fbpx
Connect with us

Evrim

İşte, Vücudunuzda Evrimin Kanıtı

Published

on

Bu düşünce biraz saldırgan gelse de vücut artık hiç ihtiyacınız olmayan antik kalıntılarla dolu bir müzedir. Yirmilik dişler, tuhaf şekilde kulaklarını sallayabilen insanlar gibi birçok garip şey ataların hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu olgulardır. Bu tuhaf kalıntılar sadece binlerce yıldır ortadan kaybolacak kadar değerli olmadıkları için insanlarda görülmeyi sürdürüyor. Bu bulgular sadece doğal seçilim yoluyla evrim çerçevesi için anlam ifade ediyorlar.

İşte tam bu noktada kendinizde bir bulguyu test edebilirsiniz. Bileğinizi içe doğru kıvırdığınızda muhtemelen bilekte yükselen bir tendon görünecektir. Eğer bu tendon siz de bulunmuyorsa şanslısınız. Dünya üzerindeki yüzde 10 ile 15 arasındaki insan popülasyonunda kollarından birisinde ya da her ikisinde bu önemli özellik bulunmuyor. Bu tendon, çoğumuzun sahip olduğu bir kas olan palmarislongus’a bağlıdır. Ancak orada olması için gerçekte hiçbir sebep yoktur. Bu kasın varlığı, kası olmadan doğanlardan daha belirgin bir kavrama ya da tutma gücü vermiyor. Aslında bu tendon oldukça önemsizdir. Cerrahlar herhangi bir ameliyat durumunda onu çıkarırlar ve vücudun herhangi bir başka yerinde rekonstrüktif veya plastik cerrahi prosedürleri için kullanırlar. Öyleyse neden işe yaramaz bir doku parçası vücudumuzda duruyor? Bilim insanları günümüzde birçok memeli türünde palmarislongus’un mevcut olduğunu buldu. Ön kolları lemurlar ve maymunlar gibi hareket ettiren canlılarda bu kas en gelişmiş düzeydedir.

Bir diğer evrimsel kanıt olan kulakların hareket etmesi atalarımız için önemli parçalardan birisidir. Günümüzde birçok hayvan (ceylan, tavşan, kedi vb.) sesin kökenini tespit edebilmek için kulaklarını kıpırdatır. Evrim geçirmeden önce atalarımızda milyonlarca yıl önce bunu yapabiliyordu. Günümüz insanı kulak hareketine katılan kasların 3 tanesini hareket ettirememektedir. Çalışmalar kulak kaslarının seslere hala yanıt vermeye devam ettiğini gösteriyor. Kulaklarımız hareket edecek kadar güçlü tepki vermiyorlar. Ama yine de en iyi biçimde tepki gösteriyorlar.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/proof-evolution-you-can-find-on-your-body-palmaris-longus-tendon-video-vox

Advertisement
1 Comment

1 Comment

  1. Cimi

    Aralık 19, 2018 at 1:04 pm

    “Öyleyse neden işe yaramaz bir doku parçası vücudumuzda duruyor? ”
    “Cerrahlar herhangi bir ameliyat durumunda onu çıkarırlar ve vücudun herhangi bir başka yerinde rekonstrüktif veya plastik cerrahi prosedürleri için kullanırlar.”

    Makalenin içindeki cevaba bak yeter.Yaw hakkaten sitenin ismiyle uyum sağlıyor bu haber.Herşeyi yaratan Allah,senin vücudun içinde bir yedek parça koymuş oraya al tamir et diye.
    Biraz işe yarayacak bilimle uğraşında insanlık fayda görsün

