Bizi Takip Edin

Teknoloji

Aldatmayı Algılayan Yeni Bir Yapay Zeka Yalana Son Verebilir

Yayınlandı

üzerinde

Bir insanın yalan söyleyip söylemediğini anlayabilmek günlük yaşamın önemli parçalarından birisidir. Ancak mahkeme gibi yerlerde daha önemlidir. İnsanlar mahkemelerde doğruyu söylediklerine dair yemin ederler. Ancak her zaman doğruyu söylemezler. Bu yalanların tespit edilebilme olanağı suçlu olanı ve masum olanı belirleyebilmek adına önemlidir.

Bu sorunu çözebilmek için Maryland Üniversitesi’nden (UMD) araştırmacılar mahkeme salonundaki yargılama videolarından yalanı saptayabilmek için yapay zekayı (AI) kullanan bir sistem olan Deception Analysis and Reasoning Engine’i (DARE) geliştirdi. Otomasyon Araştırmaları Merkezi (CfAR) başkanı Larry Davis’in önderliğindeki UMD bilgisayar bilimleri araştırmacıları ekibi, aldatmayı tespit eden AI’yi açıkladı.

DARE’e, “dudaklar büzme” ya da “kaş çatma” gibi insan mikro ifadelerini aramaya ve sınıflandırma ve aynı zamanda bir kişinin yalan söyleyip söylemediğinin anlaşılabileceği ses kalıplarını ortaya çıkarmak için ses frekansını analiz etmesi öğretildi. Sistem, aktörlerin yalan söylemeleri veya gerçeği söylemeleri talimatları verilen bir eğitim videoları seti kullanılarak test edildi.
UMD araştırmacısı Bharat Singh’e göre, “doğru” sistemi açıklamak için en iyi kelime olmayabilir. Sistem rastgele seçilen olumlu bir örneği yine rastgele seçilen olumsuz bir örnekten daha yüksek derecelendirebiliyor. Sonuç olarak, DARE, yalanları tespit etme görevindeki ortalama bir kişiden daha iyi performans gösterdi. Araştırmacılar, bu Şubat ayında Yapay Zekayı Geliştirme Birliği (AAAI) 2018 Konferansı’nda aldatmayı tespit eden bu AI hakkındaki çalışmalarını sunacaklar.

Mevcut bazı yalan tespit teknolojileri oldukça güvenilir sonuçlar üretirken, mahkeme salonunda özellikle yararlı değildir. Örneğin, gerçeklik serumları genellikle yasa dışıdır, yalan makineleri mahkemede kabul edilmez. DARE bu kuralın istisnası olduğunu kanıtlayabilir, ancak araştırmacılar yapay zekanın alanını mahkeme salonuyla sınırlı görmüyor.
Kaynak: https://futurism.com/new-ai-detects-deception-bring-end-lying-know-it/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

