fbpx
Connect with us

Arkeoloji

‘Dünyanın en eski gemi enkazı’ Karadeniz’de bulundu

Published

on

Arkeologlar, Karadeniz’in derinliklerinde “dünyanın en eski korunmuş gemi enkazını” keşfettiklerini açıkladı. Karadeniz Deniz Arkeoloji Projesi (MAP) ekibi 23 metre boyundaki gemiyi deniz yüzeyinin yaklaşık 2 kilometre altında, direği dümeni ve kürekleriyle aynen muhafaza edilmiş halde buldu. Bulgaristan açıklarında keşfedilen 2400 yıllık geminin Antik Yunan döneminde ticaret için kullanıldığı düşünülüyor. Arkeoloji ekibi, geminin oksijen eksikliği sayesinde bu kadar iyi muhafaza edildiğini söylüyor. Ekip, bu tür bir gemiyi yalnızca Antik Yunan dönemine ait seramik vazolardaki figürlerde gördüklerini vurguluyor. harita Image captionLondra’daki British Museum’da sergilenen Antik Yunan & Roma döneminden kalma “Siren Vase”daki figürler, keşfedilen gemi enkazına birebir benziyor. Southampton Üniversitesi’nde yapılan karbon tarihi saptama ile buluşun “insanlığın en eski el değmemiş gemi enkazına” ait olduğu da belirlendi.
60’tan fazla gemi enkazı bulundu 
Uluslararası arkeologlar, bilim insanları ve denizaltı araştırmacılarından oluşan uluslararası ekip 3 yıllık bir özel görev için Karadeniz’in derinliklerinde. Şu ana dek 60’tan fazla gemi enkazı keşfettiler.  2 kilometre derinliğinde ortaya çıkan ve Antik Yunan dönemine ait olduğu düşünülen gemi enkazının, bulunduğu derinlikteki oksijen seviyesinin çok düşük olması nedeniyle bugüne kadar bozulmadan kalabildiği belirtiliyor. Güney İngiltere’deki Southampton Üniversitesi’nden Jon Adams, “Klasik dünyadan kalma ve 2 kilometre derinlikte bir geminin sağlam bir şekilde bulunması, düşünmeyeceğim bir şeydi. Bu durum gemi yapımına ve antik dünya denizciliğine ilişkin anlayışımızı değiştirecek” dedi.
Kaynak: https://www.bbc.com/news/world-europe-45951132

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

4,500 Yıl Önce İspanya’da Tüm Erkekleri Yok Eden İstila

Published

on

Yeni araştırmalar, İber yarımadasındaki tüm yerel erkeklerin üstün teknolojiye sahip düşman işgalciler tarafından öldürüldüğünü gösteriyor. 5.000 yıldan daha fazla bir süre önce, göçebe bir çoban grubu, kıtanın geri kalanını fethetmek için doğu Avrupa’daki bozkırlardan kaçtı. Bugün Yamna veya PitGrave kültürü olarak bilinen grup, yeni toprağını hızla işgal etmelerini sağlayan, tekerlekli arabaları olan yeni bir teknoloji getirdi. 4,500 yıldan daha uzun bir süre önce, bu insanların soyundan gelenler İber yarımadasına ulaştı ve uluslararası bir grup bilim insanın yaptığı yeni araştırmaya göre, yerel halkın erkeklerini yeryüzünden sildi. “Bu iki popülasyonun çarpışması kolay değildi; bunun yerine, gelen işgalciler, yerel erkekleri dışarı itti, ”diyor Harvard Üniversitesi’nde genetik profesörü olan David Reich, araştırmanın sonuçlarını, yayınlamadan önce 22 Eylül’de New Scientist dergisinin düzenlediği bir etkinlikte sunarken.

İspanyol bilim insanı Íñigo Olalde iki hafta önce Almanya’ nın Jena kentinde düzenlenen bir konferansta, düşman işgalcilerin bugünkü İspanya ve Portekiz’e gelmelerinin “hızlı ve genel genetik bir etkiye sahip olduğunu” söyledi. Olalde’ye göre, Tunç Çağı boyunca, takip eden popülasyonlar “genetik bilgisinin yüzde 40’ını ve Y kromozomlarının yüzde 100’ünü göçmenlerden alıyorlardı.
Çocukların Y kromozomunu babalarından miras aldıkları göz önüne alındığında, “bu, gelen erkeklerin yerel kadınlara yerel erkeklere göre çok daha öncelikli erişime sahip oldukları anlamına geliyor” dedi.

