fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Anunnakiler, Görmezden Gelinen Tarih

Yayınlandı

üzerinde

Sümer metinlerinde bulunan Annunakiler gerçeği ve Sümer mitolojisinin görmezden gelindiği iddiaları son dönemlerde sıkça dile getiriliyor. Yunan ve Roma mitolojilerinin kaynağını oluşturan Sümer metinleri daha eski bir tarihe sahip olmalarına rağmen oldukça zengin bilgilerle dolu. Sümer metinlerinde geçen Anunnakiler ve yaradılış sırları sonrasında dinsel metinlerin birçoğunda görülüyor. Anunnakilerin dünyayı tohumladığını ve burada köle olarak kullanmak üzere bir ırk yarattıklarını belirten metinler oldukça detaylı tanımlamalarla dolu.

anunnakiler-gormezden-gelinen-tarih
Anunnaki’nin insanın yaratıcıları olduğuna inanılıyor. Bu güçlü Tanrılar, uzak geçmişte Dünya’yı terk ettiler; bir gün, Dünya’ya döneceklerine söz vererek. Tuhaf bir şekilde, dünyanın dört bir yanındaki eski kültürlere bakarsak, Tanrılarının çoğu-Yaratıcı Tanrıları-Dünya’yı terk edip bir gün döneceğine söz verdi. Bazı araştırmacılara ve yazarlara göre Anunnaki, spiritüel uyanışı ve insan bilincinin evrimini hızlandırmak için “yanlış yaptıklarını düzeltmek” amacıyla Dünya’ya dönecek.

anunnakiler-gormezden-gelinen-tarih2
Bazı araştırmacılar Anunnakilerin bu dönemde dünyaya döneceklerini düşünüyor. Sümer mitolojisinde Anunnaki, Dünya’ya gelen ve sonunda insan ırkını yaratan iyi ve kötü tanrı ve tanrıçalar grubuydu. Dünya çapında birçok yazar tarafından Anunnakilerin dünyaya gelmiş olduğuyla ilgili sayısız kaynak toplandı. Antik bir geçmişte dünyaya gelen Anunnakiler, araştırmacılar tarafından uzun bir süreden beri tartışılıyor. Varlıkları ve dünya gezegenine gelişleri farklı kültürlerde sayısız metinde işleniyor, ancak bu metinlerin görmezden gelindiği Anunnaki araştırmacıları tarafından iddia ediliyor.

anunnakiler-gormezden-gelinen-tarih1
Bazı Afrika kültürlerinde, dünya dışı varlıkların on binlerce yıl boyunca Dünya’yı ziyaret ettiğine inanılıyor. Örneğin, Zulu efsanelerinde yıldızlardan gelen ziyaretçilerin altın ve diğer doğal kaynakları çıkardığını, bu kaynakların çıkarılması için köleler yarattıklarını söylüyor.
Bazı kaynaklar bu tanrıların Niburu’dan geldiğini söylüyor. Asuriler ve Babiller gezegeni ‘Marduk’ olarak adlandırıyorlar. Sümerler, Nibiru’da bir yılın Dünya’da 3.600 yıla eşdeğer olduğunu söylüyor. Niburu’nun var olup olmadığı ise büyük bir tartışma konusu. Güneş sisteminin dışında muazzam bir gezegenin olduğunu gösteren çok sayıda bilgi mevcut. Bilim insanları bu gezegene Planet X ismini verdiler.

anunnakiler-gormezden-gelinen-tarih3 Washington Post’a göre: “Muhtemelen samanyolundaki dev gezegen Jüpiter kadar büyük ve bu güneş sisteminin bir parçası olan, Orion takımyıldızının yönünde, yeni bir gezegen ABD’deki bir teleskop tarafından bulundu. IRAS akademisyeni Gerry Neugebauer ortaya çıkan bulgulara dair, “Size söyleyebileceğim tek şey, bunun ne olduğunu bilmediğimiz “dedi.
R. Harrington, 1988’de Astronomical Journal’da çok ilginç bir yazı yazdı. Harrington, Dünya’dan üç ya da dört kat daha büyük bir gezegenin var olduğunu ve Pluto’ya göre güneşten üç ya da dört kat uzakta bir yerde olduğunu söyledi. Sunulan matematiksel modellere göre,Niburu ya da Planet X olarak isimlendirilen gezegen 30 derecelik son derece eliptik bir yörüngeyle hareket ediyor.

