fbpx
Connect with us

Arkeoloji

Tutankhamun’un Karmaşık Ailesi ve Firavun Kız Kardeşi

Published

on

Tutankhamun’dan önce kadın bir firavunun bölgeye hükmettiği arkeologlarca bilinen bir gerçek. Hatta şu an Tutankhamun’un mezarı olan lahit aslen bu hükümdar için yapılmıştı. Bu firavunun adı bilinse de – Neferneferuaten Ankhkheperure – gerçek kimliği açığa çıkarılamamıştı. Yeni yapılan tartışmalı araştırmalara göre bu hükümdar Tutankhamun’un 2 ablasından biri. Muhtemelen Tutankhamun’ un babası Kral Akhenaten hayata veda ettikten sonra sonra küçük ablası Neferneferuaten 12 yaşında ilk kadın firavun olarak hükmetmeye başladı ve ablası Meritaten de ona eşlik etti. Ama Meriaten’ in eşlikçi pozisyonu uzun sürmedi. Kardeşinden 1 yıl sonra kendini de firavun ilan ettiğini ifade ediyor Quebec Üniversitesi profesörü Angenot, geleneksel anlayış olan kraliçe ve firavun hükümdarlığının yerine 2 firavun olarak hükmettiler. Angenot ’un iddiaları Mısır bilimciler tarafından kabul edilmedi. Genel görüş bahsi geçen eşlikçi kraliçenin Tutankhmun’un üvey annesi Nefertiti olduğu yönünde.

Tutankhmun’un Karmaşık Ailesi

İngiliz arkeolog Howard Carter Tutankhamun’ un mezarını keşfettiğinden beri Tutankhamun’un ailesi oldukça ilgi çekiyor. Tutankhamun’un aile ilişkileri oldukça karmaşıkt. Babası Firavun Akhenaten, antik Mısır tanrısı, güneş diski olarak bilinen Aten’e tapınıyordu. Veba Mısır’ı vurduğunda Akhenaten hükümdarlığının 17. yılındaydı. Profesör Angenot’a göre o dönemde Firavun’un 3 kızı vebadan hayatını kaybetmişti. Live Science’a yaptığı açıklamada ‘vefat eden 3 çocuğunun ardından hayatta kalan 4 çocuğunu hükmetmek için hazırlamaya başladığına inanıyorum.’ dedi. Böylece Akhenaten en büyük kızı Meritaten’le evlendi ve diğer kızı Ankhesenpaaten’ i Tutankhamun’ la evlendirdi.

Böylece Tutankhamun kral olduğunda kızı da kraliçe olarak ona eşlik edecekti. (Mısır’da kraliyet arasında aile içi evlilikler normal görülüyordu.) Çocuklarını taker taker kaybederken en küçük çocuğu Neferneferuaten 7 yaşındaydı. Çok küçük olduğu için iyi bir kraliçe olamazdı. Çocuk sahibi olamayacağı için soyu devam ettiremezdi, yalnızca firavun kanı taşıyordu. Bu noktada Akhenaten onu kraliçe değil kral ilan etmeye karar verdi ve firavun ilan etti. Eğer bu teori doğruysa Akhenaten yaşamını yitirmesinin hemen ardından Tutankhamun tahta geçmek için fazla küçükken Mısır’a hükmeden gizemli kadın firavun Neferneferuaten Tasherit’ti.

Gizemli Kraliçe

Akhenaten’in yaşamını yitirmesinden sonra bir kraliçenin hükmettiği 50 yıldır biliniyor. Tutankhamun’un mezarına yapılan incelemeler mezarın aslında bir kadın için yapıldığını ve üzerinde isim kalıntıları olduğu görüldü. Çoğu Mısır bilimci bunun ismini değiştiren Nefertiti olduğunu, bazılarıysa babasıyla evlenen Meritaten olduğunu düşünüyor. Angenot’sa en mantıklı olanın doğum ismini kullanan Neferneferuaten’in hükmetmiş olması olduğunu düşünüyor. Bu yalnızca bir tahmin değil. Kraliyet isimleri genellikle doğum isimlerini de kapsar. ‘Bu yüzden bu gizemli kadının Nefertiti ya da Meritaten olamayacağını düşünüyorum çünkü ikisinin de isimleri Neferneferuaten değil. Kraliyet ismi ve doğum ismi uyuşan tek aday Neferneferuaten. Tek problem en küçük çocuk olduğu için tahta oturma şansının düşük olması.’ diyor Angenot.

