fbpx
Connect with us

Ekoloji

Kedi Türleri ve Karakteristik Özellikleri

Published

on

Yerli kediler ile atalarından gelen vahşi kuzenleri arasında farklılıklar vardır. Çoğu, evcil alt türde olduğu gibi beyni daha küçüktür. Çoğu, aynı zamanda nispeten sosyaldir ve doğal olarak evcildir. Kedileri, yalnız yaratıklar olarak düşünmeye alışkınız. Vahşi doğada, çeşitli silvestris alt türlerinin yavruları çiftleşme olmadıkça veya yetiştirilmedikçe yalnız olma eğilimindedir. Bu vahşi kedi kolonilerinin varlığı; evcil kediler ile vahşi kuzenleri arasında önemli davranışsal farklılıklar olduğunun belirtisidir. İşte, siz değerli okurlarımız için hazırladığımız bu sevimli canlıların kendi türlerine özgü özelliklerinden bahsettik. Ülke olarak kedilere hayranlığımız ortada. Bu yüzden ki Türkiye kedilerle dolu şehirleriyle nam salmış bir ülke olarak da tanınıyor. Ayrıca günümüzde hemen hemen her evde köpekler ya da kediler ailelerimizin birer parçası. Onları bu kadar seviyoruz fakat türlerinden ve bu türlerin karakteristik özelliklerinden haberdar mıyız? Buyrun listemize bir göz atalım…

Bengal Kedisi

Evlere girmiş en vahşi görünümlü kedi türü Bengal kedileri. Adını ilk üretildiği Asya leoparlarından alan Bengal kedileri ilk bakışta, ormanın derinliklerine ait vahşi bir kediymiş gibi görünüyor. Orijinleri dolayısıyla bol bol egzersize ihtiyaç duyan bu tür kediler bol bol konuşmaktan da hoşlanıyor. Güçlü ve kaslı bir yapıları ve oldukça estetik duran leopar ve çiçeksi desenlerle bezeli bir kürkleri ile ön plana çıkıyor.

Bilimsel adı: Felis catus × Prionailurus bengalensis

Kariyerine başladığı yer: Amerika Birleşik Devletleri

Scottish Fold

Scottish Fold, bir kedi ırkıdır. Genellikle gri tonlarında olan Scottish Fold, 1961 yılında İskoçya’da bir çiftçi tarafından fark edilmiştir. Kulak kıkırdağındaki bir mutasyon sebebiyle öne ve aşağı katlanmış kulakları ile ünlüdür. Renkleri genellikle gridir ama diğer renklerde de görülebilir.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: İskoçya

İran Kedisi

İran kedileri basık burunları, uzun ve kabarık tüyleriyle ünlü, hemen hemen herkesin yuvarlak yüzü ve ufak ağzıyla uzaktan ayırt edebileceği bir kedi cinsidir. Bu sevimli tür kürkü nedeniyle sık sık bakıma ihtiyaç duyuyor. Sessiz ve uysal İran kedileri oldukça asil duruşlu ve akıllı kediler. Fars kedisi olarak da bilinir. İran üzerinden dünyaya dağılımı Horasan’dan ihraç edilen kedilerin 1620’li yıllarda Pietro della Valle tarafından Ankara üzerinden İtalya’ya gelmesiyle başlamıştır.

Bilimsel adı: Felis catus

Yaşam süresi: 10 – 17 yıl (Esaret altında)

Mavi Rus kedisi

Mavi Rus kedisi, kısa tüylü, uzun yüzlü gümüşi mavi renkte bir kedi ırkıdır. İlk olarak 1860’larda Kuzey Avrupa’da ortaya çıkmış daha sonra II. Dünya Savaşı sonrasında İskandinavya ve İngiltere’ye, oradan da Amerika’ya gelmiştir. karakteri ise sessiz kendini sevdirmek için çaba gösterme ihtiyacı duymayan bir kedidir