IRAS akademisyeni Gerry Neugebauer

IRAS akademisyeni Gerry Neugebauer

2008’de Japon araştırmacılar, hesaplamalarına göre, Dünya gezegeninin üçte ikisine kadar bir büyüklüğe sahip yaklaşık 100 AU uzaklıkta bir “keşfedilmemiş” gezegen bulunması gerektiğini açıkladı.
Birçok araştırmacı tarafından Niburu’nun var olduğu öne sürülüyor. Eski metinlere göre Anunnaki’nin ortalama ömrünün 120 SARolduğuna, yani 120 x 3.600 ya da 432.000 yıl olduğuna inanılmaktadır. Sümerlerde ortaya çıkan kral listesinde binlerce yıl boyunca hükmeden krallardan söz etmektedir. Metinde, “Krallığın cennetten inmesinden sonra krallık Eridug’daydı. Eridug’da, Alulim kral oldu; 28800 yıl hükmetti. Alaljar 36000 yıl hükmetti. 2 kral; 64800 yıldır hükmetti. ” ibareleri bulunuyor.
Sümer Kral Listesi hakkında en ilginç ayrıntılardan biri, ilk listenin, Dünya üzerinde 241.200 yıl boyunca hüküm süren sekiz kralın, orijinal krallığın ‘cennetten’ aşağı indiği zamana dek “Büyük Tufan”, bu topraklarda süpürüldüğünü ve bir kez daha gökten indiklerini belirtmesi.
Anunnakilerin yarattığı insan ırkıyla ilgilide araştırmacıların bazı iddiaları bulunuyor. Kazakistandan bazı araştırmacıların ortaya attığı hipotez, daha gelişmiş bir dünya dışı medeniyetin farklı dünyalarda yeni hayat tohumladığı ve dünyanın da sadece onlardan birisi olduğu yönündedir.

anunnakiler-gormezden-gelinen-tarih6 Araştırmacılar, “DNA’da gördüğümüz şey, iki versiyondan, dev bir yapılandırılmış koddan ve basit veya basit koddan oluşan bir program.” Araştırmacılar, DNA kodumuzun ilk bölümünün Dünya üzerinde yazılmadığına ve onlara göre doğrulanabilir olduğuna inanmaktadır. İkincisi ve en önemlisi, genlerin tek başına evrim / ani evrim sürecini açıklamak için yeterli olmadığı ve ‘oyunda’ bir şey daha olması gerektiği yönünde. Araştırmacı Makukov’a göre “Er ya da geç,” “dünyadaki tüm yaşamların dünyevi kuzenlerimizin genetik kodunu taşıdığını ve evrimin bizim düşüncemiz olmadığını kabul etmeliyiz” dedi. Bu bilimsel bulguların sonuçları, insanlara benzeyen uzaylılarla temas kurduğunu iddia eden diğer kişiler ve gözlemciler tarafından ortaya atılan iddiaları güçlendiriyor. İnsan benzeri uzaylılar insan evrimi için gerekli bazı genetik materyali dünya insanı için sağlayabilir.
Amerikalı bir New Age edebiyat yazarı olan ve 2012 olayı hakkında yazan ve yeryüzünün manyetik kutupluluğunun tersine döneceği iddiasıyla kaydedilen GreggBraden’e göre, sadece “açık” kodumuzda bulunan 64 kodundan 20’sine sahibiz. Biri, “Neden yaratılışın kaynağı, DNA’nın çoğunu kapatarak genetik yeteneklerimizi sınırladı” diye sormalı. Ortaya atılan bir teoriye göre DNA’mız Anunnaki yaratıcılar tarafından kontrol içerisinde kalabilmemiz için sınırlandırıldı.