Angenot, Neferneferuaten’in tahta oturmuş olduğuna dair kanıtlara sahip. Bir sanat tarihçisi olarak, daha önceden bulunan ve Akhenaten’in ya da Nefertiti’nin olduğu düşünülen heykel ve kafa tasının genç Prenses Neferneferuaten’e ait olduğunu iddia ediyor. Dahası göstergebilimsel analizler başla yapılan bir jestin Akhenaten ve Meritaten’in çocuklarının çizmlerinde ve 2 kraliyet üyesinin tamamlanmamış ikonlarında görüldüğünü kanıtladı ki bu Neferneferuaten firavun olarak hükmetmeye başlamasının ardından ablası Meritaten’in ona eşlik ettiğinin göstergesi.
Tutankhamun’dan sonra gelen hükümdar iki kadının hükümranlığını onaylamadığı için döneme ait ikonların yok edilmesini emretmiş ve bu yüzden o dönem hakkında çokk fazla bilgimiz yok.
Neferneferuaten ve Meritaten aynı kraliyet ismini paylaşmış olabilir. Üstelik Mısır’ ın kadınlar tarafından yönetilmesi görülmemiş bir şey değildi. Daha önce Hatshepsut ve Sobekneferu tarafından da yönetilmişti.

Ya Sonra?

Angenot araştırmasını 20 dakikalık bir sunum olarak sundu ve şu an kağıda döküyor. Çoğu Mısır bilimci daha fazla bilgi edinebilmek için araştırmanın yayınlanmasını bekliyor.  ‘Ahmose and Tetisheri Project’in yönetmeni Mısır bilimci Stephen Harvey, Angenot’un iyi bir araştırma yaptığını ve kimin olduğu belli olmayan heykeller için iyi bir dayanak oluşturduğunu ve fikirlerini nasıl sunduğunu görmeyi sabırsızlıkla beklediğini söyledi. Tamamen karşıt fikirlere sahip olanlar da yok değil bir başka Mısır bilimci Aidan Dodson bu teorinin ilginç olmasına rağmen inanılabilir olmadığını ifade etti. Dodson bir jestin 18. Hanedanın bir prensesiyle bağdaşlaştırılmasının olanaksız olduğunu belirtiyor ve bahsi geçen kadın firavunun Nefertiti olduğuna dair bir kitap yazıyor.

Dahası tamamlanmamış abidelerde 3 hanedan üyesinin ismi için daha isim kabartması var. Bunlardan 2’s, krala ve biri de kraliçeye ait olabilir. Dodson, Angenot’un kendisine ‘2 kadın firavun aynı ismi kullandığı için bu isimler birleştirilip Neferneferuaten Ankhkheperure Meritaten şeklinde işlenmiş olabilir.’ dediğini iddia ediyor ama daha sonraları bu yöntemi destekleyen hiçbir uygulama olmadığı için bunun yanlış olduğunu savunuyor. ‘Ek olarak Neferneferuaten, önceleri Nefertiti’ nin isminin bir parçasıydı yani eşi hayatını kaybettikten sonra bu ismi firavun ismi olarak kullaması çok da şaşırtıcı olmazdı.’ diyor Dodson. Mısır Bilimci Harvey Angenot’ un çalışması yayınlandığında değerlendirilmesinin daha kolay olacağını ve konu hakkındaki detayları öğrenip iyi bir değerlendirme yapmayı istediğini belirtti.

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://www.livescience.com/65433-king-tut-sisters-pharaoh.html

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

Fransa’da 12.000 Yıllık “Başsız” At Gravür’ünün Keşfi

Published

on

Arkeologlar şu anda Fransa ’nın güney batısında olan 12.000 yıllık bir at gravürünü ve Taş Devri sanatçıları tarafından kumtaşı içine kazınmış diğer dört hayvanı keşfettiler. Kumtaşı oymacılığı üzerindeki hayvanları çevreleyen geometrik süslemeler, onları yapan kişinin Azilian endüstrisinin bir parçası haline getiren, Avrupa’daki geç Paleolitik ve erken Mesolitik dönemlerde gelişen küçük bir taş aletinin kemikten veya boynuzdan yapılmış elle tutulabilen bir geleneğidir. (Paleolitik aynı zamanda Eski Taş Çağı olarak da bilinir, Mesolitik ise Orta Taş Çağıdır.) Kumtaşı levhası artık kırılmış durumda, bu yüzden taş bloğun yaklaşık yarısını kaplayan at başsız vaziyette. Ulusal Arkeoloji Araştırma Enstitüsü (Inrap) yaptığı açıklamada, atın dört ayağı ve üç toynağının çok gerçekçi olduğunu ifade etti.

