içinde

Günde Bir Fincan Kahve İçerek Kalp Yetmezliği Riski Azaltılabilir

Amerika Birleşik Devletleri’nde başlıca meydana gelen ölüm nedenleri; koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ve felç olarak belirledi. Araştırma yazarı, Dr. David P. Kao: “İyi bilinen kalp hastalığı nedenleri sigara içmek, ilerleyen yaş ve yüksek tansiyondur. Halen bilinmeyen kalp hastalığı nedenleri de mevcuttur.” şeklinde söylemiştir.

Amerikan Kalp Birliği beslenme komitesi üyesi, Chicago Northwestern Üniversitesi Önleyici Tıp ve Beslenme bölümünden Dr. Linda Van Horn: “Dünya çapında kahve tüketiminin artması ve kahvenin giderek daha popüler hale geliyor oluşundan dolayı bilimsel çalışmalar için ilgi konusu olmakta. Çalışmalar, kahve tüketimini bildirme konusundaki güçlükler nedeniyle sınırlı durumdadır.” şeklinde ifade etti.

Kao ve meslektaşları, Framingham Kalp Araştırması’nın kohortundan alınan verileri inceledi. Ve bulguları doğrulayabilmek için hem Topluluklarda Ateoskleroz Riski Çalışması hem de Kardiyovasküler Sağlık Çalışması verileriyle karşılaştırdı. Çalışmaların her biri 21 bin ABD’li yetişkin katılımcının 10 yıllık takip verilerini içermekteydi.

Araştırmacılar, kafeinli kahve içmenin etkilerini incelemek için kahve tüketimini günde 0-3 fincan olacak şekilde kategorize etti. Üç çalışma içerisinde de katılımcılar kendi kahve tüketimlerini bildirdi. Fakat kahve fincanına yönelik bir ölçü birimi kullanılmadı.

Sonuç olarak;

  • Üç çalışma içerisinde bir veya birden fazla fincan kafeinli kahve içenlerde uzun vadede gerçekleşecek kalp yetmezliği riski azaldı.
  • Framingham Kalp ve Kardiyovasküler Sağlık Çalışması’nda günde bir fincan kahve tüketimi ile hiç kahve tüketilmemeye oranla on yıl içerisinde kalp yetmezliği riski %5-12 oranında azaldığı ortaya çıktı.
  • Topluluklarda Ateroskleroz Riski Çalışması’nda günde 0-1 fincan arası kahve içenlerde kalp yetmezliği riski değişmemekle birlikte günde en az 2 bardak içenlerde kalp yetmezliği riski %30 oranında daha düşük çıktı.
  • Kafeinsiz kahve içmenin ise kalp yetmezliği riskine karşı ters etkisi olduğu gözlemlendi. Öyle ki, Framingham Kalp Çalışması’ndan çıkan sonuç: Kafeinsiz kahvenin kalp yetmezliğini artırdığı şeklindedir. Kafeinsiz kahve içmeye bağlı olarak kalp yetmezliği riskinde herhangi bir artma veya azalma olmamıştır. Diğer kaynaklardan alınan kafeinin tıpkı kahve içmekte olduğu gibi kalp yetmezliği riskini azalttığı ortaya çıktı.

Kao: “Kafein ile kalp yetmezliği riskinin azalması arasındaki ilişki oldukça enteresandı. Kahve ve kafein genellikle halk arasında kalp çarpıntısı gibi şeyleri anımsattığından dolayı “kötü” olarak görülmekte. Kafein tüketimi ve kalp yetmezliği arasındaki ilişki ise durumu tam tersi bir hale getiriyor. Nitekim kalp hastalığı riskini azaltmak amacıyla kahve tüketimini artırmayı önermek için elimizde yeterli kanıt bulunmuyor. Çünkü sigarayı bırakmak, kilo vermek veya spor yapmak gibi sonuçların kesin olup olmadığı bilinmiyor.” dedi.

Federal beslenme önerilerine göre ise günde üç ile beş adet 240 ml sade kahve içmek sağlıklı beslenmenin bir parçası olabilir.

Amerikan Kalp Birliği ise latte, macchiato vb. gibi popüler kahvelerin yüksek kalori, şeker ve yağ içermesinden dolayı uyarıda bulunmakta. Araştırmalar her ne kadar kafeinin faydalarını göstermiş olsa da aşırı kahve tüketimi tehlikelidir. Ek olarak, çocuklar kafein tüketmemelidir. Ve aynı şekilde Amerikan Pediatri Akademisi genel olarak çocukların kafeinli içeceklerden uzak durmasını önermekte.

Penny M. Kris-Etherton: “Her ne kadar aralarındaki ilişkiyi kanıtlayamasak da kahve tüketiminin şekersiz veya süt ürünleri kullanılmadan sade bir şekilde içildiği takdirde kalp yetmezliği riskinin azalması ve sağlıklı beslenmenin bir parçası olabileceği oldukça enteresan.

Kahveler, sağlıklı beslenme biçiminin bir parçası olarak tüketilebilir. Nitekim kafeinin bir uyarıcı olduğunu da unutmamak gerekli. Aşırı kahve tüketimi, gerginlik ve uyku bozuklukları gibi rahatsızlıklara neden olabilir.” dedi.

Kahve içme tarzı ve kahve türü gibi kısıtlı bilgilerin de araştırma sonuçlarını etkileyebileceği düşünüyorlar. Örneğin çalışma içerisinde katılımcılar içtikleri kahvelerin çeşidini ve türlerini belirtmedi. Benzer olarak, katılımcıların fincan ölçümü de farklılık göstermekte (kullanılan fincanın ml değeri). Bu gibi nedenlerden ötürü kafein seviyeleri farklı olabilmekte. Ayrıca, esas çalışma içerisinde araştırmacılar kahveleri sadece kafeinli veya kafeinsiz olarak kategorize ediyor. Bu yüzden araştırma enerji içeceklerini, kafeinli çayları, sodayı ve diğer kafein kaynaklarını kapsamamakta.

Editör: Aksel Deniz Günal