İber yarımadasında toplanan 153 kişinin kalıntılarının DNA’sını analiz eden çalışma, dünyadaki en önemli bilimsel dergilerden birinde yayınlanacak. Barselona Evrimsel Biyoloji Enstitüsü’nden genetikçi CarlesLalueza-Fox’un da çalıştığı araştırmayla ilgili her ikisi de Harvard Üniversitesi’nden olan araştırmacılardan neReichne de Olade, daha fazla ayrıntı paylaşmak istemedi.
Üç yıl önce Reich başkanlığındaki bir başka araştırma ekibi, Avrupa dillerinin – çoğu Avrupa dilinin ait olduğu aile – Yamna kültürü ve onların soyundan gelenlerin geliştirdiğini öne sürdü.
Barselona Özerk Üniversitesi’nden tarihçi RobertoRisch, EL PAÍS’e, İspanya’nın güneydoğu bölgesindeki Murcia’daki La Bastida kazı bulgularının “büyük bir sürpriz” ortaya çıkardığını söyledi.
“İber yarımadasının yalnızca 8.000 ya da 9.000 yıl önceki ilk Neolitik göç dalgasıyla değil aynı zamanda 4.500 yıl önceki bir gup tarafından da sömürgeleştirildiğini ve beraberinde çok farklı bir kültürü de getirdiğini fark ettik” dedi.

4,500 yıl öncesine ait dünya katmanlarında dört tekerli savaş baltaları ve arabaları bulunabilir. “Ondan sonra, neredeyse bütün erkeklerin mezarları silah, süslemeler, zenginlik göstergeleriyle doluydu. Arkeoloji, erken Neolitik dönemin eski eşitlikçiliğinden kopmuş olan hiyerarşik bir toplumun işaretlerini ortaya koyuyor ”dedi.

Reich’in araştırma ekibinden elde edilen bulgular, geçen yıl Dublin’deki TrinityCollege’den genetikçiler Dan Bradley ve Cambridge University’denRuiMartiniano tarafından yayınlanan bir çalışma ile de destekleniyor. Bu araştırma ekibi, Portekiz’deki arkeolojik alanlarda bulunan 14 kişinin kalıntılarının DNA’sını inceledikten sonra, İber Yarımadası’ndaki Bronz Çağı boyunca Y kromozomunda bir “ara” keşfettiğini açıkladı.

Martiniano, “Y kromozomunun neden değiştirildiğine bakılırsa, bozkırlardaki popülasyonların üstün teknolojiye, daha iyi silahlara ve ayrıca savaşta avantaj sağlayabilecek evcil atlara sahip olduğunu söyleyebiliriz” diyor.

Editör / Yazar: Berfin KAZAZ

Kaynak: https://elpais.com/elpais/2018/10/03/inenglish/1538568010_930565.html

Continue Reading

Arkeoloji

Nil’deki bu batık gemi Heredot’un Mısır gemileriyle ilgili yalan söylemediğinin ilk kanıtı

Published

on

Nil nehrinde 2,500 yıldan fazla bir süredir bozulmamış bir halde bulunan bu gemi, nihayet sırlarını açığa veriyor. Bilim insanları, bu geminin yüzyıllardır varlığı tartışılan bir yapıyı ortaya çıkardığını düşünüyor. MÖ 450 civarında yayınlanan Herodot’un Hikayelerinin 2.96 kısmında, eski Mısır tarihçisi – Mısır’a yaptığı gezi hakkındaki yazılarında – Baris denilen bir tür Nil kargo teknesinden bahsediyor. Onun tasvirine göre, tuğla gibi inşa edilmiş papirüs kaplılardı ve omurgadaki bir delikten geçendümen ile inşa edilmiştir. Bu dümen sistemi, Firavun dönemi boyunca temsil ve modellerde görülmüştü – fakat şimdiye kadar varlığına dair kesin bir arkeolojik kanıt yoktu. 664-332 MÖ. Geç Dönemine tarihlenen, Nil Nehri‘nin Kanopik Ağzı yakınındaki batık liman kenti Thonis-Heracleion’un 17 numaralı bu gemiye bakarsak. Burada araştırmacılar, eski ticaret merkezi ve kültürü hakkında çarpıcı ayrıntılar ortaya çıkaran sayısız eseri keşfederek 70’den fazla gemi enkazını keşfettiler.

Suda en az 2.000 yıldır bulunmasına rağmen, Arkeologların gövdesinin yüzde 70’ini ortaya çıkarmayı başardıkları 17 nolu gemi olağanüstü bir şekilde iyi korunmuş.. Oxford Denizcilik Arkeolojisi Merkezi’nden Arkeolog DamianRobinson, “Bu enkazı keşfedene kadar Herodot’un haklı olduğunu fark edemedik” dedi. Gemi Herodot tarafından belirtilen çeşitli özelliklere sahip. Rusya Bilimler Akademisi Ekoloji Araştırmaları Merkezi’nden arkeolog Alexander Belov’un 2013 deki yazısında belirtiği üzere, “17 numaralı gemi planının eklemleri, Herodot tarafından tanımlandığı gibi,” tuğla sıralarının “görüntüsünü verecek şekilde sıralanmış durumda.” “17 nolu gemi planlaması enlemesine, 1,99 m uzunluğa ulaşabilen ve 11 dizgeye kadar çıkan oldukça uzun zıvanalar tarafından monte edilmiştir.