ufo araştırmacısı Simon Parkes

ufo araştırmacısı Simon Parkes

Birçok araştırmacı Anunnaki’nin milyonlarca yıldır ‘bizi kontrol eden’ kişiler olduğuna inanıyor ve insanoğlunun gerçek genetiğini onların bildiğini düşünüyor. Çoğu yazar, bir gün dönmeyi vaat eden sayısız kültürde bahsedilen Tanrı olabilecek Anunnaki’nin, insanın yaratıcıları oldukları için bizi tamamen kontrol edebildiğini iddia ediyor.
Bir ufo araştırmacısı olan Simon Parkes, 12 şerit DNA’ya sahip olduğumuzu ve her bir kolun belirli bir galaktik ırkla ilgili olduğunu söylüyor. Varsayımsal olarak, DNA’daki latentkodonları tutuşmanın bir yolunu bulabilirsek, pratik olarak gezegenimizdeki her insanın iyileşmesi ve gezegenimizin iyileşmesi gibi konular başta olmak üzere neredeyse her şeyi yapabiliriz.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/the-return-of-the-anunnaki/

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. ASYA

    Kasım 4, 2017 at 12:38 am

    merhaba. içeriğinizi çok beğendim. takip edeceğim sizi. başarılar

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Soğuk Suda Yüzmek Depresyon Tedavisinde Yardımcı Olabilir Mi?

Yayınlandı

üzerinde

Depresyona yakalanan 24 yaşındaki bir hasta haftada bir kez açık denizde yüzerek ilaçlarını azalttı. Dört ay içerisinde ise ilaçları tamamıyla bıraktı ve depresyon hastalığından kurtuldu.
Bir yıl önce, depresyon geçiren 24 yaşında bir kadına doktoru tarafından sıra dışı bir reçete verildi: soğuk suda haftada bir kez yüzme. Hasta Sarah, University College London’da bir doktor ve araştırmacı olan Christoffer van Tulleken tarafından sunulan BBC belgesel dizisi The Doctor Who Gave Up Uyuşturucu’nun bir parçası olarak kameraya alındı.

Doktor Van Tulleken, “En çok reçete edilen ilaçlarımıza baktığımızda, özellikle de bunların etkililiğine dair kanıtlarda zayıflıklar söz konusu” dedi. Sarah 17 yaşından beri majör depresif bozukluk ve anksiyete tedavisi görüyordu. Ancak semptomları birinci basamak tedaviye dirençliydi ve depresyon ilaçları onu adeta bir sisin içerisine sokuyordu. Sarah kızını doğurmasının ardından artık ilaç kullanmak istemiyordu. Depresyon hastalığından kurtulmak da onun öncelikleri arasındaydı. Van Tulleken’in gözetiminde, yavaş yavaş ilaç dozlarını düşürdü ve 15C sıcaklığa sahip açık suda haftalık yüzme programı başlattı.

Bu geleneksel olmayan tedaviyle hasta dört ay içerisinde ilaçları tamamen bıraktı ve majör depresyondan kurtuldu. Depresyon, dünya çapında insanları hayattan koparan en önemli hastalıklardan birisidir. Doktor Van Tulleken depresyon tedavisi için her geçen gün daha yüksek sayıda antidepresan kullanımı olduğunu ifade ediyor. Bu ilaçların etkinliğiyle ilgili yapılan testler ise oldukça yetersiz. Bu sebeple birçok doktor depresyon ilaçlarına alternatif tedavi yöntemleri üretmeye çalışıyor. Sarah’ın hikayesi Van Tulleken ve meslektaşlarının yazdığı, İngiliz Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir vaka raporunun temelini oluşturdu. Raporda, Van Tulleken ve meslektaşları Sarah’ın deneyimini anlatıyor ve soğuk suda yüzmenin diğer hastalar işe yarayıp yaramayacağının ortaya çıkması için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.