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Evrim

Evrim fikrini Darwin’den 1000 yıl önce ortaya atan Müslüman: Basralı El Cahiz

Published

on

Charles Darwin’in, yeryüzündeki canlı türlerinin zaman içinde doğal seleksiyon adını verdiği bir süreç sonucu değişime uğradığını ortaya koyan evrim teorisi insanlığın canlılar alemine bakışını tamamen dönüştürerek, çağdaş bilime damgasını vuran köşe taşlarından biri oldu. 1859 tarihli Türlerin Kökeni adlı kitabında Darwin evrimi, türlerin özelliklerinin nesilden nesile aktarımında meydana gelen kalıtımsal farklılaşma olarak tanımlar ve böylece ortak bir türden nasıl farklı türlerin ortaya çıktığının izini sürer. Fakat, biraz dikkatli bir tarih incelemesi evrim teorisinin kendisinin de tarihsel kökenleri olduğunu ortaya koyuyor. Bu kökenleri İslam dünyasında buluyoruz.Doğal Seleksiyon: Charles Darwin’den yaklaşık 1000 yıl önce bugünkü Irak’ın Basra bölgesinde yaşayan El Cahiz adıyla bilinen Müslüman bir filozof Kitab-ül Hayvan adlı kitabında, hayvan türlerinin doğal seleksiyon adını verdiği bir süreç içinde nasıl değiştiğini anlatıyordu. Asıl adı Ebu Osman Amr El Kenani el Basri olan filozof “patlak göz” anlamına gelen lakabı El Cahiz ile tarihe geçmiş. Çok nazik bir lakap değil belki, fakat El Cahiz ismi, filozofun ufuk açıcı kitabı Kitab-ül Hayvan (Hayvanlar Kitabı) ile birlikte bilim tarihinin bir parçası. El Cahiz, milattan sonra 776 yılında bugünün Irak’ının güneyindeki Basra’da doğdu. O sırada bölgedeki Arap felsefe ve din alimleri arasında rasyonalist diye tanımlanabilecek akla ve mantığa önem veren bir akım olan Mutezile hareketi güçlenmekteydi. Akılcı bir akım olan Mutezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü âyet ve hadisleri akla uygun gelecek şekilde yorumluyor ve bu tutumuyla iktidardan bir hayli eleştiri ve tepki de alıyordu.Abbasilerin en parlak günleriydi ve Basra’da Yunan filozoflarının çalışmaları Arapçaya çevriliyor din, bilim ve felsefe üzerine çok güçlü tartışmalar sürdürülüyordu. İşte El Cahiz’in Hayvanlar Kitabı’nda dile getirdiği fikirleri böyle bir entellektüel ortamda doğmuştu. Yine o dönemde Çinli tüccarlar tarafından Basra’ya getirilen kağıt sayesinde fikirler daha hızlı yayılmaya başlamış ve genç El Cahiz de bir çok konuda çalışmaya başlamıştı. İlgi alanları genişti. Bilim, coğrafya, felsefe, Arap dili ve edebiyatı gibi konularda yazıyordu. Yaşamı boyunca 200 civarında kitap yazdığı tahmin ediliyor ama ne yazık ki bu kitapların sadece üçte biri zamanımıza kadar gelebildi.

Hayvanlar Kitabı ve evrim fikri: El Cahiz’in en ünlü eseri olan Hayvanlar Kitabı 350 farklı hayvanın anlatıldığı bir tür ansiklopedi gibi tasarlanmış. Bu kitapta yazarın dile getirdiği görüşler ise Darwin’in evrim teorisi ile çok yakın benzerlikler içeriyor. “Hayvanlar, varoluşlarını sürdürmek ve mevcut kaynaklar için, başkasına yem olmamak ve üreyebilmek için bir mücadele yürütürler” diyen El Cahiz şöyle sürdürür: “Çevre faktörleri canlıların hayatta kalabilmesi için yeni özellikler geliştirmesinde, dolayısıyla onların yeni türlere dönüşmesinde rol oynar. Hayatta kalmayı ve üremeyi başaran hayvanlar başarılı özelliklerini yavrularına geçirirler.” El Cahiz, canlılar aleminin hayatta kalabilmek için sonsuz bir mücadele olduğunu ve daima bazı türlerin diğerlerinden daha güçlü olduğunu açıkça ifade ediyor. El Cahiz’e göre, hayatta kalabilmek için hayvanlar yiyecek bulma, başkasına yem olmama ve çoğalma bakımından diğer türlerle rekabet etmek zorundaydılar ve bu onları her bir nesilde biraz değişmeye zorluyordu. Bu düşünceler El Cahiz’den sonra gelen Müslüman düşünürleri de etkiledi. El Farabi, El Arabi, El Biruni ve İbn-i Haldun gibi büyük düşünürler onun çalışmalarını okudu ve etkilendi. Pakistan’ın “Manevi Babası” diye anılan Muhammed İkbal, 1930’da yayımlanan toplu yazılarında, “Hayvanların hayatlarında göçler ve çevre değişiklikleriyle meydana gelen değişimlerin önemine işaret eden El Cahiz olmuştur” diyerek onun önemine işaret eder. Buna karşılık, Darwin’in, Arapça bildiği ya da El Cahiz’in çalışmalarından haberdar olduğu yönünde somut bir kanıt yok. Yıllarını seyahat ederek doğal yaşamı gözlemleyen ve teorisini eşi görülmemiş şekilde ayrıntılı olarak ve netlikle anlatarak canlılar alemine bakışımızı değiştiren İngiliz doğa bilimci Darwin, haklı olarak evrim teorisinin yaratıcısı olarak anılıyor. Fakat BBC radyosuna İslam ve Bilim adı altında bir belgesel dizisi hazırlayan bilim gazetecisi Ehsan Masood’un vurguladığı gibi, evrim düşüncesine katkıda bulunan diğer isimleri hatırlamak da çok önemli.
Yaradılışçılık yaygın değildi
Ehsan Masood ayrıca El Cahiz’in yaşadığı 9. yüzyıl Basra’sında, Bağdat’ında, yani o çağın İslam medeniyeti açısından önde gelen eğitim merkezlerinde Yaradılışçılığın etkili bir akım gibi görünmediğini de vurguluyor. Guardian gazetesine El Cahiz ile ilgili olarak yazdığı bir makalede Masood bunu şöyle ifade ediyor: “Alimler dini metinleri satır satır alıp, saatlerce bunların, doğal aleme ilişkin gözleme dayalı bilgilere uyup uymadığını incelemekle uğraşmıyorlardı. Onun yerine çıkıyor ve bilgiye kendileri ulaşmaya çalışıyorlardı.” Büyük İslam alimi El Cahiz’in ölümü de ileri bir yaşta işte böyle bilgiye ulaşmaya çalıştığı bir anda geldi. Anlatılara göre filozof 92 yaşındayken kitaplığın üst raflarından birine erişmeye çalışmış ve kitapların üzerine yıkılmasıyla hayatını yitirmişti. Kaynak: (BBC)

