fbpx
Bizi Takip Edin

Teknoloji

Aldatmayı Algılayan Yeni Bir Yapay Zeka Yalana Son Verebilir

Yayınlandı

üzerinde

Bir insanın yalan söyleyip söylemediğini anlayabilmek günlük yaşamın önemli parçalarından birisidir. Ancak mahkeme gibi yerlerde daha önemlidir. İnsanlar mahkemelerde doğruyu söylediklerine dair yemin ederler. Ancak her zaman doğruyu söylemezler. Bu yalanların tespit edilebilme olanağı suçlu olanı ve masum olanı belirleyebilmek adına önemlidir.

Bu sorunu çözebilmek için Maryland Üniversitesi’nden (UMD) araştırmacılar mahkeme salonundaki yargılama videolarından yalanı saptayabilmek için yapay zekayı (AI) kullanan bir sistem olan Deception Analysis and Reasoning Engine’i (DARE) geliştirdi. Otomasyon Araştırmaları Merkezi (CfAR) başkanı Larry Davis’in önderliğindeki UMD bilgisayar bilimleri araştırmacıları ekibi, aldatmayı tespit eden AI’yi açıkladı.

DARE’e, “dudaklar büzme” ya da “kaş çatma” gibi insan mikro ifadelerini aramaya ve sınıflandırma ve aynı zamanda bir kişinin yalan söyleyip söylemediğinin anlaşılabileceği ses kalıplarını ortaya çıkarmak için ses frekansını analiz etmesi öğretildi. Sistem, aktörlerin yalan söylemeleri veya gerçeği söylemeleri talimatları verilen bir eğitim videoları seti kullanılarak test edildi.
UMD araştırmacısı Bharat Singh’e göre, “doğru” sistemi açıklamak için en iyi kelime olmayabilir. Sistem rastgele seçilen olumlu bir örneği yine rastgele seçilen olumsuz bir örnekten daha yüksek derecelendirebiliyor. Sonuç olarak, DARE, yalanları tespit etme görevindeki ortalama bir kişiden daha iyi performans gösterdi. Araştırmacılar, bu Şubat ayında Yapay Zekayı Geliştirme Birliği (AAAI) 2018 Konferansı’nda aldatmayı tespit eden bu AI hakkındaki çalışmalarını sunacaklar.

Mevcut bazı yalan tespit teknolojileri oldukça güvenilir sonuçlar üretirken, mahkeme salonunda özellikle yararlı değildir. Örneğin, gerçeklik serumları genellikle yasa dışıdır, yalan makineleri mahkemede kabul edilmez. DARE bu kuralın istisnası olduğunu kanıtlayabilir, ancak araştırmacılar yapay zekanın alanını mahkeme salonuyla sınırlı görmüyor.
Kaynak: https://futurism.com/new-ai-detects-deception-bring-end-lying-know-it/

Teknoloji

Yapay Zeka Fetal Kalp Problemlerini Saptayabilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Birçok kişiye göre insanlığı bitirecek olan yapay zeka, yeni geliştirilen sistem ile birlikte bebeklerin hayatını kurtarabilecek. RIKEN Yapay Zeka Merkezi’nden bir grup uzman araştırmacı, yapay zeka kullanarak bebeklerin kalbinde anormallik olup olmadığını önceden tahmin edebilen bir sistem geliştirdi. Bu sistem sayesinde; daha anne karnında olan veya yeni doğan bebeklerin kalp sistemleri incelenebilecek. Bir problem saptanması halinde, erken tedavi yapılabilecek ve iyi planlanmış tedavi süreci devreye girecek.

Kalpte doğuştan yaşanabilecek olan; ritm bozukluğu, damar bağlantılarında sorun, kapakçık sorunu ve kalpte olan bir delik, bebeklerin anne karnında veya doğduktan kısa bir süre sonra ölmesine neden olabilir. Bu sorunların önceden tespit edilmesi halinde tedavi süreci daha hızlı başlayabilecek ve hayati risk önlenebilecek. Sorunları tespit eden cihaz; ultrason ve MRI sisteminden yararlanarak hazırlandı. Uzmanlar, sistemden aldıkları ayrıntılı görüntüleri analiz ederek tedavi sürecini hazırlayacak.