IBM Heryere Konulabilen Dünya’nın En Küçük Bilgisayarını Açıkladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Crowdsourced süper bilgisayarlar’ı kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmek için kuantum hesaplamadaki yarışı kazanmaya çabalamak her zaman geleceğe adım atmak oldu ve Mashable tarafından ilk kez yeni bir gelişmeye dayanarak geleceğin giderek küçüldüğü farkedildi. ”Önümüzdeki beş yıl içinde, kriptografik sabitleyiciler,mürekkep noktaları veya bir kaya tuzu taneciğinden daha küçük olan küçük bilgisayarlar gibi, günlük nesneler ve aygıtlara yerleştirilecek.” Görüntülerle gelen 64 bitlik anakartlar serisi teşhir ediliyor ve iki ayrı record-breaking bilgisayarlar sol üst köşede görülebilir.Yani bunlar tam olarak nedir? Ayrıntılar belirsiz ama şemalar bunların, 1 x 1 milimetre boyutunda bir panoda tam teşekküllü bir işlemci, bellek bileşenleri ve 1 milyona kadar transistöre sahip olduğunu gösteriyor. Bunlar, 1990’daki x86 familyasından bir çip kadar güçlüdür, ki bu çiplerin bir zamanlar daha büyük oldukları göz önüne alındığında durum oldukça iyidir. Bu küçük bilgisayarların ve blog yayınının bu bölümünün ana odak noktası, göze çarpan boyutları değil, ancak sahtecilikten korunmadır. İlişkili bir videoda, “dolandırıcılık, küresel ekonomiye yılda 600 milyar dolardan fazla zarar veriyor” diyerek, IBM Blockchains hakkında konuştu. Bunlar, karmaşık kriptografik teknolojiyi kullanarak, çevrimiçi işlemlerin kim, ne zaman, nerede ve hangi ayrıntıların kaydedildiğini gösteren kayıtlar veya defterlerdir. Blockchain orijinal olarak bitcoin işlemlerinde onların doğruluğundan ve güvenliğinden emin olmak için kullanıldı ve Fortune tarafından da belirtildiği gibi, elmas şirketleri teknolojinin ilk kullanıcıları oldu. Bu yeni minyatür bilgisayar fiziksel dünyaya bu teknolojiyi getirmek için tasarlandı. Ucuz üretim maliyeti (birim başına 0,10 dolar) ve küçük boyutuyla dünya çapında sevk edilip çok sayıda ürüne kolayca yerleştirilebildiği için IBM bunları ” kurcalamaya dayanıklı dijital parmak izleri ” olarak kullanmak istediği izlenimini verdi. IBM’nin de açıkladığı gibi bunlar ”heryere ve heryerde” konulabilir. Aynı zamanda “kripto-sabitleyiciler” olarak tanımlanan bu hacklenmeye karşı korumalı parmak izleri, bir ürünün zincirini, formunu, alıcılarını ve satıcılarını, tıpkı bir el işçiliği blok zinciri gibi, doğrulamak için kullanılacaktır. Kaynak: http://www.iflscience.com/technology/ibm-unveils-worlds-smallest-computer-can-be-put-anywhere-and-everywhere/

Devamını Oku

Bilim

Dünyanın İlk Ticari Derin Uzay İletişim İstasyonu İngiltere’de Kuruluyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Uzay aracıyla iletişim sağlayabilmek için büyük bir çanak antene ihtiyaç duyulmaktadır. Hala dünyanın dört bir yanında bu antenlerden çok sayıda bulunuyor. İngiltere tarafından asteroid madenciliğini ve yapılacak olan ay gezileri benzeri ticari misyonları destekleyebilmek amacıyla özel bir şirketin işlettiği ilk ticari derin uzay iletişim istasyonu kuruluyor.

Çanak, İngiltere’nin güneybatısında Cornwall’daki Goonhilly Dünya İstasyonu’nda bulunuyor. Burası Ay görüntülerini Dünya’ya ışınlamak için kullanıldı ve aynı zamanda 1985 Canlı Yardımı konserini tüm dünyaya aktardı. Şimdi, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve özel firmalar tarafından kullanılmak üzere 2 milyon sterlin (2,8 milyon dolar) harcanarak, İngiltere Uzay Ajansı projesinin parçası olarak yenileniyor. Birisi bir uzay aracını Güneş Sistemi’ne ya da uzayın daha derin bir yerine göndermek istiyorsa, bu çanak sayesinde onunla iletişim kurulabilir.
UK Space Agency’nin sözcüsü, “Bu derin uzay iletişiminin özel bir şirket tarafından yürütülebileceği [GES Ltd] dünyanın ilk istasyonu” dedi. “Aynı şekilde özel şirketler roketleri uzaya fırlatıyorlar, ayrıca Goonhilly gibi tesisleri de işletiyorlar.”