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Arhangelsk

Siyam Kedisi

Siyah maskeleri ve renkli gözleriyle belki de en alımlı kedi türlerinden Siyam kedileri eski adı Siyam olan Tayland’dan dünyaya yayılmış koca bir aile. Seslerini yükseltmekten çekinmeyen bu tür kediler hoşlandıkları ya da hoşlanmadıkları durumları size belirtmekten çekinmiyorlar. Uzun süre yalnız bırakılmaktan hoşlanmayan ve oyuncu bir tür olan Siyam kedilerine biraz nazlı kediler de diyebiliriz.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Tayland

Maine Coon

Amerika yerlisi bir ırk olan Maine Coon’un kökenleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, Amerika’ya gelen denizcilerin yanlarında getirdikleri uzun tüylü kedileri(Geçmişte, erzakları yiyen sıçanlar veya fareleri kontrol altında tutabilmek için gemilerde kedi bulundurulması normaldi.), buradaki kısa tüylü kediler ile çiftleştirdikleri, ve bu ırkın temellerinin böyle atıldığı düşünülmektedir.

İlk yetiştiriciler 1960’lı yılların ortaları ve 1970’li yılların başlarında ortaya çıkmıştır ve günümüzde bildiğimiz haliyle Maine Coon kedisini geliştirmiştir. Fare yakalamada çok iyi olduğu için, ilk başlarda çiftliklerde bu amaç için kullanılmış, zamanla popülerliği artmış ve ev kedisi olarak da tercih edilmeye başlamıştır. 1970’li yıllarda Avrupa ile dünyanın diğer bölgelerine tanıtılmıştır, ve günümüzde en popüler ırklardan bir tanesi haline gelmiştir.

Bilimsel adı: Felis catus

Uzunluk: 1 m (Yetişkin, Burundan kuyruğa)

Kariyerine başladığı yer: Maine, Amerika Birleşik Devletleri

Van Kedisi

Van Gölü bölgesinden çıktığı düşünülen Van kedisi ailesi de tıpkı diğer türler gibi karakteristik özelliklere sahip. Yetiştiği aileye oldukça bağlı bu tür, ev halkından bir ya da iki favori aile bireyini seçmeyi de ihmal etmez. Van kedileri oldukça oyuncu ve yükseklerde dolaşmayı seven kediler. Bu yüzden Van kedisi sahipleri genellikle yüksek alanlarda kırılgan eşyalar bırakamazlar. Çünkü Van kedilerinin herkesin hoşuna gitmeyecek türden bir espri anlayışına sahip kediler. Ayrıca Van kedileri suyu seven nadir kedi türlerinden.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Van Gölü

Ragdoll Kedisi

Sarılmayı en çok seven kedi türü desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Ragdoll kedileri kucağa alındıklarında hareketsizleşip durumlarından asla şikâyet etmez. Birlikte yaşadığı insanı kapıda karşılamak ve çağrıldığında gelmek gibi köpeklere benzer özellikleriyle de diğer kedilerden ayrılırlar.

Ragdoll renk nokta kat ve mavi gözlü bir kedi ırkıdır. Yumuşak ve ipeksi bir kaplamaya sahip, büyük ve kaslı yarı uzun tüylü kedilerdir. Amerikalı yetiştirici Ann Baker tarafından 1960’lı yıllarda geliştirilen doktora ve sicak mizaç ve şefkatli doğası ile tanınırlar.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Amerika Birleşik Devletleri, Kaliforniya

Sfenks Kedisi

Tüy dökmeyen bir kedi arıyorsanız Sfenksler tam size göre. Tüysüz olmalarıyla kolaylıkla ayırt edilebilen, insan canlısı ve aktif yapıları sayesinde kendini herkese sevdirebilen bir kedi türü olan Sfenks kedileri bir genetik mutasyon sonucu kazara ortaya çıkmış fakat farklılıkları sayesinde türetilmiş bir kedi türü. Sphynx, Dünyadaki birkaç tüysüz kedi cinsinden biridir. Kökeni Kanada’dır. Görüntüsünün aksine yumuşak huylu, sahibine bağlı ve cana yakın bir türdür. Ömürleri 8 ile 14 yıl arasındadır.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Toronto

British Shorthair

British Shorthair Büyük Britanya kökenli bir kedi ırkıdır. En yaygın renk “British Blue” ve bakır renkte gözlerdir. Avrupa’nın en eski kedi ırkları arasında yer alan British Shorthair’in kökenlerinin, Romalılar tarafından Britanya Adaları’na getirilen Roma kedilerine dayandığı, bu kedilerin adadaki yerli kedi ırkları ile melezlendikleri, ve fare gibi hayvanları yakalama konusundaki ustalıklarından dolayı değer verilen ev hayvanlarına dönüştükleri düşünülmektedir.