Başsız atın yanında 2 veya biraz daha küçük hayvan oymaları vardır ve bunlar muhtemelen bir geyik türü ve başka bir ata aittir. Soyu tükenmiş bir sığır türü olan bir bizon’un ana hatları da görülebilir.Taş levhanın diğer tarafında bir atın arka kısmını betimleyen ince çizgiler bulunur. Arkeologlar Bordeaux ’nun kuzeyindeki Angoulême tren istasyonu ’nun yakınındaki kazılar sırasında 25 cm yüksekliğinde ve 18 cm genişliğinde büyükçe bir levha buldular.

Kazı yapılan bu yer, bir zamanlar Paleolitik halkın et hazırlamasına ve yemesine yardımcı olacak taş ekipmanları gibi eski araç gereçlerin keşiflerine göre, tarih öncesi Azilian avcıları tarafından kullanılıyordu. Daha önceki kazılarda ayrıca şömineler, pişirme amacıyla ısıtılmış olabilecek çakıl yığınları ve hayvan kemikleri de ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca Inrap ’in dediğine göre arkeologlar bu bölgeden çakmak taşından kesilmiş ok başlarını ortaya çıkardılar. Yeni keşfedilen hayvan gravürleri, 15 Haziran ’da düzenlenen yerel bir sergide halka tanıtıldı.

Çeviri: Mete Arman NARLI

Kaynak: https://www.livescience.com/65692-stone-age-horse-engravings.html

Continue Reading

Arkeoloji

Sibirya’da 40 bin yıllık İnanılmaz Korunmuş Kurt Kafası Bulundu

Published

on

Sibirya ‘nın kuzeyinde Abyisky bölgesinde oranın yerlilerinden olan Pavel Efimov adlı bir şahıs tarafından donmuş kurt kafası bulundu. İklim koşulları nedeniyle çok iyi bir şekilde korunan kafa, incelenmek üzere Yakutistan Bilim Akademisi’ne teslim edildi. Yakutistan Bilim Akademisi, kafadan alınan dokuları Japonya ve İsveç ‘te bulunan laboratuvarlara göndererek fosilin 40 bin yıllık olduğunu onaylattı. Bilim insanları, bulunan donmuş 40 bin yıllık kurt kafasını inanılmaz bir buluş olarak değerlendirdi. Nedeni ise, daha önce bu kadar iyi bir şekilde korunmuş bir kurt kafası bulmadıklarını ekleyen araştırmacılar, kulakları, dişleri, beyni ve dili bozulmamış hayvan fosilini ‘benzersiz’ olarak niteledi.

Siberian Times ’ın haberine göre , 2018 ’de bulunan donmuş kurt kafası Tirekhtyakh Nehri kıyılarında bulunan kurdun başının 41 santim olduğu açıklandı. Hayvanın bugünkü kurtlardan yüzde 25 daha büyük olduğunu ifade edildi. Kafanın nasıl koptuğunu henüz bilmiyoruz, ancak bilim insanları, insanların yalnızca 32.500 yıl önce Rusya’nın bu kuzey kesiminde yaşamsal faaliyetler sürdürdüğünü düşünüyor.

Ancak kurdun erkek ya da dişi olabileceğiyle ilgili herhangi bir bilgi verilmedi. Rusya Bilimler Akademisi ‘nde üst düzey araştırmacı olan Valery Plotnikov, hayvanın başının mamutlarla aynı zamanlarda yaşayan ve soyu tükenmiş bir kurt türüne ait olduğunu söyledi.

Kurt kafasının CT taraması. Resimler: Albert Protopopov, Naoki Suzuki

Yakutistan Bilim Akademisi ‘nden Albert Protopopov ise iklim değişikliği nedeniyle hava sıcaklığı arttıkça bölgede benzer keşiflerin yapılabileceğini belirtti. Öte yandan kurdun DNA ‘sının ilerleyen zamanlarda inceleneceği bildirildi. Şaşırtıcı keşif, Yakutistan ve Japon bilim insanları tarafından düzenlenen görkemli “Woolly Mammoth” sergisinin açılışında Japonya’nın Tokyo kentinde duyuruldu. [40 bin yıllık tay, soyu tükenmiş türlerin hayata dönüşü için umut olacak]

Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN

Kaynak: https://siberiantimes.com/science/casestudy/news/still-snarling-after-40000-years-a-giant-pleistocene-wolf-discovered-in-yakutia/