Vücudun soğuk suya daldırılmaya ilk tepkisi, derhal soğuk su şokuna sebep olarak, vücudun hızlıca soğumasıdır. Bu özellikle solunum ve kalp hızında büyük bir artışa yol açtığı için, bazı tıbbi rahatsızlıkları olanlar için son derece tehlikeli olabilir. Portsmouth Üniversitesi’nde spor ve egzersiz bilimi bölümü profesörü ve raporun ortak yazarı Michael Tipton şunları söyledi: “Yararlı taraf hakkında düşünmekten ziyade yıllardır soğuk suya dalmanın tehlikeli yönleri hakkında daha çok endişeliydik.” Tipton, soğuğun anti-enflamatuar olduğuna dair kanıtlar olduğunu ve yakın tarihli bir çalışmanın, soğuk suda yüzmenin ameliyat sonrası ağrı yaşayan hastalarda iyileşme sağladığının bulunduğunu belirtti. Soğuk suda yüzme, vücuttaki stres tepkilerini de aktive eder ve soğuk suya tekrar tekrar maruz kalmak alışma denilen bir uyum sürecine yol açar.

Van Tulleken, “Bir teori, eğer soğuk suya uyum sağlarsanız, stres tepkiniz, öfkeniz, sınavlar veya işten kovulma gibi diğer günlük streslere karşı duygularınız körelir” diyor. Çalışmaya katılmamış olan Reading Üniversitesi’ndeki bir klinik psikolog ve profesör olan ShirleyReynolds’a göre, egzersiz gibi anlamlı bir aktivite yapmanın kendi başına faydalı olduğuna dair kanıtlar var. Reynolds ayrıca, “tek bir vakanın,“ bu yöntemi depresyon tedavisi için yeterli olarak tanımlamaya yetmeyeceğini söyledi.
Kaynak: https://www.theguardian.com/science/blog/2018/sep/13/could-cold-water-swimming-help-treat-depression

Devamını Oku

Bilim

Bilim insanları, kişilik türlerini 4 farklı kümede topladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Amerikalı bilim insanlarının yaptığı araştırmada kişilik türleri 4 farklı kümede toplandı. Ayrıntıları “Nature Human Behaviour” dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde dünya çapında 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler doğrultusunda kişiliğin, sıradan, çekingen, ben merkezci ve rol model olmak en az 4 kümeye ayrıldığı tespit edildi.

Northwestern Üniversitesi McCormick Mühendislik Fakültesinden Luis Amaral liderliğinde yapılan araştırmada belirlenen bu türlerin, 5 temel kişilik özelliğine (duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük) dayandırıldığı belirtildi. Verilerin, alternatif hesaplama (algoritma) yaklaşımıyla bir araya getirildiği araştırmanın bulgularının, psikolojideki paradigmalara meydan okuduğu ifade edildi. Bilim insanları, sıradan insanlarda duygusal dengesizliğin ve dışa dönüklüğün baskın olduğunu, bu kişilik türünün kadınlarda daha çok görüldüğünü belirtirken, çekingenler, duygusal açıdan dengeli, bir nebze uyumlu ve dürüst olarak değerlendirildi.

Duygusal dengesizliğin çok az rastlandığı rol modellerde diğer 4 kişilik özelliğinin yaygın görüldüğü, kişinin rol model sınıfına girme olasılığının yaşla arttığı, yine bu kişilik türüne kadınlarda daha fazla rastlandığı kaydedildi. Bilim insanları, ben merkezcilerin dışa dönük olmalarına rağmen açık sözlülük, uyumluluk ve dürüstlük özelliklerinde ortalamanın altında kaldığına, yine yaşlanmayla ben merkezci kişiliğe sahip olanların sayısında çarpıcı bir düşüş gözlendiğine işaret etti.
Kaynak: https://www.brisbanetimes.com.au/lifestyle/life-and-relationships/scientists-identify-four-personality-types-20180918-p504fb.html?ref=rss&utm_medium=rss&utm_source=rss_feed
Editör / Yazar: Uğur ÖRDEM

