Mütevazı teleskobun Türk bilimine muhteşem bir etkisi olabilir

“Her şeyi içine koyduk.”

Mütevazı teleskobun Türk bilimine muhteşem bir etkisi olabilir

Şili’de yapımı devam eden 39 metrelik dev teleskop ya da Hawaii’nin bazı yerlileri için kutsal bir dağ olan Mauna Kea’da yer alma ihtimalinden dolayı anlaşmazlığa neden olan 30 metrelik teleskop gibi 1 milyar dolardan fazla maliyeti olan uluslararası projeler, bugün gözlemsel astronomide heyecan yaratıyor.

Teleskobun ayrıntılarına gelecek olursak

Ancak küçük teleskoplar da son teknolojiyi sağlayabiliyor. Türk bilim insanları, gelecek yıl bitmesi beklenen 4 metrelik optik ve kızılötesi bir teleskobun olduğu Doğu Anadolu Gözlemevi’nin (DAG) tamamlanmasını sabırsızlıkla bekliyor. Ana yapısının Türkiye’nin kuzeydoğusunda 3170 metrelik bir dağ zirvesinde oluşturulması planlanıyor. Birincil aynanın ise parlatılması ve zımparalanması neredeyse tamamlandı.
34 milyon dolarlık mütevazı fiyatına rağmen DAG, Asya’nın en büyük optik teleskoplarından birine ve Türkiye’nin en büyük bilim projesine sahip olacak. Geliştiriciler, DAG’ın Türkiye’yi bölgesel bir astronomi merkezi haline getireceğine ve astronomi topluluğunu büyüteceğine inanıyor. Ankara Üniversitesi’nden ötegezegen bilimcisi Özgür Baştürk “DAG’taki aygıtları kullanmayı hayal ediyoruz. 4 metrelik teleskopla alanımızda çok daha iyi ve rekabetçisini yapabiliriz.” diyor.

Türkiye’ye etkisi

DAG Teleskop
DAG Teleskop

Bugün Türkiye’nin en büyük teleskobu, Antalya’nın yakınlarındaki bir reflektördür. Yeni tesis, pus ve nemin epeyce üzerinde ve kentsel ışık kirliliğinden uzak olacak. Ayrıca, yılda ortalama 288 bulutsuz geceden faydalanabilecek. Türk hükümeti tarafından finanse edilen tasarım ve inşa, bölgedeki 40 üniversiteden bilim insanlarıyla beraber Avrupalı akademik ve endüstriyel ortakları da kapsamaktadır.
Teleskopla ilgili, Batı İsviçre Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesi’nden projenin baş optik mühendisi LaurentJolissaint, “Elbette 40 metrelik bir teleskop değil ancak her şeyi içine koyduk. Optik sistem temelde en yeni sistemlerle aynı.” diyor. DAG, Atatürk Üniversitesi’ndeki Astrofizik Araştırma ve Uygulama merkezi tarafından yürütülecek.
Türk bilim insanlarının dünyanın en büyük teleskoplarına erişimi çok az. Örneğin, Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), tesisin ödemesine yardımcı olan ve yıllık bütçesine katkıda bulunan 16 milletin yürüttüğü projelere öncelik veriyor. İstanbul Üniversitesi’nden gökbilimci Sinan Ali, “Prensip olarak herhangi biri bu teleskopları kullanmak için başvurabilir ama rekabet çok yüksek bu yüzden araştırma kalitesi yüksek olmalıdır.
DAG Teleskop
DAG Teleskop

Rekabet edilmek için bir şekilde o seviyeye ulaşmak zorundasınız.” diyor. 2010’da, Türk gökbilimciler, ESO üyeliğine başvurmak için devletle görüşme yapmaya başladı ancak birkaç yıl sonra Türkiye’deki ekonomik kriz yüzünden pes ettiler. Gelişmekte olan Brezilya’da, geçen yıl üyelik teklifini düşürdü çünkü önümüzdeki on yıl boyunca 270 milyon Euro’yu ödeyemezdi.