Continue Reading

Arkeoloji

Antik Megalitlerin 50 Görüntüsü ve Mantığa Meydan Okuyan Mükemmel Şekilli Taşlar

Published

on

Binlerce yıl önce, dünyadaki antik kültürlerin, süper kütleli taş bloklarını kolay bir şekilde hareket ettirme kabiliyetine sahip oldukları apaçık ortada. Bunu yapmak için ‘modern araçlar’ bulunmamasına rağmen, kültürlerin 1.000 tona kadar kayaları hareket ettirme ve taş ocaklarından tapınaklarda, piramitlerde ve dinlenme yerlerine taşıma kabiliyetine sahip oldukları bilinen bir tarihi gerçektir. Ve hala bunun nasıl olduğunu çözememekle birlikte, gezegenimizde, atalarımızla ilgili her şeyi bilmediğimizin nihai kanıtı olan inanılmaz antik siteleri keşfederek aramaya devam ediyoruz. Bu makalede, dünyadaki farklı arkeolojik alanlardan binlerce yıl önce insanlık tarafından taşınan çok sayıda megalit olduğunu gösteren çok sayıda resim toplanmıştır. Bin tona kadar taş ocağı yaptıkları ve taşıdıkları gerçeğine ek olarak, eski insanlar çok yetenekli tasarımcı ve harika mühendislerdi.

Mısır ‘daki Khafre Vadisi Tapınağında bulunanlar gibi bazı taşlar, her taşın bir sonrakine mükemmel şekilde uyması için bir araya getirilen inanılmaz derecede kesimler ve taşlar içerir.
Belki de en şaşırtıcı şey, bunların hepsinin harç kullanılmadan gerçekleştirilmiş olmasıdır. Ve merak ediyorum ki, eğer Mısır ‘daki tapınakların resimlerini Bolivya veya Peru’daki anıtların resimleriyle karşılaştırırsak; Puma Punku, Sacsayhuaman ve hatta Ollantaytambo gibi, Güney Amerika’daki taşlar ile Afrika ‘dakiler arasında inanılmaz bir benzerlik olduğunu göreceğiz.
Neredeyse bu kültürler binlerce yıl önce aynı tekniği, aynı teknolojiyi ve aynı ilkeleri kullanıyormuş.

  • Kalan tek soru, bu teknikler neydi?
  • Kullandıkları teknoloji neydi?
  • Şimdi nerede ve neden, can sıkıcı arkeolojik çalışmalara rağmen hiçbir kanıt bulamadık?
  • Bu görüntüleri gördükten sonra kendinize sorun; eskiler tüm bunları sopa ve taş kullanarak mı başardılar?
  • Veya, binlerce yıl önce Dünya’da yaşayan eski medeniyetler hakkında her şeyi henüz çözemediğimiz ve bunun dışında bir yerde bulmacanın son parçasının bulunmaya devam edebileceği konusunda ufak bir olasılık var mıdır?

Sfenks’ten Büyük Piramit’e geçiş yolunun dibinde Khafre vadisi tapınağı. Büyük taşları ve mükemmel cilalı yüzeylerini inceleyin. Kredi: Shutterstock

Bu büyüleyici mühendislik becerileri, tapınağın inşa edilmesinden sonra binlerce yıl boyunca yerinde kalmasını sağlamıştır. Binlerce yıl önce bu tür bir hassasiyeti nasıl elde ettiler? Resim Kredisi: Keith Payne.

Khafre vadisi tapınağı heykel yuvaları. Resim Kredisi: Wikimedia Commons

Tapınağın içi, inşaatçılar tarafından “bükülmüş” gibi görünen taşlara sahiptir. Resim Kredisi: Keith Payne.

Vadi Tapınağının iki kompozit görüntüsü. Resim Kredisi: Shutterstock

Güneş Tapınağı’nın bir görüntüsü, MachuPicchu, Peru. Bu yapının inanılmaz detaylarına dikkat edin. Yine, kayaların arasına tek bir tabaka bile sığamaz.

Inca taş işçiliği, IncaRoca Sarayı, Cusco, Peru. Aşırı hassasiyetin bir başka örneği. Bazıları “kaynaşmış” gibi görünüyorlar.

Peru ‘daki Coricancha Tapınağı’nın Özellikleri. Resim Kredisi: Shutterstock

Coricancha tapınağından görüntülerin bir derlemesi.

Coricancha tapınağı taşlarının inanılmaz bir görüntüsü.