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanlarından, fındık atıklarından kemoterapi ilacı etken maddesi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki akademisyenler, fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBİT) bünyesindeki akademisyenler, TÜBİTAK desteğiyle yaklaşık 2 yıl boyunca laboratuvar ortamında yürüttükleri çalışma sonucu fındık atıklarından kemoterapi ilaçlarının etken maddesini elde ederek pilot üretim aşamasına getirdi. Türkiye’de yaklaşık 500 bin ton tarımsal atık olarak bulunan fındık dış kabuğu, çotanak ve yaprakları üzerinde çalışmalar yapan akademisyenler, bilimsel araştırma ve deney hayvanları üzerindeki denemeler sonucunda, dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar olan üç kemoterapi ilacının etken maddesini elde etti. Daha sonra farklı aşamalarda denemeler yapan bilim adamları, ilacın üretimi için yatırımcı görüşmeleri gerçekleştirdi. Fındık atıklarından elde edilen etken maddenin ilgili firmalar tarafından ilaca dönüştürülerek kanser tedavisinde kullanılması hedefleniyor.

“Projemiz, milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor”
DÜBİT Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki yıl önce TÜBİTAK desteğiyle fındık atıklarında bulunan kemoterapi ilaçlarının etken maddesinin elde edilmesine ilişkin başlatılan projenin tamamlandığını söyledi. Uğraş, projede mikro seviyede etken maddenin saflaştırılmasının tamamlandığını aktararak, “Çalışmamız mikro seviyede 3 kemoterapi ilacının tedavisini sağlayan molekülün öncü bir molekülünü sağlamış oldu. Bu çalışma yatırıma döküldüğünde 3 ilacı elde edilir hale geliyoruz. Çalışmamızda bu molekülün nasıl elde edileceğini, elde edildiğinde fındık kabuğu tonundan ne miktarda çıkarılabileceğini hesapladık.
Şu aşamadaki durumumuz, pilot seviyede bu ilaçları elde edebilmek için yatırıma geçmek. Artık TÜBİTAK ve üniversiteden aldığımız desteğin yanında yatırımcıya ihtiyaç var ve görüşmeler gerçekleşiyor.” diye konuştu. Fındığın, Türkiye’nin en önemli tarımsal ürünlerinden olduğunu anlatan Uğraş, şöyle devam etti: “Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bu sadece görünen faydası. Görünmeyen faydası ise atıkları. Fındığın sert kabuğu, yeşil dış kabuğu ve yaprakları. Projemiz her üçüne de odaklanmıştı ve sert kabuk, yeşil kabuk üzerinde çalışmalar yaptık. Bu ikisinin yıllık 500 bin ton atığı oluşuyor. Sert kabuk yakılarak değerlendirilirken, yeşil kabuk tam anlamıyla bir çevre problemi olarak atıl oluyor. Projemiz, hem bu atıkların değerlendirilmesini hem de milli ilaç hedefimize yaklaşmamızı sağlıyor.

Bu, vatandaşlar tarafından kabukların kaynatılıp içilmesi anlamına gelmesin. Bu kesinlikle bilgi gerektiren, doktorların ileri seviyede kanser teşhisi koymuş ve kemoterapide kullanılacak bir ilaç. Ancak doktorların gözetiminde kullanılması gerekir. Biz bu ilaçların kimyasal deneylerini yaptık. Kesinlikle vatandaşlarımız ‘kabuğu kaynatayım suyunu içeyim’ anlamı çıkarmasın. İlaç firmasında, ilaç normuna getirildikten sonra doktor tavsiyesinde kullanılıyor.”
“İhracat yapacak konuma geliriz”
Uğraş, elde edilecek ilacın kanser tedavisinde kullanılacağını dile getirerek, “İlaç, özellikle göğüs ve yumurtalık kanserlerinde kullanılacak. Hastanelerde uzman hemşire ve doktorlar tarafından uygulanan bir ilaç sınıfındadır. Elde edilen molekülden dünyada 3 ilaç üretiliyor. Bu ilaçların dünyadaki ticaret hacmi 2 milyar dolar civarında. Ülke olarak bu ilaçlara ödediğimiz para ise yaklaşık 100 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Fındık kabuğu atıklarını ele aldığımızda, uygun bir yatırımcıyla bunu ekonomiye kazandırdığımızda, sadece ithalatın önüne geçmiş olmayız, ihracat yapacak konuma geliriz.” şeklinde konuştu.
Kaynak: (AA)

Devamını Oku

Öne Çıkanlar