Gözlem yapamayan Türk gökbilimciler, diğer gökbilimcilerin yayınlamaları yıllar alabilecek büyük teleskoplar tarafından elde edilen arşiv verilerine başvuruyor. Bazı Türk gökbilimciler ESO üyesi ekiplerle işbirliği yapıyor ancak buna rağmen seyahat fonlarına erişmek zaman zaman zor olabiliyor.
Baştürk, bu nedenlerden dolayı yeni teleskobun büyük bir nimet olacağını dile getiriyor. Örnek olarak kendisinin ötegezegen çalışmaları gösterilebilir.

DAG, ötegezegenleri keşfederken izlenen en yaygın metodlardan biri olan, yörüngesinde dolanan bir gezegeni saptayabilmek için, bu gezegenin çekim kuvvetinin yıldızı etrafında yarattığı titreşimi izleme imkanını gökbilimcilere tanıyacak.

Fakat buna ek olarak, diğer belli başlı teleskoplar gibi, DAG teleskobu da, bir yıldızı maskeleyerek yörüngesindeki kendisine göre daha sönük olan gezegenleri direkt olarak gözlemleyebilmeyi sağlayan koronograf adlı aygıta sahip olacak. Üstelik yeni teknoloji sayesinde, aynı anda birden fazla yıldızı maskelemek de mümkün olacak; böylece DAG’da bulunacak koronograf, Güneş sistemimizdekinin aksine birden fazla yıldız bulunan sistemlerindeki gezegenleri de gözlemleyebilmeye olanak tanıyacak.

DAG’ın teleskobunun oldukça geniş bir açıklığa sahip olan diyaframı sayesinde, kırmızıya kayan galaksiler gibi soluk gök cisimlerinin ışığı da çok uzak mesafelerden yakalanabilecek ki bu da gökbilimcilerin, evrenimizin geçmişi ile ilgili daha fazla inceleme yapabilmesi anlamına geliyor.

Bu imkan, geçen yıl “x-ray gökyüzünü” haritalayabilmek amacıyla fırlatılan Rus-Alman ortak yapımı Spektr-RG uzay teleskobundan elde ettiği verilerin takibini sağlayabilmeyi amaçlayan Alis için de önem taşıyor. Galaksilerin merkezlerindeki karadeliklerden, daha küçük karadeliklere ya da yakın bir yıldızın kütlesini emen bir nötron yıldızına birçok cisim x-ray ışını yaratabiliyor. Alis “Gerçekte neye benzediklerini bilebilmemiz için onları optik ve kızılötesi olarak gözlemlememiz gerek.” diyor.

İroniktir ki DAG yetkilileri, ESO’nun mega teleskoplarına ulaşım imkanları bulunduğu halde Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden birçok gökbilimcinin, Kuzey Yarım Küre’de yalnızca birkaç örneği bulunan yükseklikteki konumuyla ve ekonomik gözlem ücretleri nedeniyle Türkiye’nin yeni teleskobuna ilgi gösterdiklerini belirtiyor.
Projenin yöneticisi, Atatürk Üniversitesi’nden Cahit Yeşilyaprak, DAG’ı uluslararası bir rasathane olarak gördüklerini ifade ediyor. Yeşilyaprak, yeterince iyi çalışmalarla karşılaştıkları sürece çalışmanın hangi ülkeye ait olduğu ile ilgili bir gözetimlerinin olmadığını söylüyor.
Fakat tabii ki, bu gözlemevinin en büyük etkisi Türkiye’ye olacak. Yalnızca teleskobu tasarlamak bile ülkede birçok diğer alanda bilimsel ilerlemeye neden oldu. Örnek vermek gerekirse, görüntülerin daha keskin olmasına olanak tanıyacak farklı değişken optik sistemlerinin ve dünyanın dönüşüne karşın teleskobun aynı noktaya odaklı kalmasını sağlayacak derotatör adlı aygıtın yapımında onlarca optik, mekanik ve bilgisayar mühendisi görev aldı. Yeşilyaprak bunların gelişmekte olan bir ülke için önemli meseleler olduğunu dile getiriyor. Alis “Teleskobun yalnızca kendisi dahi Türk astronomisine canlılık kazandıracak.” ve “Teleskop nihayet kullanımımızda olduğunda, alandaki bilirkişi sayısı patlama yaşayacak.” diyor.

E Sayısı ya da bir başka deyişle Euler Sayısı nedir?

Sperm, Babanın Genetik Özelliklerini Nasıl Çözümleyip Yumurta ile Birleştiriyor?