Bilim İnsanları Bir Kuş Mumyası Sandı. Gerçek İse Çok Şaşırttı!

Yıllarca Kuş Mumyası Sanıldı

Bilim İnsanları Bir Kuş Mumyası Sandı. Gerçek İse Çok Şaşırttı!

Eski Mısır’dan 2.100 yıllık küçük bir mumyanın uzun zamandır şahin temalı süslemeleri ve küçük boyutu göz önüne alındığında değerli bir kuşun kalıntılarını içerdiği düşünülüyordu. 

Ancak 2018’de bir CT (karbon testi) taraması yapan araştırmacılar tamamen başka bir şey buldular.  28 haftadan daha büyük olmayan ve bazı fiziksel farklılıklar ile doğmuş olan bir insan fetüsünün kalıntılarına rastladılar. 

Mumya, Ptolemaic Dönemi EA(early age-erken çağ) 493 Mumyalanmış Şahin olarak listelenen İngiltere’deki Kent’teki Maidstone Müzesi’nde depodaydı. 

Mezar kanadı, eski Mısırlıların şahin başlı gökyüzü tanrısı Horus’a atılan yaldızlı ve hiyerogliflerle boyanmış bir şahin kafasını taşıyan bir kuş içinse mükemmel bir boyuttaydı. 

Ayrıca, timsahlardan kedilere, kerkenezlere, çeşitli böceklere kadar hayvanların mumyalanması, eski Mısır’da çok yaygın bir uygulamadır. Böylece mumya özellikle özel veya olağan dışı bir şey olarak göze çarpmadı. 

Neredeyse CT taraması bile yapılmadı. Müze 2016 yılında taranan bir insan mumyaya sahipti ve taranması için koleksiyonundan birkaç hayvan mumyası da koyabileceğini düşündü. 

                                   ( Maidstone Museum UK/Nikon Metrology UK)

Göğsün üzerinden geçen ve çarprazlanan kollar, sonuçta bunun bir şahin olmadığını ortaya koydu – ancak tarama çok ayrıntılı değildi ve müze uzmanları bunun bir maymun olabileceğini düşündü. 

Ardından, Kanada, Londra’daki Western Üniversitesi’nden antropolog Andrew Nelson, çok detaylı çalışan bir ekibi, son derece yüksek çözünürlüklü bir mikro-CT taraması yapmaya ve analiz etme uygulamalarına başladı. 

Erkek İnsan Fetüsü

Ekip, 22 ila 28 hafta arasında bir insan erkek fetüsüne ait olan bu iskeletin kemiklerinin, şiddetli omurga anormallikleri ve beyin ve kafatasının düzgün gelişmesini engelleyen nadir bir doğum kusuruyla doğmuş olduğunu keşfetti. 

Şu açıklamalarda bulundu: “Şimdiye kadar yapılmış bir mumyanın en yüksek çözünürlüklü taramasına dayanarak, bu bireyin ciddi derecede anensefalik olduğunu belirledik. Bir ölü doğum olurdu, doğum boyunca yaşamazdı.”

(Anensefali, nöral tüpün gelişimde konjenital defekt sonrası ortaya çıkan bir hastalık. Yaşamın sürmesini olanaksız kılan, beyin, kafatası ve skalpin önemli bir kısmının konjenital oluşmamasına bağlı çok ağır bir oluşum kusuru.)

“Kafatasının üst kısmı oluşmadı. Omurganın omurlarının kemerleri kapanmadı. Kulak kemikleri başının arkasında.” 

Taramalar normalde oluşan parmak ve ayak parmağı kemiklerini ortaya çıkarır. Ancak kafatası deformasyonu o kadar ciddi ki, beynin pratikte mevcut olmaması gerekir. Ayrıca yarık damak ve yarık dudak gibi anomaliler de vardı. 

Aynı zamanda nadir bir olaydır bilinen sekiz mumyalanmış fetüsten biri ve anensefali olarak keşfedilen mumyaların ikincisidir. Birincisi yaklaşık 200 yıl kadar önce 1826’da tanımlandı- EA(early age-erken çağ) 493’e kadar o zamandan beri başka kimse bulunamadı. 

Kalıntıların korunma şeklinden ailesinin onu özel gördüğü anlamını çıkarmak mümkün. 

Nelson, “Ailenin bebeklerini kaybetmesi ve çok tuhaf görünümlü bir fetüsü doğurması,trajik bir an olurdu,” dedi. 

“Ailenin tepkisi ise çok nadir olan bu bireyi mumyalamaktı. Eski Mısır’da fetüsler saksılara, ev katlarının altına, çeşitli şekillerde gömülürdü. Mumyalandığı bilinen sadece altı veya sekiz adet bulgu vardır. Bu durumdan da bu ailenin sosyoekonomik yapısının diğer ailelere göre belirgin derece yüksek olduğu sonucuna ulaşılabilir.  “ 

Araştırmacılar, fetüsün annesinin gebelik zamanındaki diyetinin, nöral tüp gelişiminde önemli bir rol oynayan bir vitamin olan folik asit sağlayan gıdalarda düşük olduğuna işaret edebileceğine inanıyor. Bu vitaminin alımı, anensefali olarak doğumun riskini azaltır. 

Ama bu olayın çözümü aynı zamanda yeni soruları da gündeme getiriyor- mumyanın neden kuş görüntüleri ile süslendiği gibi. Mumya ile gömülmüş olabilecek diğer eşyalar ipucu verebilir, ancak aslının ne olduğu hakkında hala elle tutulabilir bir kanıt bilinmiyor.  

Hande ÇADIRCI 

Fizikçiler, Uzaylıları Neden Göremediğimiz Hakkındaki Teorilerini Açıkladı

Gökbilimciler, Uzayda Yeni Bir Patlama Türü Keşfetti