19. yüzyılda, İngiltere’de safkan kedilere gösterilen ilginin artması sonucu, yetiştiriciler evcil kedilerinin tanınmasını istemiştir. British Shorthair ırkı kediler, ilk olarak Londra’da Crystal Palace’da 1871 yılında gösterilmiştir.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Büyük Britanya

Devon Rex

Tıpkı Sfenks kedisi gibi bir genetik mutasyon sonucu, İngiltere’nin Devonshire şehrinde kıvırcık tüyle doğan bir kedinin türetilmesiyle ortaya çıkan bir tür. Devon Rexler birlikte yaşadığı insanın yanından asla ayrılmıyor. Oturmayı en sevdiği yer de ev arkadaşının omuzları. Sizle birlikte yemek yemekten hoşlandığı gibi şişmanlamaya da meyilli olduğundan dikkatli olmakta fayda var.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Buckfastleigh

Habeş Kedisi

Eski adı Habeş olan Etiyopya’da ortaya çıkan bu tür kırmızı ve turuncu renkli tüyleriyle neredeyse hiçbir kediye benzemez. Habeş kedileri hızlı, akıllı ve oyuncu olmalarıyla biliniyor. Dikkatlerinden hiçbir şey kaçmıyor ve sürekli hareket halinde dolanıyorlar. Bir kere bir Habeş kedisi ile yaşadığınızda diğer kedilerin aynı hissi yaratmadığı da söylentiler arasında. Abyssinian, ayrı kılların farklı renklerle birleştiği kendine özgü “kene” tekir paltolu, yerli kısa tüylü bir kedi türüdür.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Mısır

Ankara Kedisi

Başkent Ankara’dan dünyaya yayılan Ankara kedileri, Türkiye dışında Avrupa ve Kuzey Amerika’da da popüler bir tür. Bembeyaz tüyleri ve renkli gözleriyle alımlı olan Ankara kedileri oyunculukları ile çileden çıkarabilse de ailelerine bağlılıkları ve gösterdikleri sevgi ile her evde kabul görebilecek canlılar. İlk kez 17’nci yüzyılda denizciler tarafından Avrupa’ya götürülen Ankara kedisi 18’nci yüzyılda Avrupa soyluların sevgilisi haline gelmiştir.

Bilimsel adı: Felis catus

Yaşam süresi: 12 – 18 yıl

Kariyerine başladığı yer: Türkiye

Munchkin

Munchkin, oldukça yüksek enerjiye sahip orta boy kedi ırkları arasında yer almaktadır. Kısa bacak yapısı ile diğer kedi türlerinden kolayca ayrılabilen görünümü Munchkin kedisinin hızlı ve oynak olmasına bir engel teşkil etmemektedir. Doğaya uygun yapısının yanı sıra evcil ortamda da oldukça mutlu olan Munchkin kedisi her daim sahibi ve çevresi tarafından sevilmek, ilgi görmek ve kucakta olmak isteyecektir.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Amerika Birleşik Devletleri

Norveç Orman Kedisi

Norveç Orman kedisi, Kuzey Avrupa kökenli bir yerli kedi cinsidir. Bu doğal cins çok soğuk bir iklime adapte edilmiştir, üst kat parlak, uzun, su dökmeyen kıllar ve izolasyon için yünlü astarları vardır. Norveç orman kedisinin atalarının, tarih öncesi zamanlarda Norveç’e göç eden kısa tüylü Doğu Avrupa kedileri olduğu, ırkın yalnızca sert Norveç kışlarına adapte olabilen kedilerin hayatta kalabilmesiyle, yani doğal seçilimle geliştiği düşünülmektedir. Bununla birlikte, bu ırkın, o zamanlar bilinen dünyanın pek çok yerine yelken açan ve gemilerine kedilerini de alan Norveç Vikinglerin evcil hayvanları olduğu da iddia edilmektedir.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Norveç

