Sistemi İle Hayvan Mumyalarının İçi Ayrıntılarıyla Görüntülendi

Luksor’da Keşfedilen Değerli Takılara Gömülü Antik Mısır Genci’nin Mumyası