Continue Reading

Bilim

Devrim Niteliğinde 10 bilimsel Teori!

Published

on

Çoğu bilim alanı, belki yüzyılda bir kez ortaya atılabilecek devrim niteliğinde bir teoriden dönüştürüldü. Bu dönüşümler ya da paradigma değişimleri, eski bilgileri yeni bir çerçeveye alıyor. Devrim niteliğindeki bu teoriler ancak yeni çerçevede, önceki entelektüel düzeni engelleyen bir soruna çözüm olabilirse başarılı olmuş sayılır. Ölmeden daha fazlasını görebilmek umuduyla işte sizler için hazırlarığımız 10 bilimsel teori:
10. Bilgi Kuramı – Claude Shannon, 1948: Devrim yapmak için öncül bir kuram olmadığından Bilgi Kuramı için tam anlamıyla devrimci kuram diyemeyiz. Fakat Shannon, elektronik haberleşme ve bilgisayar bilimi gibi birçok çığır açan buluşun matematik altyapısını sağladı. Bilgi Kuramı olmadan bunların hiçbiri olamazdı. 9. Oyunlar Kuramı – John von Neuman ve Oskar Morgenstern, 1944 (1950lerde John Nash’in yaptığı önemli katkılarla): Ekonomi alanı için geliştirilmiş olsa da bazı başarılar dışında o alanda tam olarak çığır açabilecek sonuçlara yol açmadı. Fakat birçok başka sosyal bilimler tarafından kabul gördü. Ve Evrimsel Oyun Kuramı, Evrim Biyolojisi alanında önemli bir çalışmadır. Hatta Oyunlar Kuramı, poker ve futbol gibi günlük aktivitelerde bile geçerlidir. Bir de Kuantum Oyun Teorisi diye bir şey var bir gün devrim niteliğinde bir buluşa sebep olacağı aşikâr. John Nash, Oyunlar Teorisi’ne katkılarından dolayı Nobel ödülü aldı ve sıkıntılı hayatı “A BeautifulMind” kitabı için ilham oldu. Fakat filminden Oyun Teorisiyle ilgili bir şeyler öğrenmeyi beklemeyin.  8. Yanmaya ilişkin oksijen kuramı – Antoine Lavoisier: Lavoisier oksijeni keşfetmedi ama onun kimyasal maddeler yandığında onlarla etkileşime giren gaz olduğunu keşfetti. Yani yerine geçtiği flojiston kuramını ortadan kaldırıp modern kimyaya yelken açılmasına katkıda bulundu. Lavoisier için politik devrimden çok daha güvenliydi bu çünkü Fransa’daki politik devrim uğruna giyotinle kafasını kestiler.
7. Levha tektoniği: Alfred Weneger, 1912; J. Tuzo Wilson, 1960′ larWeneger, 1912 yıllarında kıtaların yer değiştirdiğini farketti ama 1960lara kadar bilim insanları, levha tektoniğinin kapsamlı bir kuramı için parçaları birleştiremediler. Diğer araştırmacılar bu konuda önemli roller oynarken, kanadalı jeofizikçi Wilson, bu konuya büyük katkı sağlamıştır.6. İstatistiksel Mekanik – James Clerk Maxwell, Ludwig Boltzmann, J.WillardGibbs, 19. Yüzyılın Sonları: İstatistiksel Mekanik, atom ve moleküllerin istatistiksel hareketleri kapsamında ısıyı açıklayarak termodinamiğe anlam kazandırdı ve ayrıca atomların gerçekliği üzerine sağlam kanıtlar sağladı. Bir de fen bilimlerinde olasılığın önemini kanıtlamıştır. Modern istatistiksel mekanik kapsamı (diğer adıyla istatistiksel fizik), malzeme ve mıknatıs biliminden trafik sıkışıklığı ve oy verme davranışlarına hatta oyunlar kuramına kadar her alanda kullanılmıştır. 5. Özel İzafiyet – Albert Einstein, 1905: Bazı açılardan, özel izafiyet çok devrimci bir teori değildir çünkü içinde fazlaca klasik fizik barındırır. Uzayı, zaman ve enerjiyle birleştirir, atom bombalarını mümkün kılar ve uzay uçuşları esnasında daha yavaş yaşlanmanızı sağlar. Siz daha nasıl bir devrim isterdiniz? 4. Genel izafiyet – Einstein, 1915: Genel izafiyet, özel izafiyetten daha fazla devrim niteliğindedir çünkü Newton’unyerçekimi yasasını, uzay zaman bükülmesi nedeniyle bir kenara attı. Bu da bilim insanlarının gözlerini genişleyen evren fikri doğrultusunda açmaya yaradı. Bir de bilimkurgu yazarlarına kara delik kavramını kazandırdı. 3. Kuantum Teorisi – Max Planck, Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born, Paul Dirac, 1900-1926: Kuantum teorisi, ne kadar yaratıcı ve hayal edilebilir olduğuna bakmadan; klasik fiziğin tüm yapısını parçaladı, gerçeğin doğasının sıradanlığını yıktı, tüm felsefenin neden sonuç ilişkisini bozdu, hiç kimsenin doğası hakkındaki gariplikleri ortaya çıkardı. Hala 3. sırada olduğuna inanması çok güç.  2. Doğal seleksiyon yoluyla Evrim: Charles Darwin, 1859: Darwin, insanlara beyinlerini doğaüstü peşin yargılarla bozmaktansa doğa bilimlerinin izinde kullanmalarını önermiştir. Teorisi o kadar büyük bir devrim niteliğindeydi ki bazı insanlar hala şüpheyle yaklaşıyorlar; aslında şüpheye hiç gerek yoktur.  1) Heliyosentrizm: Kopernik, 1543 : En önemli kavramalardan biri, birkaç antik yunan tarafından keşfedildi ama 2 bin yıl sonra ancak geliştirildi; Dünya, Güneş’in etrafında dönüyor (diğer gezegenler gibi) Bu 1 numaralı teori çünkü önde gelenleri bu.  
Editör / Yazar: Meltem ARSLANER
Kaynak: https://www.sciencenews.org/blog/context/top-10-revolutionary-scientific-theories