Birman Kedisi

Kutsal Birman kedisi olarak da bilinen kedi Günümüzde Tayland’ın olduğu bölgede pek çok yüzyıl önce kahverengi ırklarının olduğu belgelenmiştir. Bunlar muhtemelen Antik Siyam (Tayland) Krallığı’nda Ayudhya bölgesinde yetiştirilen Thong Daeng veya Supalak kedileriydi. Kahverengi kedilerin 1900′ lü yılların başlarında Birleşik Krallık’ a ithal edilmiş olduğu da kesindir, ancak o zamanlar bu kedilerin Siyam kedisinin farklı bir rengi olduğu düşünülmüştür. Batılı kedi severler tarafından tanınan şekliyle Birman kedisi, ABD’ye Dr. Thompson tarafından 1930 yılında Birmanya’dan getirilen Wong Mau isimli küçük bir kahverengi kediden geliştirilmiştir.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Myanmar (Burma), Fransa

Mısır Mausu

Mısır Mausu orijini Mısır olan kısa tüylü, üçgen kulaklı bir ev kedisi ırkıdır. Mısır mauları, Nil Nehri kıyısında çalışan çiftçilerin tarlalara dadanan tarla faresi, böcek ve yılanların yok edilmesinde yardımcı olduğu için 3000 yıla yakın bir süredir yetiştirilmektedir ve evcilleşmiş ilk kedi ırklarından biridir.

Bilimsel adı: Felis catus

Kariyerine başladığı yer: Mısır

Oriental Shorthair

Oriental Shorthair, ilk olarak 1950 yılında İngiltere’de üretilmesi ile bugün ki görünümünü bir çok modern ırkın diğer ırklara aktarılması ile almaktadır. Akrabaları British Shorhair, Mavi Rus, Habeş ve Siyam kedisi olarak bilinmektedir. Oldukça özel ve gizemli olan bu kedi türü dünya üzerinde büyük kitleler tarafından popülerliğini korumaktadır. Oriental Shorthair, oldukça hareketli ve yüksek enerjiye sahip ince ve zarif kedi türüdür. Sahipleri ile son derece güçlü bağlar kurabilen bu sevimli tür, aile ortamına uygun olması ile dünya üzerine bir çok kedi sever tarafından evcil ortamda büyütülmektedir.

Listemizin sonuna geldik. Sadece bu listedekiler değil, bu listeye sığdıramadığımız onlarca, yüzlerce, belki binlerce kedi türleri bulunmaktadır.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Bilim İnsanları, Antarktika’da Oluşan Gizemli Buz Deliklerinin Sırrını Açıkladı

Published

on

Antarktika’da kış soğuk, sürekli karanlık, şiddetli fırtınalı ve uzun bir şekilde yaşandığı için bazı yıllarda deniz buzu içinde delikler açılmaktadır. Polinya adı verilen bu garip delikler, kutuplarda yapılan okyanus bilimleri çalışmalarının odaklandığı alanlardan bir tanesidir. Antarktika’da bulunan ve büyük merak uyandıran gizemli buz deliklerinin sırrı, foklar ve robotlar kullanılarak keşfedildi. 2016 ve 2017 yıllarında Weddell Denizi ‘nde iki tane çok büyük delik açılmış olması polinyanın son zamanlarda oldukça fazla ilgi görmesine sebep olmuştur. 1970’li yıllardan bu yana varlıkları bilinen bu yapılar, Washington Üniversitesi Okyanus bilim Okulu ’nda doktora öğrencisi olan EthanCampbell’in de araştırma konusu oldu. Campbell, araştırmasında bu yapıların nasıl ortaya çıktığını ve kutupları saran okyanus ekosisteminde nereye oturduğunu açıkladı. Antarktika ‘da, bu kraterler, buzun altında yüzen foklar gibi hayvanlar için bir dinlenme durağı olarak işlev görmekte ancak Campbell, araştırmacıların onlardan çok daha fazlası olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Çünkü ılık ve erimiş karbonu tutan deniz buzu aynı zamanda atmosfere önemli miktarda karbondioksit salınımı gerçekleştiriyor. 2017 yılı Nisan ayında atmosfer bilimciler tarafından Jeofizik Araştırmaları Dergisi’nde yayınlanan bir bildiriye göre saatte 72 mil (saatte 117 kilometre) kadar rüzgâr hızlarına sahip şiddetli bir fırtınaya işaret etti, ancak 2016 ve 2017 yıllarında kış fırtınalarına rağmen önemli bir problem ile karşılaşılmadı. 1974, 1975 ve 1976’da üç büyük polinya gözlemlendi. Campbell ve ekibi, Ulusal Bilim Vakfı tarafından Weddell Denizi’nde kurulan Güney Okyanus Karbon ve İklim Gözlemleri ve Modelleme projesi (SOCCOM) tarafından üç farklı kaynaktan yararlanıldı.