RIKEN araştırmacısı Masaaki Komatsu ”Bu sistem; yapay zekada uzman olan bilim insanları ve kalp cerrahisinde uzman olan doktorlar tarafından hazırlandı. Sistemi kısa sürede tüm dünyada kullanmak istiyoruz. Yeni doğan bebeklerin yüzde 20’si kalp sorunları yüzünden hayatını kaybediyor. Bu acı verici duruma son vermek istedik ve bu sistemi geliştirdik.” dedi. Araştırmacılar, Japonya’da testlerini arttırarak sistemin doğruluğundan yüzde 100 emin olmak istiyor. İstenilen sonucun alınması halinde, cihaz bütün dünyada kullanabilecek.
Kaynak: https://www.eurekalert.org/pub_releases/2018-09/r-aut092118.php
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Teknoloji

Yüksek Teknolojili ‘Kaplamalar’ Gündelik Nesneleri Robotlara Dönüştürüyor

Yayınlandı

üzerinde

Cansız nesnelerin etrafına bükülebilen, esneyebilen derileri sararak kolayca bir robota dönüştürebilirsiniz. Bükülen, uzayan ve büzüşen robotik deri, doldurulmuş hayvanlar, köpük tüpler veya balonlar gibi cansız nesnelerin etrafına sarılarak esnek, hafif robotlar oluşturulabilir. Bu suni derilerin çıkarılabilir, tekrar kullanılabilir tabakaları, tutucular veya giyilebilir cihazlar oluşturmak için de kullanılabilir.

Pittsburgh’daki Carnegie Mellon Üniversitesi’nde robotikçi olan ChristopherAtkeson, “Bu ilginç bir yaklaşım” diyor. Bazı durumlarda, dar alanlarda belirli amaçlar için hazırlanmış yumuşak yapıda bir robotun kullanılması insan hayatını kolaylaştırabilir. Atkeson, robotik kaplamaların, arama-kurtarma operasyonları ya da uzay araştırmaları için kullanışlı olabileceği görüşünde. Robotik derinin her bir parçası ya gazla pompalandığında şişirilen hava poşetleri ya da elektrik akımıyla ısıtıldığında nikel titanyum bobinleri ile gömülü olan elastik polimer ya da kumaştan oluşmaktadır.

Bu gaz poşetleri ve bobinleri, robotik derilerin hareket etmesine ve şeklini değiştirmesine izin verir. Yale Üniversitesi’nde mühendis olan RebeccaKramer-Bottiglio ve meslektaşları deriyi çeşitli robotlar oluşturmak için kullandılar. Araştırmacılar, derideki hava poşetlerinin veya bobinlerinin düzenini değiştirerek ve cildin parçalarını çeşitli konfigürasyonlarda bir nesneye bağlayarak farklı hareket türlerine ulaştı.

Araştırmacılar ayrıca, postürü izleyen bir giysi oluşturmak için robotik ceketi bir tişörte tutturdular. Deri, kullanıcının omuzlarının durduğunu hissettiği her seferde, kullanıcının oturmasını hatırlatmak için hafifçe kırıldı. Atkeson’un, robotik cildin giyene bir masaj vermesi veya sanal gerçeklikte dokunsal geri bildirim vermesi için giyimde de kullanılabileceğini söylüyor. Robotik deri hala test aşamasında. Ancak bilim insanları yakın bir gelecekte bu sistemin kullanılabilir olabileceğine inanıyor.
Kaynak: https://www.sciencenews.org/article/high-tech-skins-turn-everyday-objects-robots

Devamını Oku

Bilim

Bilimin Hayatımızdaki Önemi ve Yeri

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Günümüzde bilim hızla ilerlemekle birlikte, bilimin sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji hayatımızı heralanda kolaylaştırmayı başarmıştır. 17. yüzyıl başlarında “Bilgi güç kaynağıdır.” diyen İngiliz düşünür Francis Bacon’u, sonraki yüzyıllarda meydana gelen gelişmeler doğrulamıştır. Günümüzde pek çok ülke,1960’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni hâline getirmiş bulunmaktadır.

Türkiye, bu durumu fark edip bunun için gerekli organları kuran ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1960’ta Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 1963’te Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve 1993’te Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) kurulmuştur. Bu bilim koordinasyon organları, Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekte, finansal destek sağlamakta ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmektedir. Bilim ve teknoloji söz konusu olduğunda, en başta bahsedilmesi gereken kurumlar üniversitelerdir. Türkiye’de bu alanda da hızlı bir gelişme meydana gelmiştir. Üniversite sayıları hızla artmaktadır.

Bütün bu gelişmelerin paralelinde artık bilimin etkilemediği bir alan kalmamıştır. Bilim kendisini teknolojik gelişmelerle hissettirir hâle gelmiştir. Bilindiği gibi hayatımızın her noktasında teknolojik gelişmelere rastlanmaktadır. Tüm bunlarla birlikte bilimsel gelişmelerin bir ürünü olarak teknoloji kavramı ortaya çıkmıştır. Artık bilim üreten, bilimi en iyi şekilde teknolojisine yansıtan toplumların söz sahibi olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Güçlü olmanın, insanlığın gidişatına yön vermenin yolu bilimden geçmektedir. Bizler de bilimin bu kadar hâkim olduğu bir dünyada daha üretken olmalıyız, değil mi?
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Öne Çıkanlar