Coricancha, poligonal duvar Inca tuğla. Resim Kredisi: Shutterstock

Coricancha tapınağındaki taşlar bir yapboz gibi mükemmel uyum sağlar.

Eskiler böyle bir hassasiyeti nasıl elde ettiler? Resim Kredisi: Shutterstock

Pumapunku ‘daki bu taş, neredeyse lazer araçları kullanılarak yapılmış gibi görünen ayrıntılara sahiptir.

Puma Punku ‘daki Taşlar, eski bir mühendislik harikasıdır.

Puma Punku’daki taşların amacı hala bir gizem olarak devam ediyor.

Puma Punku’da bir başka mükemmel oyulmuş taş blok.

Puma Punku’daki taşların amacı hala bir gizem olarak devam ediyor.

Puma Punku’daki H Bloklarından biri.

Ollantaytambo’daki taşların birbirine yapıştırılmış olduğu görülmüştür. Birbirlerine mükemmel bir uyum içinde dizilmiş. Resim: Barry Everett

Antik Mükemmellik Resim: Barry Everett

Ollantaytambo’daki taşların birbirine yapıştırılmış olduğu görülmüştür. Resim kredisi: Barry Everett

Antik Mükemmellik Resim: Barry Everett

Yapboz taşları Taşlar arasında tek bir kağıt parçası bile giremiyor, Resim: Barry Everett

Eski İnsanlar modern teknolojiyi kullanmadan bu yapıları nasıl elde ettiler? Resim: Barry Everett

Taşların bazıları gizemli ‘çıkıntılara’ sahip. Resim: Eduardo Pi Peret fotoğrafçılık

Bunlar Ollantaytambo’daki en büyük taşlardan bazılarıdır. Resim: Barry Everett

Bu taşlar nasıl oyulmuştu? Resim: marlandc.com

Ollantaytambo’daki taşlar

Ollantaytambo’daki muazzam taş bloklarından oluşan bir çekim. Resim kredisi: Pinterest

Resim Kredisi: Woanderssein.com

Ollantaytambo’daki taşların çarpıcı bir görüntüsü. Resim: Barry Everett

Sacsayhuaman’daki taşlar.

Sacsayhuaman’da inanılmaz taşlar.

Sacsayhuaman: Eskilerin yapıları ne kadar iyi yerleştirdiklerinin kanıtı. Bu hassasiyet inanılmaz.

Sacsayhuamanın Duvarları

Sacsayhuamán’ın inşası, eski insanların bu megalitik taşları nasıl taş ocağı yapmayı, taşımayı ve yerleştirmeyi başardığını anlamayan araştırmacılar için derin bir gizem olmaya devam ediyor.

Bu makalede anlatmaya çalıştığımız şeyin mükemmel bir örneği. Richard Cassaro tarafından görüntü.

Richard Cassaro tarafından başka bir örnek.

Taşlar arasındaki benzerliğe dikkat edin. Resim Kredisi: Richard Cassaro.

Macchu Picchu’nun görüntüsünü döndürerek gerçekten hoş bir özellik elde ediyoruz. Cuzco’daki insanların “İnka’nın yüzü” dediği şey budur. Belki de her şey belirli bir sebepten dolayı inşa edilmiş, oyulmuş ve mevcut pozisyonuna yerleştirilmiştir.

Bu resimde, Kom el-Hetan olarak bilinen, Morto Tapınağı III. Tapınaktan kalan son yapılar olan Memnon’un Colossi’sinden birinin yan panelini görebilirsiniz. Görüntü 1900’lerde çekildi.

Ramesseum’un eski bir görüntüsü. Uzmanlar Ramesseum’un yaklaşık 1.000 ton ağırlığa sahip olduğunu hesapladılar.

Baalbek’teki 1200 tonluk taş bloğunun en iyi görüntülerinden biri.

Baalbek’teki taşlar devasa büyüklükte

Saqqara Serapeum’undaki masif lahitlerin görüntüsü.

Saqqara serasındaki lahitler.

Serapeum, Saqqara’da yeraltında, 100 ton ağırlığında, tertemiz kesilmiş, cam taş ve kutular kadar pürüzsüz

lahitler sadece masif değildir, aynı zamanda mükemmel şekilde cilalanmıştır.

Osirion Tapınağı. Resim Kredisi: Shutterstock

Editör / Yazar: Burcu AKIN

Kaynak: https://www.ancient-code.com/50-images-of-ancient-megaliths-and-perfectly-shaped-stones-that-defy-logic/

Continue Reading

Öne Çıkanlar