Baris’in omurgası ve 17 numaralı gemi, kalasın iki katı kalınlıkta ve gövdenin içinde çıkıntı yapan bir omurgaya sahip. “Bazı tutarsızlıklar var – Herodot’un tarif ettiği gemi, gövdenin akasya tahtalarını bir arada tutan kaburgalar gibi görev üstlenen daha kısa zıvanalarasahipti; ve Herodot’un barisinde 17 no’lu Gemi’de bulunan takviye çerçeveleri yoktu. Bunların her ikisi de 27 metre uzunluğundaki Gemi 17’nin Herodot’un barisinden daha büyük olması durumuyla açıklanabilir. Robinson, “Herodot, tekneleri uzun iç kaburgalara sahip olarak nitelendirdi.

Hiç kimse bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu. Bu yapı daha önce arkeolojik olarak hiç görülmedi,” dedi. “Sonra bu özel teknede bu yapım biçimini keşfettik ve kesinlikle Herodot’un söyledikleriyle uyuşuyor” dedi. Ve tabii ki, kıçtaki iki delikten geçen harika bir dümen . Biri diğerinin önüne yerleştirildikten sonra, bu deliklerin, geminin yüküne bağlı olarak daha iyi yönlendirme sağladığı görülüyor. Bu ayrıntılı bulgulara göre, araştırmacılar 17 no’lu Geminin Herodot’un tanımına o kadar yakın olduğuna inanıyor ki aynı tersanede yapılmış bile olabilirler. Belov’un geminin yapımını araştırması Oxford Denizcilik Arkeoloji Merkezi, Gemi 17: Thonis-Heracleion’dan bir barisadlı bir monografide yayınlandı.

Editör / Yazar: Berfin KAZAZ

Kaynak: https://www.sciencealert.com/a-stunning-nile-shipwreck-provides-the-first-archaeological-evidence-of-a-boat-described-by-herodotus

Continue Reading

Arkeoloji

Çin’de 518 milyon yıllık binlerce fosil bulundu

Published

on

Canlıların deri, göz ve iç organları gibi yumuşak dokularının bile çok iyi korunmuş olduğu için fosillerin büyüleyici bir keşif olduğu belirtiliyor. Paleontologlar, Danshui nehri yakınında bulunan fosillerin yarısından fazlasının “keşfedilmemiş türlere” ait olduğu söylüyor. Fosillerin günümüzden 545 milyon yıl önce başlayıp, 495 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilen Kambriyen dönemine ait olduğu tahmin ediliyor. Bölgeden 20 binden fazla fosil numunesi toplanırken şu ana kadar ancak 4351’i incelenebildi. İncelenen türler arasında solucanlar, denizanaları ve su yosunları var.

Araştırmanın liderlerinden Çin Kuzeybatı Üniversitesi’nden Profesör Şingliang Zhang fosillerin “canlıların kökenine dair çok önemli bir kaynak” olacağını belirtti.

Fosilleşme Şansı Normalde Çok Düşük Olan Yumuşak Dokulu Canlılar

Profesör Robert Gaines de fosillerin büyük oranda denizanası ve solucan gibi, normalde fosilleşme şansı çok düşük olan yumuşak dokulu canlılara ait olması nedeniyle çok önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Canlıların bir fırtına sonucu ani olarak tortu altında kaldığı ve bu sayede çok iyi korunduğu tahmin ediliyor. Fosillerin ait olduğunun düşünüldüğü Kambriyen dönemde dünya üzerindeki hayvan çeşitliliğinde çok büyük bir artış yaşanmıştı.

Profesör Robert Gaines, biyolojik çeşitliliğin bugün doğal karşılanan bir olgu olduğunu ancak birçok hayvan türünün Kambriyen dönemdeki “patlamada” ortaya çıktığını belirtiyor. Gaines, “Bu bize aynı zamanda var olmuş tüm hayvanlarla ne kadar derin bir yakınlığımız olduğuna da gösteriyor” diyor.

Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Kaynak: https://www.theguardian.com/science/2019/mar/21/mindblowing-haul-of-fossils-over-500m-years-old-unearthed-in-china

Continue Reading

Öne Çıkanlar