ESA ve NASA gibi ajanslar, Avustralya ve Arjantin gibi yerlerde, uzay aracı ile sürekli olarak iletişim kurmak için NASA’nın Derin Uzay Ağı gibi dünya çapında sistemleri işletiyor. ESA’dan Klaus-Jürgen Schulz yaptığı açıklamada, buranın sadece ESA tarafından değil, diğer ajanslar tarafından da kullanabileceğini ifade etti. Çanak, özellikle 32 metreyi (105 ayak) aşan GHY-6 antenini yükseltmek için iki yıl boyunca yenilenecek. Sonrasında 2003 yılından bu yana Kızıl Gezegen çevresinde yörüngede bulunan ESA’nın Mars Express gibi uzay aracıyla konuşma yeteneklerini test edecek.
Kaynak: http://www.iflscience.com/space/the-worlds-first-commercial-deep-space-communications-station-is-being-built-in-the-uk/

Devamını Oku

Bilim

Yapay Zeka Tarafından Çözülen Gizemli El Yazması Voynich Hakkında Bilinmeyenler

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Voynich el yazması 15’inci yüzyılda kaleme alınmış bir metindir. El yazması 19’uncu yüzyılda ortaya çıkarılmıştır. Kitabı yazmak için kullanılan dil ve şekillerin hiçbir dille ve kodlamayla örtüşmemesi üzerine kitap hakkında birçok farklı fikir ortaya atıldı.

Hatta kitabı uzaylıların yazdığını iddia edenler bile oldu. Bazı uzmanlar ise bu kitaptakilerin gizli anlamlar taşımadığını ve bir aldatmaca olduğunu ileri sürdü. Kitap bugün Yale Üniversitesi’deki Beinecke Nadir Kitap ve El Yazması Kütüphanesi’nde bulunuyor.

El yazmasında hassas sayfalarında botanik çizimler, astronomik diyagramlar ve çıplak kadın figürleri yer alıyor. Botanikçilerse el yazmasındaki resimlerin Meksika’daki bitkilere benzediğini iddia ediyor.
Keşfedilmesinden bu yana kitap hem tarihçileri hem de şifrecileri rahatsız etmiş eserlerden bir tanesidir. Son haberlere göre Alberta Üniversitesi’nde bazı bilim insanları bu el yazmasının kodunu kırabilmek için bir yapay zeka geliştirdi.

Geliştirilen bu yapay zeka el yazmasının kodunu çözdü. El yazması üzerinde çalışma yürüten profesör Gren Kondrak ve lisanüstü öğrencisi BradleyHauer, belgenin metnini insan hakları evrensel beyannamesinin 380 farklı dilde benzeriyle yapay zekaya arattı.

Yapay zeka Voynich el yazmasının başta Arapça yazıldığını tespit etse de algoritmalar çalıştırılınca kitabın İbranice olarak yazıldığını ve bu dildeki bir kodlamaya sahip olduğunu tespit etti. Kodlama çözümlerinde öncelikle yazarın hangi dili kullandığının çözümlenmesi büyük önem taşıyor. Voynich el yazmasının hem kodu hem de kodlamayı oluşturan dil tespit edilemediği için bugüne kadar şifre çözücüler tarafından sonuca ulaşılamamıştı.

Bundan önceki araştırmacılar metnin alfagramlar kullanılarak kodlandığını, alfebetik sırayla yeniden düzenlenen harfler içerdiğini varsayıyordu. Bu teori doğrultusunda Kondrak ve Hauer, ilk 10 sayfadaki her bir anagramı çözebilmek için bir algoritma kullandı.

Yapılan işlem sonrasında el yazmasında kullanılan sözcüklerin %80’den fazlasının İbranice sözcükler olduğu anlaşıldı. Eğer Alberta ekibi doğru kodlamayı bulduysa el yazmasının ilk satırı, “Evin papazı, ben ve insanlar için tavsiyelerde bulundu” biçiminde.

Elbette Voynich el yazmasına dair gizemler ortadan kalmış değil. Geçtiğimiz yıl bilim insanları el yazmasını Latince üzerinden çözerek bu kitabın bir kadın sağlığı kılavuzu olduğunu açıklamıştı. Kondrak ve Hauer verdikleri demeçlerde keşiflerinin doğruluğunun ispatlanabilmesi için daha fazla çalışma yapacaklarını kaydetti.

Ancak elde edilen bulgular akademisyenler için bir başlangıç noktası oluşturuyor. Özellikle İbranice uzmanlarının bu keşfi takip ederek gizemi çözecekleri düşünülüyor.
Kaynak: https://news.artnet.com/art-world/voynich-manuscript-artificial-intelligence-1212164

Devamını Oku

Öne Çıkanlar