Bu kaynaklar: uydu görüntüleri, contalara bağlanan sensörler ve yüzdürme robotları olupokyanus yüzeyinin su sıcaklığını, tuzluluk oranı ve karbon içeriği hakkında veriler topladı.Polinyalar kışın açıldığı zaman Antarktika’ya gidemediğimiz için robotik cihazların kullanılması bu delikleri anlamak için çok önemlidir. İklim değişikliği nedeniyle Antarktika kıyılarında değişkenlik gösteren rüzgârlar daha yakına ve daha kuvvetli bir şekilde kaydığında, Weddell Denizi’nin derinliklerinde daha soğuk tuzlu suyun yükselmesine neden olur. Campbell, bu iklim olayı ve sonrasında yükselen okyanus yüzeyinin 2016 ‘da alışılmadık bir şekilde tuzlu hale geldiğini ve bunun da okyanus suyunun dikey olarak karışmasını kolaylaştırdığını söyledi (Tipik olarak, tuzluluk farklılıkları okyanus katmanlarını ayrı tutar, tıpkı daha az yoğun yağ suyun üstünde yüzer ve karışmayı reddeder).

Polinya yapılarının oluşmasında ise temel olarak okyanustaki iki önemli akıntı katmanı rol oynuyor. Üstte yer alan sıcak katman ile altta yer alan soğuk katman arasındaki etkileşimde, buz tabakasında değişimler ortaya çıkıyor. Normalde yavaş gerçekleşen derin tabaka değişimleri, bu yapılarda oldukça hızlanıyor. Campbell ve ekibi hala büyük polinyaların oluşum sürelerin arasındaki periyodik farkı ya da neden büyük polinyalar yerine küçük yapılar oluştuğunu açıklamak için çeşitli çalışmalar yapıyorlar. Polinyaları neyin oluşturduğunu anlayabilirsek, bir sonrakinin ne zaman oluşacağını da kestirme şansımız olacaktır. [Antarktika’da eriyen buzulların altında devasa bir çukur olduğu tespit edildi]

Editör / Yazar: Seval ÖZGÜR

Kaynak: https://www.livescience.com/65693-mysterious-antarctic-ice-holes-explained.html

Continue Reading

Ekoloji

İnsan Medeniyeti 2050’den İtibaren Yok Olabilir

Published

on

İklim değişikliğinden dolayı önümüzdeki yıllarda insan uygarlığının nasıl çökebileceğini gösteren üzücü bir senaryo analizi, eski bir Avustralya savunma şefi ve kıdemli kraliyet donanması komutanı tarafından onaylandı. Avustralya’ nın Melbourne kentinde bulunan bir düşünce kuruluşu tarafından yayınlanan bu analiz, iklim değişikliğini insan uygarlığına karşı orta vadeli varoluşsal bir tehdit olarak tanımlamakta ve önümüzdeki 30 yıl boyunca neler olabileceği hakkında makul bir senaryo ortaya koymakta. Belge, iklimle ilgili güvenlik tehditlerinin potansiyel olarak aşırı ciddi sonuçlarının, geleneksel olarak varsayıldığından çok daha muhtemel olduğunu savunuyor. Fakat belgede son bin yılın insan deneyiminin dışına düştüklerinden dolayı bu tehdidin nicel olarak belirlenmesinin neredeyse imkansız olduğu da savunulmakta.