Continue Reading

Arkeoloji

480 Milyon Yıllık Fosil Sonunda Çözüldü

Published

on

Son 150 yıldır geçmişte yaşayan yaşam formlarına dair önemli veriler elde eden bilim dünyası, Fas’ta yapılan yeni bir keşif üzerinde uzun zamandır çalışıyordu. İlk keşif bölgesinde bulunan fosillerin tamamına ulaşılınca ortaya 480 yıllık bir canlı türü ortaya çıktı;  Stylophorans (Straforan), olarak bilinen yaratık vücuduna bitişik olan uzun kollarıyla yassı ve düz görüntüsü ile duvar süsünü andırıyor. 2014 yılında Fas’ın güneyindeki Sahra Çölü’nün kıyısında bulunan Fezouata Formasyonu’nda bulunan fosiller, 478 yıl öncesine ait.

Geçen beş yılın ardından elde edilen 450 fosil birikimi, yaşam formunun türünü sonunda belirleyebildi. Soy ağacı net olarak çıkarılmasa da bu canlı; denizkestanesi, denizyıldızı ve deniz zambakları gibi modern türlerle akraba. Stylophorans, iki ana bölümden oluşuyor; birincisi çekirdek gövdesi ve ikincisi, bu gövdeye bağlı tuhaf bir uzantı. Hem çekirdek gövdenin hem de uzantının her biri yaklaşık 1,2 cm uzunluğunda.

Stylophorans terimi 1850′ lerden 1950’lere kadar normal bir tür olarak görülse de 1960’lı yılların başlarında, Belçikalı paleontolog Georges Ubaghs, bu türün farklı özelliklere sahip olduğunu ve genelde deniz canlılarında görüldüğünü keşfetti. Ulusal Bilim Araştırma Merkezi araştırmacısı Bertrand Lefebvre, ”Bu gerçekten de büyük bir keşif. Geçmiş dönemde birçok kişinin emek verdiği bu türü, iki asır sonra netleştirebildik. Canlının yumuşak kısımlarındaki fosil kalıntıları gizemi çözmemizde yardımcı oldu. Çalışma çok geniş bir alana kapsıyor, birçok deney yaptık ve bu deneylerin hepsi de ulusal kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirildi. Evrim ve gelişime dair yeni teorilerin filizleri bu keşifle daha da büyütüldü.” demecini verdi.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://www.livescience.com/64832-ancient-starfish-relative-mystery-solved.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar