in ,

Gezegenimizin Daimi Yoldaşı: AY Hakkında Genel Bilgiler

Gezegenimizin Daimi Yoldaşı: AY

Gezegenimizin Daimi Yoldaşı: AY

Ay bizim daimi yoldaşımız ve Dünya’nın tek kalıcı doğal uydusu. Yaklaşık 3.475 kilometre çapa sahip olması onu cüce gezegen Pluto ‘dan daha büyük yapıyor. Ay ’ın gezegenimizden 4 kat daha küçük ve daha düşük yoğunluğa sahip olması, yüzeyindeki yerçekiminin de Dünya’ya göre 0.17 kat olmasını sağlıyor.

Ay kelimesinin köken hikayesi ne olursa olsun, kadim dillerden beri farklı farklı isimlerle insanlık tarihi boyunca bizlerle birlikteydi. Uydumuz için Latince kelime Luna ‘dır – İngilizce’deki “Lunar” kelimesinden türemiştir. ‘’Ay’’ kelimesi de yazılı olarak ilk defa Orhun yazıtlarında kullanılmıştır (735)

Apollo 10 uzay aracının ay ekvatorunun üzerinde olduğu zamanlarda trans-Dünya’nın yerleştirilmesinden sonra çekilmiş bir ay fotoğrafı.
(Resim: © NASA / Johnson Uzay Merkezi)

İşte Ay Hakkındaki Gerçekler.

Ay nasıl oluştu?

Önde gelen teorilerden birisi de Güneş sisteminin oluşumundan 95 milyon yıl önce, yani günümüzden 4.5 milyar yıl önce oluştuğu yönünde. Astronomların hipotezine göre, Erken Dünya (Dünyanın gençliği diyebileceğimiz ilk 1 milyarlık yıl) o zamanlar Theia adı verilen Mars gövdesi büyüklüğünde bir cisme vurdu. Kaza, dünyamızı büyük ölçüde eritti ve büyük ihtimalle de atmosferi ve ayın materyallerini oluşturdu.

Bazı astronomlar da, Theia Dünyamızı buharlaştırdıktan sonra proto Dünya’nın sinest (synestia) olarak adlandırılan erimiş bir kaya lokmasına (onlara göre donut) dönüştürdüğü hipotezini önerdiler. Uzay lokması yeniden soğutulurken, dış kenarlarındaki maddeler küçük “aycıklara” oluşur ve sonunda birleşerek ayı oluşturur.

Ay Dünya’dan Ne Kadar Uzak?

Gezegenimizin Daimi Yoldaşı: AY

Ay, gökyüzündeki güneşten sonra en parlak görünen ikinci nesnedir. Işığını güneşten kazanır, bu da yüzeyinden gelen ışığı Dünya’ya doğru yansıtır. Gezegenimizden ortalama 384.400 km uzaklıktaki yörüngede hareket etmektedir. NASA’ya göre, bu uzaklık ayın sürekli aynı yüzünü görmemiz ve yerçekimi kuvvetlerinin gelgit olarak Dünya’ya kilitlediği yeterli bir uzaklık. (Önceki makalelerimizde Çin’in, ayın karanlık tarafı için çalışmalara başladığını duyurmuştuk)

Bu tür gelgit etkileşimlerinin, okyanusların yerçekimi tarafından düzenli olarak yükselip alçalma dizileri olarak düşmesi gibi sonuçları da vardır. Yüksek gelgit Dünya’nın ayın yer çekime en yakın yüzünde meydana gelirken, aynı zamanda su ataletinden dolayı Dünya’nın diğer tarafında da meydana gelir. Bu iki nokta arasındaki zamanlarda düşük gelgitler meydana gelir.

Ayın Yüzeyi

Ayın yüzünde büyük, karanlık özellikler görülebilir. Bunlar bir zamanlar su kütlesi olduğuna inanıldığından Latince’deki “Maria” veya denizler olarak bilinir. Bugün araştırmacılar, bu bölgelerin lavın ay yüzeyinde akarken oyulduğunu biliyorlar.

Kraterler çeşitli uzay cisimlerinin ay yüzeyine çarpmasıyla oluşmuştur. Ayın neredeyse hiç atmosferi veya aktif plaka tektoniği olmadığı için, erozyon onları oluşturan olaydan uzun süre sonra kalan bu izleri silemez.

Ay yüzeyi (ağırlık olarak) kabaca43% oksijen, 20% silikon,19% magnezyum,10% demir, 3% kalsiyum, 3% alüminyum, 0,42% krom, 0,18% titanyum ve 0,12% manganezdir.

İzole miktarlarda suyun kutuplarda, gelecekte keşif çalışmaları sırasında mayınlı olabileceği düşünülen kutuplarda var olduğuna inanılmaktadır.

Ayın karanlık tarafındaki kutuplarda da su bulunabileceğine inanılmaktadır.

Ayın kabuğunun ortalama uzunluğu 70 km (Dünya yer kabuğu ortalama 33 km) ve kayalık mantosunun 1.330 km kalınlığında olduğu düşünülmektedir. Ay çoğunlukla demir ve magnezyum yönünden zengin kayalardan oluşur.

Ayın Atmosfer Özellikleri

Ay’ın atmosferi

Son derece ince bir gaz atmosferi, cm3 başına sadece 100 molekül içeren ayı örtmektedir. Buna karşılık, Dünya’nın deniz seviyesindeki atmosferi, cm3 başına yaklaşık milyar milyar kat daha fazla moleküle sahiptir. Tüm ay gazlarının toplam kütlesi yaklaşık 25.000 kilogramdır (yüklü bir damperli kamyon ile yaklaşık aynı ağırlıkta.)

Ayın atmosferinin argon-40, helyum-4, oksijen, metan, azot, karbon monoksit, karbon dioksit, sodyum, potasyum, radon, polonyum ve hatta çok küçük miktarda su içerdiği bilinmektedir. Bu elementlerden bazıları, ay soğuduktan sonra ortaya çıktı. Diğerleriyse kuyruklu yıldızlar tarafından teslim edildi.

Ay tozu, ayın toprağının mikro meteoritler tarafından parçalanmasıyla oluşan, çok keskin ve minik volkanik cam parçalarıdır. Bu toz hiç yıpranmaz. Ekipman ve fermuarları tıkanan Apollo astronotları bu tozdan getirmiştir ve insan sağlığı için tehlikeli toksik bir maddedir.

Ay Keşifleri

Uzay Çağı’nın başlaması ve insanların üzerine ayak bastığı Dünya’nın yanı başındaki tek gezegen olmasıyla nedeniyle insanların keşif yapmak için büyük hedefi haline gelmiştir. NASA’nın tarihi Apollo programı ilk olarak 1969’da ay yüzeyine astronotların inmesi ve uzay arayışını kazanmasıyla başladı.

Apollo görevi sırasında birçok alet yüzeye yerleştirilmiştir ve yararlı veriler elde etmemizi sağlamıştır. Dahası Apollo astronotları 382 kg ay kayalığı da getirmiştir.

Ayrıca Japon, Çin, Rus ve Hint uzay kuruluşları ayın yörüngesine uay araçlarını yerleştirirken, Rus ve Çin sondaları da yüzeye yerleştirildi. Son zamanlarda, hem Hindistan hem de İsrail toprakları ayın yüzeyine inmeye çalıştı, ancak ikisi de başarısızlıkla sonuçlandı.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Güneş Sistemi’ndeki Gezegenlerde Ne Kadar Süre Hayatta Kalabilirsiniz?

Temmuz’da Yeni Ay: Tam Güneş Tutulması ve Parlak Gezegenler Oluşacak

Gezegenler Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 8 İlginç Bilgi

Uzay Yarışı Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 10 Şaşırtıcı Şey

ABD: “Çin, askeri uzay teknolojilerimizi çalıyor!”

Editör / Yazar: Burak AKTEPE

Link: https://www.livescience.com/earths-moon.html

Burak AKTEPE

Yazar Burak AKTEPE

1990 doğumlu ve KTÜ Makina Mühendisliği bölümü mezunuyum. Isı-Enerji - otomotiv gibi alanlarda akademik olarak kendimi geliştiriyorum. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Makina Mühendisliği yüksek lisan öğrenimine devam etmekteyim. Teknoloji, alternatif enerji, modern fizik ve ki enerjisi ilgi alanlarımın başlıcalarıdır. Bilgi edinme ve araştırma bağımlısıyım. Özellikle de gizemini koruyan bilgilere...

Yorumlar

Leave a Reply

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...…

0

Yorumlar

0 yorumlar

Egzaması olan İnsanlar Daha Fazla Kemik Kırılmasına Sahip Oluyor!

Bilime Göre, Ders çalışırken Dikkat Dağınıklığını Nasıl Önlersiniz?