Rapor ayrıca, gezegen ve insan sistemlerinin yüzyılın ortalarında geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşabileceği konusunda uyarıyor. Bu senaryonun risklerinden kaçınmanın tek yolu, “II. Dünya Savaşı acil durum seferberliği” ölçeğine benzer olarak tanımlanan bir rapordur. Ancak bu sefer de güvenli bir iklim restorasyonunu sağlamak için hızlıca bir‘’sıfır emisyonlu sanayi sistemi’’ kurmaya odaklanılmalı.

Senaryo, yörüngemizin ısısının küresel ısınmada muhtemelen en az 3 santigrat derece (C) artacağı konusunda uyarıyor. Bu da mercan resif sistemleri, Amazon yağmur ormanları ve Kuzey Kutbu da dahil olmak üzere anahtar ekosistemlerin çöküşünü hızlandıracak. Böyle bir sonuç yıkıcı olur. Bir milyar insan olumsuz yaşam koşullarından uzaklaşmak için göç etmek zorunda kalır ve iki milyar insan da su kaynağı yetersizliği ile karşı karşıya kalabilir. Tarım, alt tropik bölgelerde çöker ve gıda üretimi dünya çapında dramatik bir şekilde acı çekebilir.

Rapor: “2 ° C ısınma için bile, bir milyardan fazla insanın yerinin değiştirilmesi gerekebilir ve üst düzey senaryolardaki yıkım ölçeği, insan uygarlığının sona erme olasılığının yüksek olduğu modelleme kapasitemizin bile ötesinde ”diyor. David Spratt ve Ian Dunlop tarafından yeni bir politika brifingi yazıldı. Motherboard ’a konuşan Spratt; risklerin anlaşılamamasının kilit bir sebebinin politika yapıcılar için üretilen fazla bilginin çok tutucu olduğunu belirtti.

Çünkü riskler artık var olduğundan, senaryo analizi kullanılarak iklim ve güvenlik riski değerlendirmesine yeni bir yaklaşım gerekmektedir. Geçtiğimiz Ekim ayında Motherboard BM’nin iklim değişikliği konusunda hükümet politika yapıcılarına ilişkin özet raporunun (bulguları yaygın olarak ‘yıkıcı’ kabul edilen), aslında çok iyimser bir yaklaşım olduğuna dair bilimsel kanıtlar olduğunu bildirdi.

Sonuç olarak yazarlar, geleneksel risk yaklaşımlarının, en kötü senaryoları küçümseme eğiliminde olduklarını vurgulamaktadır. Spratt ve Dunlop ’un 2050 senaryosu, sadece birkaç on yıl içinde büyük ölçüde yaşanmaz bir gezegene yol açarak, hızla kontrolden çıkan iklim senaryosuyla sonuçlanmasının ne kadar kolay olabileceğini göstermektedir. Spratt: ‘’Üst düzey bir 2050 senaryosu, sosyal bozulma ve doğrudan kaos içinde yaşanılan bir dünya olur. Ancak ulusal güvenlik sektörünün lojistik ve planlama deneyimlerinin değerli bir rol oynayabileceği küresel seferberlik için kısa bir fırsat penceresi de mevcut.’’ Dedi.

Ayrıca, iklim değişikliği sonucu oluşabilecek felaketlerden biri Antarktika hakkındaki videomuzu izlemek için tıklayınız>>> https://www.youtube.com/watch?v=5L44DctL_Ms

Çeviri: Burak AKTEPE

Link: https://www.vice.com/en_us/article/597kpd/new-report-suggests-high-likelihood-of-human-civilization-coming-to-an-end-in-2050

Continue Reading

Ekoloji

Uğur Böceği Sürüsü Olduğu İddia Edilen Gizemli Bir Kütle, Hava Durumu Radarında Yakalandı

Published

on

Güney Kaliforniya ‘daki meteorologlar, salı gecesi uğur böceği sürüsünün Ulusal Hava Durumu Servisi radarına girmesiyle garip bir sürpriz  yaşadı. Yaklaşık 130 x 130 kilometre (80 mil) olarak görünen kütle, San Bernardino ilçesi üzerinde güneye doğru ilerlemekteydi. San Diego ‘daki Ulusal Hava Durumu Servisi ‘nde çalışan meteoroloji uzmanı Casey Oswant NPR, durumu; “Çok garipti çünkü göreceli olarak açık bir gündü ve herhangi bir yağmur veya fırtına beklemiyorduk ama radarımıza baktığımızda bir şey olduğu çok açıktı” şeklinde ifade etti. Meteoroloji uzmanları; durumu yerel bir hava gözlemcisine danıştıklarında, radar sinyali birçok yağmur damlası büyüklüğünde cisim görmesine rağmen yağmur yağmadığını bildirdi. Gözlemciler, yaptıkları gözlemler sırasında bazı uğur böceklerini fark etti ve dev, garip bir kütlenin hareket halindeki uğur böcekleri tarafından oluştuğu sonucuna vardı. Ancak Kaliforniya ‘da 200 tür yaşadığı için bu kütlenin ne tür bir uğur böceğinden oluşabileceği belli değildi.

Yüksek bir ihtimal

Yüksek bir ihtimal, Hippodamia yani bahçe haşere kontrolü için inanılmaz popüler yakınsak uğur böceği olduğuydu. 1,5 – 2,7 kilometre (1 – 1,7 mil) yükseklikte uçan söz konusu sürünün ana kütlesi, radarda göründüğü kadar büyük değildi. Büyük bir çoğunluk sadece 16 kilometre (10 mil) bir alanda yoğunlaşmıştı ve o zaman bile belirli bir yoğunlukta değil, nispeten daha dağınıktı. Yine de cevaplanması gereken birçok soru vardı. Uğur böcekleri göç etseler bile, yılın bu zamanlarında bu göçü görmek çok nadirdi ve genellikle uğur böcekleri, karlı kış boyunca hayatta kalmak için sıcak yerler aramakta ilkbaharda yaprak bitleri ile ziyafet çekmekteydi.

UC Riverside ’daki entomolog Ring Cardé Reuters ’e; “Yani bu görünüm, onları görmeyi beklediğimden daha erkendi, alışılmadık derecede ıslak ve yağışlı bir kış mevsiminde normalden daha fazla sayıda uğur böceği kış uykusunda görülmektedir, sonra yükselen sıcaklıklar ile uyandıklarında beslenmek için topluca hareket etmeye başlarlar. ” şeklinde ifade etti. Ancak Cornell Üniversitesi entomolog John Losey, bu durumda daha fazla endişe verici faktörlerin olabileceğine inanmaktadır ve NPR’ye, durumu; “Bu büyük sürüyü neden daha önce göremediğimiz tam olarak belli değil; bu, hava koşullarında ve av popülasyonlarında olanların rastgele bir etkisi midir? Yoksa hepsi uçup giderken yoğunlaşan bir tür iklim değişikliği ile ilgisi var mıdır?” şeklinde ifade etti.

Yetkililer, en iyi durum senaryosunun şu anda Kaliforniya’da uğur böceği sağ kalımı için koşulların daha iyi olacağını veya görülen kütlenin uğur böceği sürüsü olmayabileceğini belirtti. Ekip bu durumu onaylamak için çok çalışmış olmasına rağmen uğur böceği fikrini destekleyen herhangi bir kanıt bulamadı ve Bohart Entomoloji Müzesi’nden entomolog Steve Heydon, The Guardian’a sıcaklıkların uğur böceklerinin genellikle tercih ettiğini sıcaklıktan daha soğuk olduğunu söyledi. Ekolojist James Cornett, uğur böceği teorisine inanmayı zor bulduğunu söyledi çünkü böcekler genellikle bir radar ekosu üretmek için gerekli olan onlarca, milyonlarca değil birkaç binden fazla sürü halinde hareket etmektedir. Üstelik
kütlenin kendisi tam anlamıyla radardan kaybolduğundan gizemli sinyale neyin sebep olduğu asla bilinemeyecektir.

Editör / Yazar: Tuğçe AYAR

Kaynak: https://www.sciencealert.com/a-swarm-of-ladybugs-was-so-huge-it-showed-up-on-a-weather-radar

Continue Reading

Öne Çıkanlar